Savunmadaki Sovyet askerlerinin Ağustos ayı sonlarında imha edildiklerine ilişkin raporlar da vardır.Kommitténs rapport överlämnades till FN i slutet av augusti.
Airbus Defence and Space SAS, Airbus'ın havacılık ve savunmadan sorumlu bölümüdür.Euclid nyttolast hanteras av Airbus Defense och Space .
Dışişleri ve savunmadan ise Birleşik Krallık sorumluydu.Utrikes- och försvarsfrågor ligger dock kvar under den brittiska regeringens ansvar.
Savunmada görev almaktaydı.Där hade kåren försvarsställningar.
Yaptığı savunmada bunun meşru müdafaa olduğunu söyledi ve bir yıl hapis cezası aldı.I utbyte mot ett erkännande fick han ett års fängelse då han hävdade att det var i nödvärn.
Dolayısıyla savunmada kalmak yeterliydi.Було вирішено захищатися.
Airbus Defence and Space SAS, Airbus'ın havacılık ve savunmadan sorumlu bölümüdür.Головний підрядник ЄКА — Airbus Defence and Space.
Savunmada oynar.Грав у захисті.
Dışişleri ve savunmadan ise Birleşik Krallık sorumluydu.Za zahraniční vztahy a obranu odpovídá Spojené království.
Kısacası Prkacin için ne savunmada ne de hücumda hiçbir durumda çareler tükenmez.Pokud jde o dary v případě požáru nebo ztroskotání nesmějí dohody obsahovat žádnou přísahu.
Savunmada oynar.Organizuje obranu.
Bu nedenle askerî zaferleri hem savunmada, hem de taarruzda bulunmaktadı.Din acest motiv, loialitatea lor era pusă sub semnul întrebării, atât în cadrul echipei cât și afara ei.
Dolayısıyla savunmada kalmak yeterliydi.Emiatt védelem alatt áll.
Bu sebeple ancak savunmada kullanılabilmekteydi.Így inkább csak a védekezésben tudnak segíteni.
Dışişleri ve savunmadan ise Birleşik Krallık sorumluydu.Maan ulko- ja puolustuspolitiikasta päättivät britit.
Savunmada oynar.Έπαιζε αμυντικός.
Savunmada, sağ bek mevkiinde oynadı.Αγωνίζοταν ως αμυντικός, κυρίως στη θέση του δεξιού μπακ.
Bundan sonra İyon kent devletleri hep savunmada kalmıştır.Ήδη από την εποχή εκείνη το πολυεθνικό κράτος των Αψβούργων βρισκόταν σε άμυνα.
Savunmadaki kuvvet, Alman 7. SS Dağ Tümeni, "Prinz Eugen"dir.Τα υπόλοιπα μέλη ενσωματώθηκαν στην 7η Ορεινή Μεραρχία SS Εθελοντών Πρίγκηπας Ευγένιος.
Savunmada oynar.Hun spiller forsvar.
Bu sebeple ancak savunmada kullanılabilmekteydi.Dette skjer i tilfelle bare i selvforsvar.
1968 yılında insan haklarını savunmadaki katkılarından dolayı Nobel Barış Ödülü'ne layık görülmüştür.Han ble tildelt Nobels fredspris i 1968 for sitt arbeide med Menneskerettighetserklæringen.
Savunmadaki kuvvet, Alman 7. SS Dağ Tümeni, "Prinz Eugen"dir.SS-frivillige-bergdivisjon «Prinz Eugen», (tysk: 7.
Savunmada oynar.Han spilte forsvar.
860lara kadar üstün Müslüman orduları Bizans'ı savunmada bıraktı.Hingga tahun 860-an, tentara Muslim yang superior telah menempatkan Bizantium dalam posisi bertahan.
Cumhuriyeti savunmadaki güçleri gitmiş ya da mahvolmuştur.Barang-barang milik Republik dihancurkan atau dibumi hanguskan.
Bu sebeple ancak savunmada kullanılabilmekteydi.Chúng có thể được sử dụng để phòng thủ.
Dışişleri ve savunmadan ise Birleşik Krallık sorumluydu.ただし、外交・防衛についてはイギリス政府が責任を負う。
1. Panzer Ordusu, 1944 yılı Şubat ayı ortalarında kuzeybatı Ukrayna'da savunmadaydı.1944年2月中旬、ドイツ第1装甲軍はウクライナ北西部の防衛にあたっていた。
Örneğin; varsayımlar, mantıksal savunmada terim olarak kullanılabilir.例如,假设可以被用作逻辑争论的前提。
Dolayısıyla savunmada kalmak yeterliydi.为近被防卫要地。
Savunmada, sağ bek mevkiinde oynadı.日本代表隊後援右投。
Bundan sonra İyon kentleri hep savunmada kalmıştır.하지만 이후에도 지속적으로 양 민족간 분쟁이 계속 이어졌다.
Bu sebeple ancak savunmada kullanılabilmekteydi.ולפיכך ניתן לעצרו רק בכוח.
B5Nler ayrıca Ekim 1944'te Filipinlerdeki başarısız savunmada bombardıman amacıyla da kullanıldı.B5N su također obnašali ulogu bombardera tijekom neuspješne obrane filipina u listopadu 1944. godine.
Savunmadaki Sovyet birlikleri her karış toprağı inatla savunurken Alman kayıpları da giderek arttı.Kao i u svim drugim ofenzivama na Zapadnom frontu Nijemci su tijekom napredovanja izgubili topovsku zaštitu.
Savunmada oynar.Igrao u obrani.
Bu sebeple ancak savunmada kullanılabilmekteydi.Dajú sa využiť na obranu.
Bundan sonra İngiliz sömürgeler daha çok savunmada kalacaklardı.Vėliau daugėjo kolonistų vokiečių.
Savunmada oynar.Žaidė gynėju.
Savunmada oynar.Mängis kaitsepositsioonil.
Ben savunmada bir ţekilde, kendimi haklý görerek, 'Ne demek nereden aldýn?Řekl jsem povýšeně, bráníc se: "Jak to myslíš, kde jsem to vzal?"
Bu yuzden ogretmen birbiri ardina bir yigin toplantiya katilip ayni savunmada bulunmak zorunda kaldi.Also musste die Lehrerin Versammlung um Versammlung aussitzen und dieselben Argumente vorbringen.
Bu yuzden ogretmen birbiri ardina bir yigin toplantiya katilip ayni savunmada bulunmak zorunda kaldi.Aşa că ea a trebuit să meargă la întâlniri peste întâlniri, cu aceleaşi argumente iar şi iar şi iar.
Bu yuzden ogretmen birbiri ardina bir yigin toplantiya katilip ayni savunmada bulunmak zorunda kaldi.Du coup, elle a dû enchaîner réunion sur réunion et répéter les mêmes arguments encore et encore.
Bu yuzden ogretmen birbiri ardina bir yigin toplantiya katilip ayni savunmada bulunmak zorunda kaldi.E così, lei aveva partecipato a una riunione dopo l'altra, discussione dopo discussione.
Bu yuzden ogretmen birbiri ardina bir yigin toplantiya katilip ayni savunmada bulunmak zorunda kaldi.Entonces, ella tuvo que ir a una reunión tras otra, con los mismos argumentos una y otra vez.
Bu yuzden ogretmen birbiri ardina bir yigin toplantiya katilip ayni savunmada bulunmak zorunda kaldi.Ezért a tanárnőnek kellett hiábavaló egyeztetésekre járni, ahol újra és újra ugyanazok az érvek hangzottak el.
Bu yuzden ogretmen birbiri ardina bir yigin toplantiya katilip ayni savunmada bulunmak zorunda kaldi.그래서, 바로 이 여선생님이 연이은 회의에 참석해서, 똑같은 주장을 계속 되풀이해야 했습니다.
Bu yuzden ogretmen birbiri ardina bir yigin toplantiya katilip ayni savunmada bulunmak zorunda kaldi.Takže musela chodit ze schůze na schůzi, opakovat stejné argumenty, pořád a pořád dokola.
Bu yuzden ogretmen birbiri ardina bir yigin toplantiya katilip ayni savunmada bulunmak zorunda kaldi.Takže, stále musela chodiť na stretnutia za stretnutiami, tie isté argumenty opäť a znovu.
Bu yuzden ogretmen birbiri ardina bir yigin toplantiya katilip ayni savunmada bulunmak zorunda kaldi.Thế là cô ấy phải họp hết buổi này đến buổi khác, các lý lẽ giống nhau luôn được lặp lại.
Bu yuzden ogretmen birbiri ardina bir yigin toplantiya katilip ayni savunmada bulunmak zorunda kaldi.Zij moest van gesprek naar gesprek, met telkens dezelfde argumenten opnieuw en opnieuw.
Bu yuzden ogretmen birbiri ardina bir yigin toplantiya katilip ayni savunmada bulunmak zorunda kaldi.И поэтому ей приходилось посещать встречу за встречей, выслушивать одни и те же доводы снова и снова.
Bu yuzden ogretmen birbiri ardina bir yigin toplantiya katilip ayni savunmada bulunmak zorunda kaldi.Така че тя трябвало да ходи на среща след среща, да води едни и същи спорове отново и отново.
Bu yuzden ogretmen birbiri ardina bir yigin toplantiya katilip ayni savunmada bulunmak zorunda kaldi.אז, היא נאלצה ללכת לפגישה אחר פגישה, שבהן אותם טיעונים נטענו פעם אחר פעם.
Bu yuzden ogretmen birbiri ardina bir yigin toplantiya katilip ayni savunmada bulunmak zorunda kaldi.لذا، كان عليها إجراء مقابلة بعد الأخرى، نفس الادّعاءات تكررت مرات ومرات أخرى.
Bu yuzden ogretmen birbiri ardina bir yigin toplantiya katilip ayni savunmada bulunmak zorunda kaldi.いつも同じ議論の繰り返しでした 30日も眠れない夜を過ごすうちに
'Nereden aldýn?' Ben savunmada bir ţekilde, kendimi haklý görerek, 'Ne demek nereden aldýn?- Де Ви взяли його? я сказав, обороняючись, самовдоволений:
Savunmada dökülen kanın rengine. gelecek bölümde görüşürüzA cor do sangue derramado durante a defesa. até à próxima