Derleme birlikler de kanat savunmalarına -kuzey ve güney- yerleştirildi.L'abitato stesso fu organizzato a difesa e furono inviate pattuglie verso nord e verso est.
Daha büyük köpeklere karşı kendisini savunmayı bilir.Ha la tendenza ad affrontare avversari più grandi di lui.
Helikopter Japonya Öz Savunma Kuvvetleri tarafından kullanılmaktadır.Oggi è impiegato dalle forze di autodifesa giapponesi.
Mart 1989 - Ocak 1993 tarihleri arasında George H. W. Bush hükümetinde Savunma Bakanlığı yaptı.Dal marzo del 1989 al gennaio del 1993 è segretario alla Difesa nell'amministrazione di George Bush padre.
Böylece savunmacılar, direnmeyi sürdürebildiler.I difensori resistettero ancora.
Her iki takımda her inning'de bir savunma ve bir hücum oyuncusu bulunur.Per ogni squadra deve essere presente una fromazione di difesa e una d'attacco.
1943 yılında Savaş Bakanlığı (günümüzde Savunma Bakanlığı) tarafından kuruldu.Nel 1964 il Department è diventato il Ministry of Defence (Ministero della Difesa ).
Savunmadaki kuvvet, Alman 7. SS Dağ Tümeni, "Prinz Eugen"dir.SS-Gebirgsdivision "Prinz Eugen" tedesca.
Rákosi'nin hükumetinde, Savunma Bakanı olarak Mihály Farkas da bulunmaktaydı.Da ricordare, tra gli altri, la presenza di Carlton Myers, in qualità di procuratore.
Bununla beraber Liman savunmasını arkadan vuran Japon kara güçlerince basıldılar.Comunque furono prese di sorpresa dalle truppe di terra giapponesi che aggirarono le difese del porto.
Savunmasız olduklarından genelde geceleri uçarlar ve ıssız bölgelerde ürerler.In genere appare di notte in luoghi vuoti o semivuoti.
Bazıları beslenme caydırıcısıdır ve savunma amaçlı kullanılır.Motivi possono avere effetti emotivi ed essere usati a scopo di propaganda.
Savunmada görev almaktaydı.Fu impiegato in funzione difensiva.
Ekim 2014 itibarıyla Senato Dışişleri ve Savunma Komisyonu Başkanıdır.Il 9 ottobre 2014 è eletto presidente della commissione Affari esteri, Difesa e Forze armate del Senato.
Kadınlara oy hakkının verilmesini savundu ve bu hakkı 1919'da kabul ettirdi.Questo movimento culminò con la concessione del suffragio femminile nel 1919.
Millî Savunma Bakanlığı tarafından yönetilir.Sono amministrate dal Ministero della Difesa.
Tekrar adaya dönüldüğünde kulübe halkı savunma için hazırlık yapmaya başlar.Quando torneremo a casa, discuteremo dei Coal Chamber.
Heraklitos bu anlayışını 'aynı dereden iki kere yıkanılmaz' sözüyle savunmaktadır.Tezuka con questa sfida apre due 'porte' contemporaneamente.
Önemli reformların savunucusu IV. Agis'e karşı çıktı.Il re si oppose alle riforme propugnate dal collega Agide IV, della dinastia Euripontide.
Rafael, İsrail Savunma Kuvvetleri için silah ve savunma teknolojileri geliştirip üretir.La tecnologia ed i prodotti Rafael sono destinati sia alle Forze di Difesa Israeliane che all'esportazione.
Sonraki maçta Jeff Hardy, Birleşik Devletler Şampiyonluğu kemerini Randy Orton'a karşı savundu.A Backlash, Jeff Hardy ha difeso con successo lo United States Championship contro Randy Orton.
Kızıl Ordu taarruzu Alman savunmasının sağlam bir direnmesiyle karşılaştı.L'Armata Rossa sta resistendo con coraggio all'invasione tedesca.
Dördüncü maçta Kevin Owens, NXT Şampiyonluğu kemerini Finn Bálor'a karşı savundu.Il 4 luglio, a The Beast in the East, Kevin Owens ha perso l'NXT Championship a favore di Finn Bálor.
Video, Slager'ın silahsız ve savunmasız olan Scott'u kaçarken arkasından vurduğunu gösteriyordu.Ma un video mostra l'agente Slager che spara per otto volte contro l'uomo in fuga e disarmato.
Bu durum, cephenin sol kesimini fazlasıyla etkilemiş ve Osmanlı savunmasının tümden çökmesine yol açmıştır.Questo ha danneggiato il ventricolo sinistro, mettendo a serio rischio la vita del dottore.
Hızlı ve vahşi harekât İtalyanları savunmasız bırakmıştır.La velocità e la violenza della campagna lasciarono attoniti gli italiani.
Uluslararası tahkim savunucusu olduğundan 1909'da Nobel Barış Ödülünü kazanmıştır.Fu sostenitore dell'arbitrato internazionale e Premio Nobel per la Pace nel 1909.
Bu konağı enfeksiyondan nonspesifik olarak savunan hücreleri ve diğer mekanizmaları içermektedir.Questo comprende le cellule e gli altri meccanismi che difendono l'ospite da infezioni in modo non specifico.
Tuva milleti tam bağımsızlığı savunmaktadır.Il Partito Indipendentista Portoricano promuove l'indipendenza completa dell'isola.
Savaşa karşı savunmaları başarısız oldu.L'effetto di questa difesa fu vano.
Makalelerinde işçi sınıfının haklarını savundu, sosyal ve politik düzeni eleştiren yazılar yazdı.Tuttavia continuò la sua battaglia politica scrivendo libri in difesa delle idee socialiste e comuniste.
Doğal yapısı gereği savunmaya çok elverişli olduğundan, tarihte hep vazgeçilmez olmuştur.Molto difficile da educare, poiché mantiene sempre la sua indipendenza.
Hücrenin savunmasına karşı bir görev üstlenir.Dubita della sicurezza della città-prigione.
Böylece Neolution'cular öjeniyi savunmaktadır.Deputato di Sel difende così le indennità.
Oğlunun savun.")Che vita da cane!)?».
Medeniyeti öne çıkaran Türk Tarih Tezi ırk temelini savunan Turancı görüşe ters düşmektedir.Ma l'amore per il tormentato ballerino russo continua a divorarlo.
Ancak mahkeme savunmayı reddetti.L'imputato tuttavia rifiutò.
Avukat tutmadı, hep kendi kendini savundu.Nessuno voleva stare con lui, che se ne stava sempre per conto proprio».
Myspace hesaplarında ve filmlerinde, esrarı savunduğunu açıkladı.Rese note sul proprio MySpace le proprie motivazioni.
Yerine askerî savunma planı yürürlüğe girmiştir.Al loro posto è stata introdotta la forza di combattimento.
İlk savunma merkezi 4 Haziran'da faaliyete başladı.Le promozioni iniziarono il 4 giugno.
Yalnızca savunma savaşları meşrudur.Attaccano solo i sistemi di difesa.
Ama biz burada vatanımızı savunuyoruz.Io muoio per la mia patria.
Parti geleneksel olarak güçlü bir şekilde insan haklarını ve Tayvan'ın bağımsızlığını savunmaktadır.Tradizionalmente è stato associato ad una forte difesa dei diritti umani e ad un'identità distinta di Taiwan.
Mesela Warrior denilen Sınıf Çok yüksek Savunmaya sahip olur ve kolay kolay yenilmezler.Hanno il compito di affrontare i lottatori di più alto rango per essere facilmente sconfitti.
Burçlar olan hatlarda savunma duvarı, savunması daha da güçlendirmek içe doğru açılı yapılmıştır.Un fossato appena fuori le mura incrementava ulteriormente le difese.
Engizisyoncular bu yolla tüm insanların mutluluğunu sağladıklarını savunurlar.La polizia cerca di capire chi possa aver tratto beneficio dalla morte di tutte queste persone.
Araplar kalenin savunmacılarını öldürdü ve büyük sayıda esir aldılar.Gli uomini di Tallmadge distrussero le scorte del forte e presero numerosi prigionieri.
Savunma yaparken, top çalmak için D; kayarak top çalmak için A tuşları kullanılıyor.Il tasto A serve a sparare, il tasto B a saltare.
Bu durumda İnönü Mevzii ilerisinde savunma yapmanın gereği kalmamıştır.Penso che non ci sia alcuna necessità di abbandonare la difesa in un processo a porte chiuse.
Uluslararası olaraksa Avusturya Okulu tarafından savunulmaktadır.Si oppone alle leggi scolastiche austriache.
Asıl amacı, mültecilerin haklarını ve refahını savunmaktır.Si pone come obiettivo la tutela di diritti dei cittadini e dei consumatori.
Ayrıca All-Star takımına ve All NBA Yılın Savunma takımına seçildi.Viene poi incluso nell'All-NBA First Team e nel NBA All-Defensive Team della lega.
Garnizon kumandanı teslim talebini reddetti ve savunmaya geçti.Il generale, monarchico convinto, si rifiutò e presentò le dimissioni.
Ek madde birçok kadın savunucunun çalışmasıyla ortaya çıkmıştır.Decisiva la testimonianza di alcune sue collaboratrici.
1.0.1 den daha önceki ve 1.0.1g den daha sonraki sürümler bu hataya karşı savunmasız değildir.Le versioni seguenti (da 1.0.1g in avanti) e quelle precedenti (da 1.0.0 e più vecchie) non sono vulnerabili.
Halkı silahlandırmayı savundu.I profeti disarmati.
Müntzer Meryem’in İsa’nın doğumu sırasında da önce de ve sonra da bakire olduğunu savunur.Gli ortodossi affermano che Maria rimase vergine prima e dopo la nascita di Cristo.
Türk-İslam sentezini savunan Ülkücülerle ortak çalışmada bulunmamıştır.Al tempo stesso, non vennero coinvolte nello scambio le comunità greche di fede islamica.
Bu Savunma Bakanlığı için dünya çapında topografik haritalar oluşturmaktan sorumludur.Sullo sfondo sono presenti mappe topografiche della città.