Dayım, Vietnam Savaşı gazisidir.My uncle is a veteran of the Vietnam War.
Büyük babam savaş sırasında bir askerdi.My grandfather was a soldier during the war.
Dedem 2. Dünya Savaşı sırasında öldürüldü.My grandfather was killed in World War II.
Büyük babam II. Dünya Savaşı'nda öldürüldü.My grandfather was killed in World War II.
"Yıldız Savaşları"nı iki defa izledim.I have seen "Star Wars" twice.
Yıldız Savaşlarının birinci bölümünü izlemedim.I didn't watch Star Wars episode 1.
Ben savaşın her türüne karşıyım.I'm opposed to any type of war.
Hiçbir zaman savaşlara inanmadım.I have never believed in wars.
II. Dünya Savaşı'ndan sonraki uluslararası anlaşmazlıklar hakkında bir tez yazıyorum.I am writing a thesis about international disputes after World War II.
Uzun lafın kısası savaş baltasını gömdük.To make a long story short, we buried the hatchet.
İyi bir başlangıç yapmak savaşın yarısıdır.Making a good start is half the battle.
Savaşta ve aşkta her şey mübahtır.All is fair in love and war.
Biz zafer için çok savaştık.We fought hard for victory.
İnsanların barışı savaşa tercih ettiklerinden şüphe yok.There is no doubt that people prefer peace to war.
İnsanlarda bir savaş korkusu var.People have a fear of wars.
Umarız dünya asla bir nükleer savaşın eşiğinde olmaz.Let us hope the world will never be on the brink of a nuclear war.
Dünyada hiç kimse savaş istemez.Nobody in the world wants war.
Öğretmen İkinci Dünya Savaşı'nın 1939'da patlak verdiğini söyledi.The teacher said that World War II broke out in 1939.
Öğretmen İkinci Dünya Savaşı'nın 1939'da başladığını söyledi.The teacher said that World War II broke out in 1939.
Savaş asla barışı kanıtlamamıştır.Battle's never proven peace.
Savaş bizim lehimizde gidiyor.The war is going in our favor.
Savaş durumu umutsuzdu.The war situation was desperate.
Savaştan sonra daha az insan şapka giymek için geldi.Fewer people have come to wear hats after the war.
Savaştan sonra, karayollarının çoğu acilen tamir ihtiyacı duydu.After the war most of the highways were in urgent need of repair.
Savaştan sonra, demokrasi fikri Japonya geneline yayıldı.After the war, the idea of democracy spread throughout Japan.
Savaştan beri Japonya bilim ve teknolojide geniş ölçüde gelişti.Since the war, Japan has advanced greatly in science and technology.
Savaş sırasında, orduda görev yaptı.During the war, he served in the army.
Savaş sırasında hükümet eti karne ile verdi.The government rationed meat during the war.
Savaş alanı ölülerle ve ölenlerle doluydu.The battlefield was full of the dead and the dying.
Ben savaştan önce Avrupa'ya gittim.I went to Europe before the war.
Savaş ülkenin zenginliği azalttı.The war diminished the wealth of the country.
Umarım artık savaşın olmadığı zaman yakında gelecektir.I hope the time will soon come when there would be no more war.
Savaş çıktığında o Londra'da yaşıyordu.He was living in London when the war broke out.
Savaş patlak verdiğinde, o, Londra'da yaşıyordu.He was living in London when the war broke out.
Umarım savaş patlak vermez.I hope war doesn't break out.
Bir savaş ihtimali var.There's a possibility of war.
Savaş başladığında on yıldır orada yaşıyorduk.We had lived there for ten years when the war broke out.
Savaşın bittiği yıl doğmuşum.The year the war ended, I was born.
Savaş aniden patlak verdi.War suddenly broke out.
Savaşma seviş.Make love, not war.
Savaşma, seviş.Make love, not war.
Savaşlarda ölen tüm insanları düşündüğümde üzülüyorum.I feel sad when I think about all the people who die in wars.
Savaş, araştırmalarına son verdi.The war brought their research to an end.
Savaş askerleri cepheye gitmeye zorladı.War compelled soldiers to go to the front.
Acı ve üzüntü savaşa eşlik eder.Misery and sorrow accompany war.
Savaş 1939'da patlak verdi.The war broke out in 1939.
Savaş, 1939'da patlak verdi.The war broke out in 1939.
Savaş 1939 yılında patlak verdi.War broke out in 1939.
1945 yılında savaş sona erdi.The war ended in 1945.
Savaş kente ölüm ve yıkım getirdi.The war brought about death and destruction in the city.
Savaş ülkeye yıkım getirdi.The war brought ruin to the country.
Ne pahasına olursa olsun savaştan kaçınılmalı.War must be avoided at all costs.
Savaş yaklaşık on yıl sürdü.The war lasted nearly ten years.
Savaş hâlâ devam ediyor.The war is still going on.
Savaş kimseyi mutlu etmez.War doesn't make anybody happy.
Savaş hepimizi ilgilendiriyor.War concerns us all.
Onlar savaşın durdurulması gerektiği konusunda aynı fikirdeydiler.They were unanimous that the war should be brought to a halt.
Savaş kaçınılmaz değil.War is not inevitable.
Savaş mutlaka mutsuzluğa neden olur.War necessarily causes unhappiness.
Savaş, tarih boyunca sıkıntı üretti.War has produced famine throughout history.