O hazineyi satmaya çalıştığınızda ortak pazarlar daha çok verim bekleyecek. - -A veřejné trhy, když se snažíte prodat ten dluhopis, potom očekávají vyšší výnos.
O hazineyi satmaya çalıştığınızda ortak pazarlar daha çok verim bekleyecek. -それからに期待します。 高い利回りを。
Okullara falan yedek parça ve kitler satmaya başladı.A început să vândă piese de prisos, kit-uri către şcoli şi altele.
Okullara falan yedek parça ve kitler satmaya başladı.Começou a vender peças sobresselentes, kits para escolas e coisas dessas.
Okullara falan yedek parça ve kitler satmaya başladı.Empezó a vender partes, kits a colegios y esas cosas.
Okullara falan yedek parça ve kitler satmaya başladı.Er begann überschüssige Bauteile, Sets, an Schulen usw. zu verkaufen.
Okullara falan yedek parça ve kitler satmaya başladı.Feleslegként megmaradt alkatrészeket, felszereléseket adott el iskoláknak - meg ilyesmi.
Okullara falan yedek parça ve kitler satmaya başladı.Hän alkoi myydä ylijäämäosia, sarjoja kouluille ja sensellaista.
Okullara falan yedek parça ve kitler satmaya başladı.Han solgte overskudsdele, samlesæt, til skoler og lignende.
Okullara falan yedek parça ve kitler satmaya başladı.Hij begon met verkopen van reserve-onderdelen en bouwpakketten aan scholen en zo.
Okullara falan yedek parça ve kitler satmaya başladı.Il a commencé à vendre des pièces de surplus, des kits, aux écoles et autres.
Okullara falan yedek parça ve kitler satmaya başladı.Iniziò a vendere accessori, ricambi, kit per scuole e roba simile.
Okullara falan yedek parça ve kitler satmaya başladı.그분은 남은 부품이나 키트들을 학교에 파셨죠.
Okullara falan yedek parça ve kitler satmaya başladı.Ông buôn bán các bộ phận tháo lắp, các bộ dụng cụ cho các trường học, v.v...
Okullara falan yedek parça ve kitler satmaya başladı.Sprzedawał części, zestawy do szkół itp.
Okullara falan yedek parça ve kitler satmaya başladı.Začal prodávat přebytečné součástky a vybavení do škol a tak.
Okullara falan yedek parça ve kitler satmaya başladı.Άρχισε να πουλάει εξαρτήματα, σετ συναρμολόγησης, σε σχολεία και τέτοια.
Okullara falan yedek parça ve kitler satmaya başladı.Започна да продава резервни части, комплекти, на училища и други.
Okullara falan yedek parça ve kitler satmaya başladı.Стал продавать детали, наборы в школы и другие места.
Okullara falan yedek parça ve kitler satmaya başladı.והתחיל למכור חלקי חילוף, ערכות לבתי ספר וכדומה
Okullara falan yedek parça ve kitler satmaya başladı.بدا فى بيع قطع الغيار الفائضة ، ومعداتٍ للمدارس و خلافه
Okullara falan yedek parça ve kitler satmaya başladı.すごく好奇心が強い人で 子供だった私のところに
Önce kendi bahçemde bir dükkan açtım ve çömlek yapıp Budapeste'de pazarda satmaya başladım.Đầu tiên, tôi mở một cửa hàng ngay trong khu vườn nhà, và làm đồ gốm mà tôi bán ở khu chợ Budapest.
Önce kendi bahçemde bir dükkan açtım ve çömlek yapıp Budapeste'de pazarda satmaya başladım.Először létrehoztam egy műhelyt a kertemben, és kerámiákat készítettem, amiket a budapesti piacon adtam el.
Önce kendi bahçemde bir dükkan açtım ve çömlek yapıp Budapeste'de pazarda satmaya başladım.Ik begon met een werkplaats in mijn tuin, en maakte aardewerk dat ik op de markt in Boedapest verkocht.
Önce kendi bahçemde bir dükkan açtım ve çömlek yapıp Budapeste'de pazarda satmaya başladım.저는 우선 우리집의 뒷마당에 도자기 작업장을 짓고, 그 곳에서 만든 도자기들을 부다페스트에 있는 시장에서 팔았습니다.
Önce kendi bahçemde bir dükkan açtım ve çömlek yapıp Budapeste'de pazarda satmaya başladım.Primero establecí mi taller en mi jardín, e hice cerámica que vendí en el mercado de Budapest.
Önce kendi bahçemde bir dükkan açtım ve çömlek yapıp Budapeste'de pazarda satmaya başladım.בהתחלה פתחתי סדנא בגינה שלי, ועשיתי קדרות אותה מכרתי בשוק בבודפשט.
Önce kendi bahçemde bir dükkan açtım ve çömlek yapıp Budapeste'de pazarda satmaya başladım.في البداية أسست محلاً في حديقتي الخاصة وصنعت فخارات للبيع في ساحة البيع في بودابست
Önce kendi bahçemde bir dükkan açtım ve çömlek yapıp Budapeste'de pazarda satmaya başladım.そこで作った陶器を ブダペストの市場で売りました 当時のボーイフレンドと一緒に 座りながらね
Ondan para kazanmaya çalışarak. Kutulayıp, paketleyip daha iyi hâle getirmeye ve insanlara satmaya çalışırız.Tratamos de sacar tajada, intentamos empaquetarla y mejorarla y vendérsela a la gente.
Onlar almak onların ikramiye ne satmak için referans.Παίρνουν τους μπόνους σε σχέση με αυτό που πωλούν.
Oralarda ayakkabı satmak için bir fırsat olup olmadığını öğrenmek amacıyla gönderilmişlerdi.A céljuk az volt, hogy felmérjék, vajon van-e lehetőség cipőt eladni a helyieknek.
Oralarda ayakkabı satmak için bir fırsat olup olmadığını öğrenmek amacıyla gönderilmişlerdi.Boli vyslaní, aby zistili, či sa tam dajú predávať topánky.
Oralarda ayakkabı satmak için bir fırsat olup olmadığını öğrenmek amacıyla gönderilmişlerdi.Byli vysláni, aby zjistili, jaké jsou tam možnosti obchodu s obuví.
Oralarda ayakkabı satmak için bir fırsat olup olmadığını öğrenmek amacıyla gönderilmişlerdi.De blev sendt afsted for at undersøge mulighederne for at sælge sko.
Oralarda ayakkabı satmak için bir fırsat olup olmadığını öğrenmek amacıyla gönderilmişlerdi.De hade skickats dit för att ta reda på om det fanns någon möjlighet att sälja skor där.
Oralarda ayakkabı satmak için bir fırsat olup olmadığını öğrenmek amacıyla gönderilmişlerdi.Erano stati mandati là per vedere se c'erano possibilità per il mercato delle scarpe.
Oralarda ayakkabı satmak için bir fırsat olup olmadığını öğrenmek amacıyla gönderilmişlerdi.Họ được gửi đi để mở đường cho việc kinh doanh giày dép tại đó
Oralarda ayakkabı satmak için bir fırsat olup olmadığını öğrenmek amacıyla gönderilmişlerdi.Ils furent envoyés là-bas pour y chercher des opportunités de vendre des chaussures.
Oralarda ayakkabı satmak için bir fırsat olup olmadığını öğrenmek amacıyla gönderilmişlerdi.그들은 신발을 팔기 위해 아프리카에 갔습니다.
Oralarda ayakkabı satmak için bir fırsat olup olmadığını öğrenmek amacıyla gönderilmişlerdi.Los mandaron para ver si era factible vender zapatos.
Oralarda ayakkabı satmak için bir fırsat olup olmadığını öğrenmek amacıyla gönderilmişlerdi.Mereka ditugaskan untuk mencari peluang untuk menjual sepatu.
Oralarda ayakkabı satmak için bir fırsat olup olmadığını öğrenmek amacıyla gönderilmişlerdi.Sie sollten nach Möglichkeiten suchen, Schuhe zu verkaufen.
Oralarda ayakkabı satmak için bir fırsat olup olmadığını öğrenmek amacıyla gönderilmişlerdi.Ze onderzochten of het mogelijk was schoenen te verkopen.
Oralarda ayakkabı satmak için bir fırsat olup olmadığını öğrenmek amacıyla gönderilmişlerdi.Τους έστειλαν εκεί κάτω για να ερευνήσουν αν υπήρχε καμία ευκαιρία να πουλήσουν παπούτσια.
Oralarda ayakkabı satmak için bir fırsat olup olmadığını öğrenmek amacıyla gönderilmişlerdi.Били изпратени да проучат дали в Африка могат да се продават обувки.
Oralarda ayakkabı satmak için bir fırsat olup olmadığını öğrenmek amacıyla gönderilmişlerdi.הם נשלחו לשם כדי למצוא שווקים למכירת נעליים.
Oralarda ayakkabı satmak için bir fırsat olup olmadığını öğrenmek amacıyla gönderilmişlerdi.لقد أُرسلا ليكتشفا ما إذا كان هناك أية إمكانية لبيع الأحذية هناك
Oralarda ayakkabı satmak için bir fırsat olup olmadığını öğrenmek amacıyla gönderilmişlerdi.送り込まれたのです 彼らからマンチェスターの事務所に電報が返ってきました
Örneğin, Fransa’daki 70 otoyolservis istasyonunu rakiplerine satmayı önerdiler.Ad esempio,ha proposto la cessione di 70 stazioni di servizio sulle autostrade francesi.
Örneğin, Fransa’daki 70 otoyolservis istasyonunu rakiplerine satmayı önerdiler.De exemplu, a propus vânzarea a 70 de staţii de alimentareaflate pe autostrăzile din Franţa concurenţilor săi.
Örneğin, Fransa’daki 70 otoyolservis istasyonunu rakiplerine satmayı önerdiler.Na przykład,zaproponowano odsprzedanie konkurentom 70 stacji serwisowych przyautostradach we Francji.
Örneğin, Fransa’daki 70 otoyolservis istasyonunu rakiplerine satmayı önerdiler.Par exemple, elle aproposé de céder 70 stations services sur les autoroutes françaises à desconcurrents.
Örneğin, Fransa’daki 70 otoyolservis istasyonunu rakiplerine satmayı önerdiler.Például Franciaországban 70 autópálya menti töltőállomást ajánlott fel megvételre.
Örneğin, Fransa’daki 70 otoyolservis istasyonunu rakiplerine satmayı önerdiler.Ponúkli im na predaj napríklad 70 čerpacích staníc vo Francúzsku.
Örneğin, Fransa’daki 70 otoyolservis istasyonunu rakiplerine satmayı önerdiler.Por exemplo, propôs vender 70estações serviços nas auto-estradas francesas a concorrentes.
Örneğin, Fransa’daki 70 otoyolservis istasyonunu rakiplerine satmayı önerdiler.Predlagal je, na primer, prodajo 70 avtocestnih bencinskihčrpalk svojim tekmecem.
Örneğin, Fransa’daki 70 otoyolservis istasyonunu rakiplerine satmayı önerdiler.So hatten sie z. B.vorgeschlagen, 70 Tankstellen an französischen Autobahnen an Wettbewerber zuverkaufen.
Örneğin, Fransa’daki 70 otoyolservis istasyonunu rakiplerine satmayı önerdiler.Zo hebben zij voorgesteld 70 tankstations langs de Franse autowegen doorconcurrenten te laten overnemen.