Ana içeriğe geç
Sözlük

satma ile cümle

satma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Konutları bireysel kişiler, emlak bürolorı ve müteahhitler satmaktadır.Las viviendas las venden personas particulares, agencias inmobiliarias y empresas constructoras.
Konutları bireysel kişiler, emlak bürolorı ve müteahhitler satmaktadır.Les appartements sont vendus par des particuliers, des agences immobilières et des promoteurs immobiliers.
Konutları bireysel kişiler, emlak bürolorı ve müteahhitler satmaktadır.Квартиры продают частные лица, агентства по недвижимости и застройщики.
Konutları bireysel kişiler, emlak bürolorı ve müteahhitler satmaktadır.تباع المساكن من قبل الأشخاص الأهليين والمكاتب العقارية وشركات الإنشاء.
Konut sigortalarını sigorta şirketlri satmaktadır.Hemförsäkringar säljs av försäkringsbolag.
Konut sigortalarını sigorta şirketlri satmaktadır.Kotivakuutuksia myyvät vakuutusyhtiöt.
Konut sigortalarını sigorta şirketlri satmaktadır.Les compagnies d’assurances vendent les assurances habitation.
Konut sigortalarını sigorta şirketlri satmaktadır.Los seguros de hogar los venden las compañías de seguros.
Konut sigortalarını sigorta şirketlri satmaktadır.Полисы по страхованию жилища продают страховые компании.
Konut sigortalarını sigorta şirketlri satmaktadır.تبيع شركات التأمين بوليصات التأمين.
Kutulayıp, paketleyip daha iyi hâle getirmeye ve insanlara satmaya çalışırız.Cerchiamo di imbottigliarlo, impacchettarlo e renderlo migliore per venderlo alla gente.
Kutulayıp, paketleyip daha iyi hâle getirmeye ve insanlara satmaya çalışırız.Cố gắng cân nó, đóng gói và làm cho no trở nên tốt đẹp hơn và bán nó cho mọi người.
Kutulayıp, paketleyip daha iyi hâle getirmeye ve insanlara satmaya çalışırız.Încercăm să îl încapsulăm şi să-l împachetăm şi să-l facem mai bun şi să-l vindem la alţii.
Kutulayıp, paketleyip daha iyi hâle getirmeye ve insanlara satmaya çalışırız.Kita coba mengemas, membungkus, menjadikan lebih baik dan menjualnya ke orang lain.
Kutulayıp, paketleyip daha iyi hâle getirmeye ve insanlara satmaya çalışırız.우리는 그것을 통조림으로 가공하고, 포장하고, 더 낫게 만들어서, 사람들에게 판매하려고 합니다.
Kutulayıp, paketleyip daha iyi hâle getirmeye ve insanlara satmaya çalışırız.Megpróbáljuk konzervbe zárni és becsomagolni és jobbá tenni és eladni az embereknek.
Kutulayıp, paketleyip daha iyi hâle getirmeye ve insanlara satmaya çalışırız.On essaye de l'emballer, l'améliorer et le vendre aux gens.
Kutulayıp, paketleyip daha iyi hâle getirmeye ve insanlara satmaya çalışırız.Pokúšame sa to dať do plechoviek, zabaliť a vylepšiť to a predať to luďom.
Kutulayıp, paketleyip daha iyi hâle getirmeye ve insanlara satmaya çalışırız.Puszkujemy to, żeby było lepsze i sprzedajemy ludziom.
Kutulayıp, paketleyip daha iyi hâle getirmeye ve insanlara satmaya çalışırız.Tentámos colocá-la numa embalagem e torná-la melhor e vendê-la às pessoas.
Kutulayıp, paketleyip daha iyi hâle getirmeye ve insanlara satmaya çalışırız.Vi packar det och gör det bättre och säljer det till folket.
Kutulayıp, paketleyip daha iyi hâle getirmeye ve insanlara satmaya çalışırız.We proberen het in een potje te stoppen, beter te maken en aan mensen te verkopen.
Kutulayıp, paketleyip daha iyi hâle getirmeye ve insanlara satmaya çalışırız.Wir haben versucht, es einzupacken und besser zu machen, und es zu verkaufen.
Kutulayıp, paketleyip daha iyi hâle getirmeye ve insanlara satmaya çalışırız.Zkoušíme to dát do plechovek, zabalit a vylepšit to a prodat to lidem.
Kutulayıp, paketleyip daha iyi hâle getirmeye ve insanlara satmaya çalışırız.Мы пытаемся законсервировать и запаковать, сделать как можно лучше и продать другим.
Kutulayıp, paketleyip daha iyi hâle getirmeye ve insanlara satmaya çalışırız.Опитваме се да го опаковаме и да го направим по-добро и да го продадем на хората.
Kutulayıp, paketleyip daha iyi hâle getirmeye ve insanlara satmaya çalışırız.אנחנו מנסים לארוז את זה, לשפר את זה, ולמכור את זה לאנשים.
Kutulayıp, paketleyip daha iyi hâle getirmeye ve insanlara satmaya çalışırız.نحاول ان نعلبها .. وان نجعلها بصورة يمكن تسويقها ومن ثم بيعها للناس
Kutulayıp, paketleyip daha iyi hâle getirmeye ve insanlara satmaya çalışırız.見栄えを良くして販売するのです 「よりよい走りのため」と謳って
limonata satmaları lazım?레모네이드를 몇 잔을 판매해야 할까요?
limonata satmaları lazım?Musejí vydělat $25
limonata satmaları lazım?كوب عصير ليمون؟
Louisianayı satmazsam, ya İngiltere yada Amerika bir şekilde alacaklar benden.Jeśli nie sprzedam Luizjany, to albo Wielka Brytania, albo
Louisianayı satmazsam, ya İngiltere yada Amerika bir şekilde alacaklar benden.내가 만약 루이지애나를 팔지 않는다면 그레이트 브리튼 아니면
Mahallenin bakkalı oradaydı -- huysuz ve alkol satmayan yaşlı bir adam vardı marjinal tiplerle konuşmazdı.Allí estaba el almacenero local -- un viejo gruñón, que no vendía alcohol y no hablaba con los marginales.
Mahallenin bakkalı oradaydı -- huysuz ve alkol satmayan yaşlı bir adam vardı marjinal tiplerle konuşmazdı.Był tam miejscowy sklepikarz -- stary zrzęda, który nie sprzedawał alkoholu i nie rozmawiał z krańcowymi.
Mahallenin bakkalı oradaydı -- huysuz ve alkol satmayan yaşlı bir adam vardı marjinal tiplerle konuşmazdı.Byl tam místní hokynář - mrzutý, starý pán, který neprodával alkohol a nemluvil s lidmi pod úroveň.
Mahallenin bakkalı oradaydı -- huysuz ve alkol satmayan yaşlı bir adam vardı marjinal tiplerle konuşmazdı.C'era il droghiere di zona, uno scorbutico anziano che non vendeva alcol e che non parlava con gli emarginati.
Mahallenin bakkalı oradaydı -- huysuz ve alkol satmayan yaşlı bir adam vardı marjinal tiplerle konuşmazdı.Estava ali o merceeiro local, um velho rabugento que não vendia álcool e que não falava com marginais.
Mahallenin bakkalı oradaydı -- huysuz ve alkol satmayan yaşlı bir adam vardı marjinal tiplerle konuşmazdı.거기엔 식표품 가게 하나 있었죠. 주류는 팔지 않고 가난한 이들에게는 말도 건네지 않는 심술궂은 노인 한 분이
Mahallenin bakkalı oradaydı -- huysuz ve alkol satmayan yaşlı bir adam vardı marjinal tiplerle konuşmazdı.Volt ott egy öreg, zsémbes fűszeres, aki nem árult alkoholt, és nem beszélt a marginalizáltakkal.
Mahallenin bakkalı oradaydı -- huysuz ve alkol satmayan yaşlı bir adam vardı marjinal tiplerle konuşmazdı.Я побачила місцевого бакалійника - сердитого дідугана, який не продавав алкоголь і не розмовляв з маргіналами.
Mahallenin bakkalı oradaydı -- huysuz ve alkol satmayan yaşlı bir adam vardı marjinal tiplerle konuşmazdı.היה שם בעל חנות מכולת - איש זקן וזעפן שלא מכר אלכוהול ולא דיבר עם אנשי שוליים.
Mahallenin bakkalı oradaydı -- huysuz ve alkol satmayan yaşlı bir adam vardı marjinal tiplerle konuşmazdı.كان بقّال الحارة .. ,وهو شيخ عكر المزاج ويرفض بيع الخمور, ولا يتحدث للمهمشين من الناس.
Mahallenin bakkalı oradaydı -- huysuz ve alkol satmayan yaşlı bir adam vardı marjinal tiplerle konuşmazdı.商店の店主が座りこみ 脇には 黒いロングのかつらをかぶり 涙でマスカラが落ちた
Mauritius dış ticaret engellerini aşan ilk ülkeydi ve kendi şekerlerini satmaya başladılar.Isla Mauricio fue el primer país en deshacerse de las barreras comerciales, y pudieron vender su azúcar.
Mauritius dış ticaret engellerini aşan ilk ülkeydi ve kendi şekerlerini satmaya başladılar.무역 장벽을 철회한 첫번째 나라입니다. 모리셔스는 자국의 설탕을 팔 수 있습니다.
Mauritius dış ticaret engellerini aşan ilk ülkeydi ve kendi şekerlerini satmaya başladılar.La Mauritanie a été le premier pays à s'affranchir des barrières commerciales et à pouvoir vendre son sucre.
Mauritius dış ticaret engellerini aşan ilk ülkeydi ve kendi şekerlerini satmaya başladılar.Le Mauritius sono state le prime a sfruttare il commercio, ma potevano vendere lo zucchero.
Mauritius dış ticaret engellerini aşan ilk ülkeydi ve kendi şekerlerini satmaya başladılar.Maurícius bol prvou krajinou, ktorá sa zbavila obchodných bariér a mohla predávať svoj cukor.
Mauritius dış ticaret engellerini aşan ilk ülkeydi ve kendi şekerlerini satmaya başladılar.Mauricius byl první zemí, která se zbavila obchodních bariér a mohla prodávat svůj cukr.
Mauritius dış ticaret engellerini aşan ilk ülkeydi ve kendi şekerlerini satmaya başladılar.Mauritius adalah negara pertama yang meniadakan batasan perdagangan, dan mereka dapat menjual gula mereka.
Mauritius dış ticaret engellerini aşan ilk ülkeydi ve kendi şekerlerini satmaya başladılar.Mauritius a fost prima ţară care a scăpat de barierele comerciale, şi pot să-şi vândă zahărul lor.
Mauritius dış ticaret engellerini aşan ilk ülkeydi ve kendi şekerlerini satmaya başladılar.Mauritius ist dort oben. Mauritius konnte als erstes die Handelsschranken ablegen und Zucker verkaufen.
Mauritius dış ticaret engellerini aşan ilk ülkeydi ve kendi şekerlerini satmaya başladılar.Mauritius là nước đầu tiên thoát khỏi hàng rào thuế quan và họ có thể bán đường.
Mauritius dış ticaret engellerini aşan ilk ülkeydi ve kendi şekerlerini satmaya başladılar.Mauritius tuolla ylhäällä. Mauritius oli ensimmäinen maa joka poisti kauppaesteet, ja he voivat myydä sokeria.
Mauritius dış ticaret engellerini aşan ilk ülkeydi ve kendi şekerlerini satmaya başladılar.Mauritius var det första landet som slopade handelsbarriärer, och därmed kunde de sälja sitt socker.
Mauritius dış ticaret engellerini aşan ilk ülkeydi ve kendi şekerlerini satmaya başladılar.Mauritius var det første land der slap for handelshindringer, og de kunne sælge deres sukker.
Mauritius dış ticaret engellerini aşan ilk ülkeydi ve kendi şekerlerini satmaya başladılar.Mauritius volt az első ország, ami lebontotta a kereskedelmi korlátokat, és el tudta adni a cukrát.
Mauritius dış ticaret engellerini aşan ilk ülkeydi ve kendi şekerlerini satmaya başladılar.Ο Μαυρίκιος ήταν η πρώτη χώρα που απέφυγε τους εμπορικούς φραγμούς, και μπορούσαν να πουλούν τη ζάχαρή τους.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
satma ile cümle - Sayfa 33 - satma kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App