Bizde küçük bir kamyonet kiraladık ve tüm doğu yakasını dolaşıp onları satmaya çalıştık.ومافعلناه أنا استأجرنا مقصورة صغيرة وقدنا حول جميع أنحاء الساحل الشرقي (الأمريكي) نحاول بيعها.
Bizde küçük bir kamyonet kiraladık ve tüm doğu yakasını dolaşıp onları satmaya çalıştık.絵を売ろうと東海岸を走り回りました 私の絵に興味があるという人には
Bize bu saçmalıkları satma.Hold nu op med det fis!
Bize bu saçmalıkları satma. Lanet olsun!-Älä aliarvioi surkeita nilkkejä.
Bize bu saçmalıkları satma.My, śmieci, tanio się nie sprzedamy.
Bize bu saçmalıkları satma.Não penses que são favas contadas.
Bize bu saçmalıkları satma.Non dovresti sottovalutare i rifiuti.
Bize bu saçmalıkları satma.No nos intentes engañar.
Bize bu saçmalıkları satma.Sluta snacka skit!
Bize bu saçmalıkları satma.Μη μας υποτιμάς.
Bize bu saçmalıkları satma.Не надо нас недооценивать!
Biz kahveyi alıyoruz, kavuruyoruz, ve daha sonra bunu birilerine satmak istiyoruz.Ми отримуємо каву, ми смажимо її, а потім хочемо продати її комусь.
Borsada işlem yaparken, düşük fiyattan alıp yüksek fiyattan satmaya çalışırız. .Tradičně na akciovém trhu, chcete nakupovat za nízkou cenu a prodávat za vysokou, ne?
Borsada işlem yaparken, düşük fiyattan alıp yüksek fiyattan satmaya çalışırız. .Tradycyjnie na rynku akcji przy pozycji długiej chcecie kupić tanio, sprzedać drogo, tak?
Borsada işlem yaparken, düşük fiyattan alıp yüksek fiyattan satmaya çalışırız. .低く買い、高く売る。そうですね?
Böyle bir durumda yapabileceğiniz birkaç şey var. birinci seçenek, almış olduğunuz evi satmak.1 つのオプションは、家を売る事です。 販売にはいくつかの種類があり、
Böyle bir durumda yapabileceğiniz birkaç şey var. birinci seçenek, almış olduğunuz evi satmak.V této situaci máte pár možností. Jedna možnost je, že se pokusíte prodat dům.
Böylece bu yeni makineyi sadece Kadın Yardımlaşma Grupları'na satmaya karar verdim.Așa că am decis să distribui dispozitivul doar femeilor din grupurile de ajutor pentru femei.
Böylece bu yeni makineyi sadece Kadın Yardımlaşma Grupları'na satmaya karar verdim.A tak jsem se rozhodl prodávat tento přístroj pouze skupinám "Svépomocné ženy".
Böylece bu yeni makineyi sadece Kadın Yardımlaşma Grupları'na satmaya karar verdim.Będę sprzedawać tę nową maszynę tylko Kobiecym Grupom Samopomocy.
Böylece bu yeni makineyi sadece Kadın Yardımlaşma Grupları'na satmaya karar verdim.Dus besloot ik deze machine alleen te verkopen aan zelfhulpgroepen voor vrouwen.
Böylece bu yeni makineyi sadece Kadın Yardımlaşma Grupları'na satmaya karar verdim.E decisi di vendere questa macchina esclusivamente alle donne rurali.
Böylece bu yeni makineyi sadece Kadın Yardımlaşma Grupları'na satmaya karar verdim.Ich habe mich also entschlossen, diese neue Maschine nur an Selbsthilfegruppen für Frauen zu verkaufen.
Böylece bu yeni makineyi sadece Kadın Yardımlaşma Grupları'na satmaya karar verdim.Jadi saya memutuskan untuk menjual mesin baru ini hanya untuk Kelompok Pertolongan Mandiri Wanita.
Böylece bu yeni makineyi sadece Kadın Yardımlaşma Grupları'na satmaya karar verdim.J'ai donc décidé de ne vendre cette nouvelle machine qu'à des groupes d'entraide de femmes.
Böylece bu yeni makineyi sadece Kadın Yardımlaşma Grupları'na satmaya karar verdim.Por eso decidí vender esta nueva máquina sólo a las mujeres rurales.
Böylece bu yeni makineyi sadece Kadın Yardımlaşma Grupları'na satmaya karar verdim.Vì vậy, tôi quyết định tôi sẽ chỉ bán loại máy mới này cho những hội nhóm hỗ trợ giúp đỡ phụ nữ.
Böylece bu yeni makineyi sadece Kadın Yardımlaşma Grupları'na satmaya karar verdim.Έτσι αποφάσισα να πουλήσω αυτή τη νέα συσκευή μόνο σε Ομάδες Αυτοβοήθειας Γυναικών.
Böylece bu yeni makineyi sadece Kadın Yardımlaşma Grupları'na satmaya karar verdim.Так что я решил продавать это новое устройство только группам женской взаимопомощи.
Bu amaç bir yıldızı aydınlatmak veya bir filmi satmak olabilir.Het kan zijn om een ster te belichten of om een film te verkopen.
Bu amaç bir yıldızı aydınlatmak veya bir filmi satmak olabilir.그것은 스타를 밝게 비춰주거나 아마도 영화를 팔기 위해 존재할 것입니다.
Bu amaç bir yıldızı aydınlatmak veya bir filmi satmak olabilir.Poate pentru a face să strălucească o stea, sau poate pentru a vinde un film.
Bu amaç bir yıldızı aydınlatmak veya bir filmi satmak olabilir.Potrebbe essere per illuminare una stella, forse per vendere un film.
Bu amaç bir yıldızı aydınlatmak veya bir filmi satmak olabilir.Puede ser para iluminar a la estrella, para vender una película.
Bu amaç bir yıldızı aydınlatmak veya bir filmi satmak olabilir.Sei es, um den Star ins rechte Licht zu rücken; sei es, um einen Film zu verkaufen.
Bu amaç bir yıldızı aydınlatmak veya bir filmi satmak olabilir.Soit pour illuminer la vedette, soit pour vendre un film.
Bu amaç bir yıldızı aydınlatmak veya bir filmi satmak olabilir.Може да е с цел да се акцентира върху звездата, или да се продаде филм.
Bu amaç bir yıldızı aydınlatmak veya bir filmi satmak olabilir.Например, чтобы осветить звезду или продать фильм.
Bu amaç bir yıldızı aydınlatmak veya bir filmi satmak olabilir.זה יכול להיות כדי להאיר את הכוכב, אולי כדי לשווק סרט.
Bu amaç bir yıldızı aydınlatmak veya bir filmi satmak olabilir.من الممكن أن يكون لإنارة النجم، أو لبيع فيلم
Bu amaç bir yıldızı aydınlatmak veya bir filmi satmak olabilir.これには大変な技術が必要です
Bu bankamız, ve banka bu aktifi 60 liradan daha yüksek bir rakama satmak istiyor. -Tady máme banku a ta chce prodat za více než, řekněme 60 dolarů.
Bu, bir kadının... ...buna benzer... ...randevu evlerinde... ...bedenini satmasına neden oluyor.Nutí ženu prodávat vlastní tělo... V domech, jako je tento, které nejsou domy, ale chatrče lásky.
Bu, bir kadının... ...buna benzer... ...randevu evlerinde... ...bedenini satmasına neden oluyor.Κάνει μια γυναίκα... ...να πουλάει το σώμα της,... ...σε σπίτια όπως αυτο... ...που η αγάπη είναι σε υπόστεγα.
Bu, bir kadının... ...buna benzer... ...randevu evlerinde... ...bedenini satmasına neden oluyor.То кара жената... ...да продава тялото си... ...в къщи като тази тук,... ...които просто обичат завеси.
Bu bir strateji süpermarketler "yığın yüksek, onları satmak-cekti var olmak gerekir yapıldı.Αυτό ήταν ότι χρειάζεστε μια στρατηγική η οποία, στα σούπερ μάρκετ, θα ήταν "στοίβα 'em πωλούν υψηλό, φθηνά".
Bu çok fazla satmayan bir köpük füze fırlatıcısı.Eso era un lanzador de cohetes de espuma que no llegó a venderse.
Bu çok fazla satmayan bir köpük füze fırlatıcısı.저건 거품 미사일 발사기인데 하나도 안 팔렸어요
Bu çok fazla satmayan bir köpük füze fırlatıcısı.Un lanciamissili di gomma. Non sono riuscito a venderlo.
Bu çok fazla satmayan bir köpük füze fırlatıcısı.Wyrzutnia rakiet piankowych, która się nie sprzedała.
Bu çok fazla satmayan bir köpük füze fırlatıcısı.Това беше една ракета за пяна, която не се продаваше.
Bu çok fazla satmayan bir köpük füze fırlatıcısı.Это была ракета-метатель пены, которая не продалась.
Bu çok fazla satmayan bir köpük füze fırlatıcısı.זה היה משגר טילי ספוג שלא נמכר.
Bu çok fazla satmayan bir köpük füze fırlatıcısı.هذا قاذف صواريخ و لكنه لم يباع
Bu çok fazla satmayan bir köpük füze fırlatıcısı.スクイッシーヘッド 用途はあまりありません
Bu çok fazla satmayan bir köpük füze fırlatıcısı.Acela era un lansator de rachete de spumă care nu a fost vândut.
Bu çok fazla satmayan bir köpük füze fırlatıcısı.Ceci est un propulseur de missiles en mousse qui ne s'est pas vendu.
Bu çok fazla satmayan bir köpük füze fırlatıcısı.Ein Schaumstoffraketenwerfer, der nicht verkauft wurde.
Bu durumda IBM'i satmaya karar verirAle co udělá v tomhle bodě, je že prodá tuhle IBM.
Bu durumda IBM'i satmaya karar verir彼はこの株を売り、100ドルを得ます。