Ben yaparım. Ne yapacaksın,Baba? Kendim yaparım.Arabamla etrafta oyuncakları satarım.E com a responsabilidade pelos seus quatro filhos, ele tinha que pensar em algo.
Bill seni satarsa, tam 10 yıl ceza alacaksın ve Bill ise sadece 1 yıla mahkum olacak.וביל מפליל אותך, אז אתה תקבל 10 שנים בכלא וביל יקבל רק שנה אחת בכלא".
Bill seni satarsa, tam 10 yıl ceza alacaksın ve Bill ise sadece 1 yıla mahkum olacak.و (بيل) دبّس عليك، سيكون عليك قضاء عشر سنين في السجن بينما خويّك (بيل) سيقضي سنة واحدة فقط".
Bir komşuna tarla satar ya da ondan tarla alırsan, birbirinize haksızlık yapmayacaksınız.A jeźlibyście mię nie słuchali, i nie czynili wszystkich tych przykazaó;
Bir komşuna tarla satar ya da ondan tarla alırsan, birbirinize haksızlık yapmayacaksınız.A keď predáš niečo svojmu blížnemu alebo kúpiš z ruky svojho blížneho, nebudete sa navzájom utiskovať.
Bir komşuna tarla satar ya da ondan tarla alırsan, birbirinize haksızlık yapmayacaksınız.In če kaj prodaste bližnjemu ali kaj kupite od bližnjega svojega, ne smete drug drugega opehariti.
Bir komşuna tarla satar ya da ondan tarla alırsan, birbirinize haksızlık yapmayacaksınız.Když nějakou věc prodáš bližnímu svému, aneb koupíš něco od bližního svého, nikoli neutiskujte jeden druhého.
Bir komşuna tarla satar ya da ondan tarla alırsan, birbirinize haksızlık yapmayacaksınız.네 이웃에게 팔든지 네 이웃의 손에서 사거든 너희는 서로 속이지 말라
Bir komşuna tarla satar ya da ondan tarla alırsan, birbirinize haksızlık yapmayacaksınız.Når du sælger din Næste noget eller køber noget af ham, må I ikke forurette hinanden.
Bir komşuna tarla satar ya da ondan tarla alırsan, birbirinize haksızlık yapmayacaksınız.Når du selger noget til din næste, eller du kjøper noget av din næste, da skal I ikke gjøre hverandre urett.
Bir komşuna tarla satar ya da ondan tarla alırsan, birbirinize haksızlık yapmayacaksınız.Nếu các ngươi bán hay là mua vật chi với kẻ lân cận mình, thì chớ lận anh em mình.
Bir komşuna tarla satar ya da ondan tarla alırsan, birbirinize haksızlık yapmayacaksınız.Nếu các ngươi bán hay_là mua vật chi với kẻ lân_cận mình , thì_chớ lận anh_em mình .
Bir komşuna tarla satar ya da ondan tarla alırsan, birbirinize haksızlık yapmayacaksınız.Om I alltså säljer något åt eder nästa eller köpen något av eder nästa, skolen I icke göra varandra orätt:
Bir komşuna tarla satar ya da ondan tarla alırsan, birbirinize haksızlık yapmayacaksınız."Si vendéis algo a vuestro prójimo o compráis algo de mano de vuestro prójimo, nadie engañe a su hermano
Bir komşuna tarla satar ya da ondan tarla alırsan, birbirinize haksızlık yapmayacaksınız.Si vous vendez à votre prochain, ou si vous achetez de votre prochain, qu`aucun de vous ne trompe son frère.
Bir komşuna tarla satar ya da ondan tarla alırsan, birbirinize haksızlık yapmayacaksınız.Wenn du nun etwas deinem Nächsten verkaufst oder ihm etwas abkaufst, soll keiner seinen Bruder übervorteilen,
Bir komşuna tarla satar ya da ondan tarla alırsan, birbirinize haksızlık yapmayacaksınız.Если будешь продавать что ближнему твоему, или будешь покупать что у ближнего твоего, не обижайте друг друга;
Bir komşuna tarla satar ya da ondan tarla alırsan, birbirinize haksızlık yapmayacaksınız.И ако продадеш нещо на ближния си, или купиш нещо от ближния си, да се не онеправдавате едни други;
Bir komşuna tarla satar ya da ondan tarla alırsan, birbirinize haksızlık yapmayacaksınız.וכי תמכרו ממכר לעמיתך או קנה מיד עמיתך אל תונו איש את אחיו׃
Bir komşuna tarla satar ya da ondan tarla alırsan, birbirinize haksızlık yapmayacaksınız.فمتى بعت صاحبك مبيعا او اشتريت من يد صاحبك فلا يغبن احدكم اخاه.
Bir komşuna tarla satar ya da ondan tarla alırsan, birbirinize haksızlık yapmayacaksınız.你 若 賣 甚 麼 給 鄰 舍 、 或 是 從 鄰 舍 的 手 中 買 甚 麼 、 彼 此 不 可 虧 負
Bir komşuna tarla satar ya da ondan tarla alırsan, birbirinize haksızlık yapmayacaksınız.你 若賣甚麼給 鄰舍 、 或是 從鄰舍 的 手中買甚麼 、 彼此 不 可 虧負
Bir krediyi nasıl satarsın?Matoucí, však?
Bir krediyi nasıl satarsın?Mätúce, však? Ako môžete predať pôžičku?
Bir krediyi nasıl satarsın?これが私とします。
Bir milyon kişiye ev kredisi verir. . Ve bu kredileri satarlar.Ellos le van a dar creditos a un millon de personas poner a todas juntas y despues vender esos creditos.
Bir milyon kişiye ev kredisi verir. . Ve bu kredileri satarlar.Rozdali pożyczki na dom milionowi ludzi, wzięli ich razem, i sprzedali pożyczki.
Bize birkaç tane satar mısınız?¿Nos vende algunos?
Bize birkaç tane satar mısınız? Seni küçük düzenbaz!Маленькая обманщица!
Böylece balığı satarken kendinizi iyi hissedebiliyordunuz.Así que te podías sentir bien al venderlo.
Böylece balığı satarken kendinizi iyi hissedebiliyordunuz.Ce qui fait qu'en le vendant, on se sentait bien.
Böylece balığı satarken kendinizi iyi hissedebiliyordunuz.Così, ti sentivi a posto con la coscienza nel venderlo.
Böylece balığı satarken kendinizi iyi hissedebiliyordunuz.Deci te puteai simţi bine când îl vindeai.
Böylece balığı satarken kendinizi iyi hissedebiliyordunuz.Dus je voelde je goed bij het verkopen.
Böylece balığı satarken kendinizi iyi hissedebiliyordunuz.Jadi Anda bisa merasa tenang menjualnya.
Böylece balığı satarken kendinizi iyi hissedebiliyordunuz.Jól érezhetted magad, amikor eladtad.
Böylece balığı satarken kendinizi iyi hissedebiliyordunuz.요리를 팔면서도 뿌듯했죠.
Böylece balığı satarken kendinizi iyi hissedebiliyordunuz.Man konnte sich also wohl dabei fühlen, ihn zu verkaufen.
Böylece balığı satarken kendinizi iyi hissedebiliyordunuz.Portanto, podia-me sentir bem em vendê-lo.
Böylece balığı satarken kendinizi iyi hissedebiliyordunuz.Så man kunde sälja den med gott samvete.
Böylece balığı satarken kendinizi iyi hissedebiliyordunuz.Takže jste mohli mít dobrý pocit z toho, že ji prodáváte.
Böylece balığı satarken kendinizi iyi hissedebiliyordunuz.Vì vậy các bạn mới có thể cảm thấy vui khi bán em ấy.
Böylece balığı satarken kendinizi iyi hissedebiliyordunuz.Więc można ją było sprzedawać bez wyrzutów sumienia.
Böylece balığı satarken kendinizi iyi hissedebiliyordunuz.Έτσι είχε ήσυχη τη συνείδησή του κανείς όταν το πουλούσε.
Böylece balığı satarken kendinizi iyi hissedebiliyordunuz.Да се чувстваш добре да я продаваш.
Böylece balığı satarken kendinizi iyi hissedebiliyordunuz.Так что вы могли чувствовать себя уверенно, продавая эту рыбу.
Böylece balığı satarken kendinizi iyi hissedebiliyordunuz.אז יכולת להרגיש נפלא כשמכרת אותו.
Böylece balığı satarken kendinizi iyi hissedebiliyordunuz.مما يجعلك تشعر بصورة جيدة عند بيعها .
Böylece balığı satarken kendinizi iyi hissedebiliyordunuz.数ヶ月の間 僕は
Bu araştırmaya göre kız sokak çocuklarının büyük çoğunluğu (37.50%) yaşamlarını çiçek satarak kazanıyor.La investigación muestra que la mayoría de las niñas de la calle (37.50%) venden flores para vivir.
Bu araştırmaya göre kız sokak çocuklarının büyük çoğunluğu (37.50%) yaşamlarını çiçek satarak kazanıyor.L'étude montre que la majorité de ces filles vivant dans les rues vend des fleurs (37.50%).
Bu araştırmaya göre kız sokak çocuklarının büyük çoğunluğu (37.50%) yaşamlarını çiçek satarak kazanıyor.Η έρευνα δείχνει ότι η πλειονότητα των κοριτσιών αυτών (37,50%) πουλάνε λουλούδια για να ζήσουν.
Bu araştırmaya göre kız sokak çocuklarının büyük çoğunluğu (37.50%) yaşamlarını çiçek satarak kazanıyor.Исследование показывает, что большинство беспризорных девочек (37,50%) зарабатывают на жизнь продажей цветов.
'Bu evi 660,000 $'a satarım' diyor. . .Je to tedy dům v roce 5, "Mohl bych ti prodat dům" a ten dům v roce 5 stojí 660 000 dolarů.
Bu kadar büyük para yatırmadan önce, hangi fiyattan kaç tane satarsam ne olur iyice anlamak istiyorum.Eu realmente quero me certificar de que compreendo todos os cenários de preços e vendas.
Bu kadar büyük para yatırmadan önce, hangi fiyattan kaç tane satarsam ne olur iyice anlamak istiyorum.Por ello quiero estar completamente seguro de todas las posibilidades
Bu kadar büyük para yatırmadan önce, hangi fiyattan kaç tane satarsam ne olur iyice anlamak istiyorum.Vlastně se chci jen ujistit, že rozumím všem scénářím cen a prodejů.
Bu kadar büyük para yatırmadan önce, hangi fiyattan kaç tane satarsam ne olur iyice anlamak istiyorum.ここでやっていることは、感度分析といいます。
Bunun büyük bir bölümünde daha fazla araba ve kamyon nasıl satarım diye kafa yordum.Durante a maior parte desses anos, a minha preocupação foi: como vou vender mais carros e camiões?
Bunun büyük bir bölümünde daha fazla araba ve kamyon nasıl satarım diye kafa yordum.În majoritatea acestor ani, m-am preocupat de cum să vând mai multe maşini şi camioane.