Ertesi yıla hızla bir göz atalım ve "Muhteşemliğin Kitabı" 20 haftadır çok satanlar listesinde 1 numarada.다음 몇 년으로 건너 뛰어 "대단함의 책(The Book of Awesome)은 베스트셀러에서 이제 20주 연속 넘버원에 있습니다.
Ertesi yıla hızla bir göz atalım ve "Muhteşemliğin Kitabı" 20 haftadır çok satanlar listesinde 1 numarada.「The Book of Awesome」はこれで連続20週間 No.1ベストセラーとなっています (拍手)
Ertesi yıla hızla bir göz atalım ve "Muhteşemliğin Kitabı" 20 haftadır çok satanlar listesinde 1 numarada.נקפוץ קדימה לשנה הבאה ו"הספר של הדברים המדהימים" הוא מקום ראשון ברשימת רבי המכר כבר 20 שבועות רצופים.
Eskiklikleri bulunan bir malı satın almışsanız, önce malı size satan satıcıyla iletişime geçin.Jos olet ostanut tavaran, jossa on puutteita, ota ensin yhteyttä tavaran myyjään.
Eskiklikleri bulunan bir malı satın almışsanız, önce malı size satan satıcıyla iletişime geçin.Om en vara som du köpt har brister ska du först kontakt säljaren.
Eskiklikleri bulunan bir malı satın almışsanız, önce malı size satan satıcıyla iletişime geçin.Si ha comprado un objeto defectuoso, contacte, en primer lugar, con el vendedor de dicho objeto.
Eskiklikleri bulunan bir malı satın almışsanız, önce malı size satan satıcıyla iletişime geçin.Si vous avez acheté un bien avec des défaillances, contactez tout d’abord le vendeur.
Eskiklikleri bulunan bir malı satın almışsanız, önce malı size satan satıcıyla iletişime geçin.Если вы заметили в приобретенном вами товаре дефекты, обратитесь сначала к продавцу товара.
Eskiklikleri bulunan bir malı satın almışsanız, önce malı size satan satıcıyla iletişime geçin.وإذا اشتريت بضاعة ما فيها عيوب، فاتصل أولاً ببائع البضاعة.
Ev yapımı lezzetli tatlılar satan şirin bir dükkandan şeker ve pasta aldılar.Depois compraram doces e bolos numa loja encantadora... ...doces caseiros e deliciosos.
Ev yapımı lezzetli tatlılar satan şirin bir dükkandan şeker ve pasta aldılar.Később, egy helyes kis édességboltban isteni házi készítésű édességeket ettek.
Ev yapımı lezzetli tatlılar satan şirin bir dükkandan şeker ve pasta aldılar.Later kochten ze zelfgemaakte heerlijke snoep en koekjes in een charmante snoepwinkel.
Ev yapımı lezzetli tatlılar satan şirin bir dükkandan şeker ve pasta aldılar.Más tarde, compraron dulces y pasteles en una encantadora tienda... ...los cuales eran caseros y deliciosos.
Ev yapımı lezzetli tatlılar satan şirin bir dükkandan şeker ve pasta aldılar.لاحقاً، اشتروا الحلوى و قوالب الحلوى في محل صغير جميل كانت مصنوعة منزلياً و شهية
Fakat, terapistler, şairler gibi daha yüce şeyleri satan insanlar tek başınalar, hiçbir güçleri yok.Zato lidé, kteří nám prodávají vyšší věci - terapeuti, básnící - jsou sami a nemají sílu, nemají moc.
Fakat, terapistler, şairler gibi daha yüce şeyleri satan insanlar tek başınalar, hiçbir güçleri yok.그러나 치료사나 시인같이 정신적인 것을 파는 사람들은 혼자 일하는데다가 권력이 없습니다.
Fakat, terapistler, şairler gibi daha yüce şeyleri satan insanlar tek başınalar, hiçbir güçleri yok.Ljudje, ki nam prodajajo višje stvari -- terapevti, pesniki -- pa so sami in nimajo moči, nimajo oblasti.
Fakat, terapistler, şairler gibi daha yüce şeyleri satan insanlar tek başınalar, hiçbir güçleri yok.בעוד שהאנשים שמוכרים לנו את דברי הרוח -- המטפלים, המשוררים -- נמצאים בגפם והם חסרי כוח,
Fakat, terapistler, şairler gibi daha yüce şeyleri satan insanlar tek başınalar, hiçbir güçleri yok.بينما الناس الذين يبيعون اشياء اعلى مقاما المعالجون , الشعراء-- هم بمفردهم وليس لديهم قوة
Fakat, terapistler, şairler gibi daha yüce şeyleri satan insanlar tek başınalar, hiçbir güçleri yok.セラピストや詩人は 独力でやっていて 力を持ちません
Farz edin ki, eskiden kıyafet satan bir insan artik Nano arabaları satacak.Bayangkan orang ini yang biasanya menjual kain, misalnya, jadi jualan Nano.
Farz edin ki, eskiden kıyafet satan bir insan artik Nano arabaları satacak.Imaginați-vă că un individ care vinde pânză, de exemplu, va vinde Nano.
Farz edin ki, eskiden kıyafet satan bir insan artik Nano arabaları satacak.Imaginen que un compañero que vende ropa, por ejemplo, va a vender Nanos.
Farz edin ki, eskiden kıyafet satan bir insan artik Nano arabaları satacak.Imaginez qu'un garçon qui vend des tissus, par exemple, vendra des Nano.
Farz edin ki, eskiden kıyafet satan bir insan artik Nano arabaları satacak.Immaginate che un tizio che vende vestiti, per esempio, venda Nano.
Farz edin ki, eskiden kıyafet satan bir insan artik Nano arabaları satacak.한 번 상상해보세요, 예를 들어 옷감을 팔던 사람이 나노 자동차를 팔게 되었지요.
Farz edin ki, eskiden kıyafet satan bir insan artik Nano arabaları satacak.Představte si, že spolupracovník například prodávající textil, bude prodávat Nano.
Farz edin ki, eskiden kıyafet satan bir insan artik Nano arabaları satacak.Stellen Sie sich vor, dass ein Textilverkäufer, z.B., Nanos verkaufen wird.
Farz edin ki, eskiden kıyafet satan bir insan artik Nano arabaları satacak.Tưởng tượng xem một người bán vải, ví dụ thế, sẽ bán xe Nano.
Farz edin ki, eskiden kıyafet satan bir insan artik Nano arabaları satacak.Wyobraźcie sobie gościa który sprzedaje np. ubrania, sprzedawałby też Nano.
Farz edin ki, eskiden kıyafet satan bir insan artik Nano arabaları satacak.Представете си, че човек, който продава дрехи, примерно, ще продава Нано.
Farz edin ki, eskiden kıyafet satan bir insan artik Nano arabaları satacak.Представьте себе парня, который совсем недавно торговал одеждой, а теперь продаёт Нано.
Farz edin ki, eskiden kıyafet satan bir insan artik Nano arabaları satacak.דמיינו כי בן אדם המוכר בדים, למשל, עכשיו מוכר ננו.
Farz edin ki, eskiden kıyafet satan bir insan artik Nano arabaları satacak.هل تتصورون أن أحد الأشخاص الذي يعمل في بيع الأقمشة مثلا، يبيع النانو أيضاً
Farz edin ki, eskiden kıyafet satan bir insan artik Nano arabaları satacak.ナノが売られているなんて想像できますか? 素晴らしいイノベーションです
Finlandiya’da ürün ya da hizmet satan girişimciler Katma Değer Vergisi ödemekle yükümlüdürler.Företagare som säljer varor och tjänster i Finland är skyldiga att betala mervärdesskatt.
Finlandiya’da ürün ya da hizmet satan girişimciler Katma Değer Vergisi ödemekle yükümlüdürler.Les entrepreneurs qui vendent des marchandises et des services en Finlande sont assujettis à la TVA.
Finlandiya’da ürün ya da hizmet satan girişimciler Katma Değer Vergisi ödemekle yükümlüdürler.Los empresarios que venden bienes o servicios en Finlandia están obligados a pagar este impuesto.
Finlandiya’da ürün ya da hizmet satan girişimciler Katma Değer Vergisi ödemekle yükümlüdürler.Yrittäjät, jotka myyvät tavaroita ja palveluita Suomessa ovat velvollisia maksamaan arvonlisäveroa.
Finlandiya’da ürün ya da hizmet satan girişimciler Katma Değer Vergisi ödemekle yükümlüdürler.ممارسو العمل الحر الذين يبيعون بضائع أو خدمات في فنلندا ملزمون بدفع قيمة الضريبة المضافة.
Gayrımenkul satanın sorumluluğu beş yıl sürmektedir.För den som säljer en fastighet varar ansvaret fem år.
Gayrımenkul satanın sorumluluğu beş yıl sürmektedir.Kiinteistön myyjän vastuu kestää viisi vuotta.
Gayrımenkul satanın sorumluluğu beş yıl sürmektedir.La responsabilidad del vendedor de una propiedad inmobiliaria dura cinco años.
Gayrımenkul satanın sorumluluğu beş yıl sürmektedir.La responsabilité du vendeur d'un bien-fonds porte sur cinq ans.
Gayrımenkul satanın sorumluluğu beş yıl sürmektedir.Ответственность продавца недвижимости длится пять лет.
Gayrımenkul satanın sorumluluğu beş yıl sürmektedir.购房合同签订后的一定时期内,售房者仍对房屋中存在的问题承担责任。股份性房产中,责任期限通常为两年,地产房屋的责任期限为五年。
Güvercin satanlara, ‹‹Bunları buradan kaldırın, Babamın evini pazar yerine çevirmeyin!›› dedi.A těm, kteříž holuby prodávali, řekl: Odnestež tyto věci odsud, a nečiňte domu Otce mého domem kupeckým.
Güvercin satanlara, ‹‹Bunları buradan kaldırın, Babamın evini pazar yerine çevirmeyin!›› dedi.A tym, co gołębie sprzedawali, rzekł: Wynieście to stąd, a nie czyńcie domu Ojca mego domem kupieckim.
Güvercin satanlara, ‹‹Bunları buradan kaldırın, Babamın evini pazar yerine çevirmeyin!›› dedi.a tým, ktorý predávali holubov, povedal: Odneste toto odtiaľto! Nerobte z domu môjho Otca tržnice!
Güvercin satanlara, ‹‹Bunları buradan kaldırın, Babamın evini pazar yerine çevirmeyin!›› dedi.e disse aos que vendiam as pombas: Tirai daqui estas coisas; não façais da casa de meu Pai casa de negócio.
Güvercin satanlara, ‹‹Bunları buradan kaldırın, Babamın evini pazar yerine çevirmeyin!›› dedi.És a galambárúsoknak monda: Hordjátok el ezeket innen; ne tegyétek az én Atyámnak házát kalmárság házává.
Güvercin satanlara, ‹‹Bunları buradan kaldırın, Babamın evini pazar yerine çevirmeyin!›› dedi.in tem, ki so prodajali golobe, veli: Odnesite to odtod; ne delajte iz hiše Očeta mojega hiše trgovske.
Güvercin satanlara, ‹‹Bunları buradan kaldırın, Babamın evini pazar yerine çevirmeyin!›› dedi.비둘기 파는 사람들에게 이르시되 이것을 여기서 가져가라 내 아버지의 집으로 장사하는 집을 만들지 말라 하시니
Güvercin satanlara, ‹‹Bunları buradan kaldırın, Babamın evini pazar yerine çevirmeyin!›› dedi.Ngài phán cùng kẻ bán bò câu rằng: Hãy cất bỏ đồ đó khỏi đây, đừng làm cho nhà Cha ta thành ra nhà buôn bán.
Güvercin satanlara, ‹‹Bunları buradan kaldırın, Babamın evini pazar yerine çevirmeyin!›› dedi.Och till duvomånglarna sade han: »Tagen bort detta härifrån; gören icke min Faders hus till ett marknadshus.»
Güvercin satanlara, ‹‹Bunları buradan kaldırın, Babamın evini pazar yerine çevirmeyin!›› dedi.og til due-kremmerne sa han: Ta dette bort herfra! gjør ikke min Faders hus til en handelsbod!
Güvercin satanlara, ‹‹Bunları buradan kaldırın, Babamın evini pazar yerine çevirmeyin!›› dedi.Tegen de duivenverkopers zei Hij: "Eruit! Het huis van mijn Vader is geen markt!"
Güvercin satanlara, ‹‹Bunları buradan kaldırın, Babamın evini pazar yerine çevirmeyin!›› dedi.а тим, що голуби продавали, рече: Візьміть се звідсіля; не робіть дому Отця мого домом торговим.
Güvercin satanlara, ‹‹Bunları buradan kaldırın, Babamın evini pazar yerine çevirmeyin!›› dedi.И сказал продающим голубей: возьмите это отсюда и дома Отца Моего не делайте домом торговли.
Güvercin satanlara, ‹‹Bunları buradan kaldırın, Babamın evini pazar yerine çevirmeyin!›› dedi.Учениците Му си спомниха, че е писано: +Ревността за Твоя дом ще ме изяде+.