Tom o botları satın almak istedi.Tom wanted to buy those boots.
Ben de onlardan birini satın almak istedim.I wanted to buy one of those, too.
Ben satrançta çok kötüyüm.I'm terrible at chess.
Yine ihtiyacın olmayan şeyleri satın aldın.You bought things you didn't need again.
Yine ihtiyacım olmayan şeyleri satın aldım.I bought things I didn't need again.
Sanırım onlardan birini satın alacağım.I think I'm going to buy one of those.
Onlar pazardan sebze satın aldılar.They bought vegetables at the market.
Kıyafetleri nerede satın alırsın?Where do you buy clothes?
Dün bir kitap satışına gittim ve birçok harika kitap satın aldım.I went to a book sale yesterday and bought lots of great books.
Dün bir kitap satışına gittim ama kitapların hiçbiri ilgi çekici değildi.I went to a book sale yesterday, but none of the books were interesting.
Ben bir kitap satışına gittim.I went to a book sale.
O, evini satmayı düşünüyor.He's thinking of selling his house.
O, evini satacağını düşünüyor.He's thinking he'll sell his house.
Arabamı satmaya zorlandım.I was forced to sell my car.
Ben evimi satmalıyım.I must sell my house.
Arabamı satmama gerek yoktu.I didn't need to sell my car.
Bir kitap satışı olacak.There's going to be a book sale.
Yarın bir kitap satışı olacak.There's going to be a book sale tomorrow.
Benimle kitap satışına gelmek ister misin?Want to come to the book sale with me?
Kitap satışlarına gitmeyi seviyorum.I love going to book sales.
Ayakkabı satın almak zorundayım.I have to buy shoes.
Tom'un bizim için bilet satın almasını isteyeceğim.I'll ask Tom to buy tickets for us.
O, deniz kenarında bir villa satın alma peşindedir.He is bent on buying a seaside villa.
O, deniz kenarında bir villa satın almakta ısrar ediyor.He insists on buying a seaside villa.
Babam benim için bir kitap satın aldı.Dad bought a book for me.
Babam bana bir kitap satın aldı.Dad bought me a book.
Ben o güneş gözlüklerini Hollanda'dan satın aldım.I have bought those sun glasses in the Netherlands.
Satürn halkaları olan tek gezegen değildir ama o en güzeline sahiptir.Saturn isn’t the only planet to have rings, but it has the most beautiful ones.
Yarın bir uçak bileti satın almak istiyorum.I want to buy a plane ticket tomorrow.
Jüpiter ve Satürn her birinin 60'dan fazla uydusuyla birlikte gaz devidirler.Jupiter and Saturn are gas giants with over 60 moons each.
Onlar televizyonu sattılar.They have sold the television.
Bunu bir bahçe satışında aldım.I bought it at a yard sale.
Bunu bir garaj satışında aldım.I bought it at a garage sale.
Onlar televizyonlarını satmamaya karar verdiler.They decided not to buy the television.
Onlar arabalarını satmamaya karar verdiler.They decided not to sell the car.
Mary'ye çiçek satın almayı unuttum.I forgot to buy Mary flowers.
Ekmek satın almayı unutma!Don't forget to buy bread!
Tom genellikle giysileri internet üzerinden satın alır.Tom often buys clothes online.
Onlar ekmek satın aldılar.They buy bread.
Ekmek satın alırsın.You buy bread.
Ekmek satın alıyorum.I'm buying bread.
Ekmek satın alırız.We buy bread.
Ben ucuz şeyler satın alacak kadar zengin değilim.I'm not rich enough to buy cheap stuff.
Biz önümüzdeki hafta yeni bir araba satın alacağız.We'll buy a new car next week.
Onlar arabalar ve takılar satın aldılar.They bought cars and jewelry.
Johannes satranç oynamaktan hoşlandı.John liked to play chess.
Ben bu evi satın almamanı tavsiye ettim.I advised you not to buy this house.
Bu hastane satılıktır.This hospital is for sale.
Üreticiden kil tuğlalar satın alınabilir.Clay bricks can be bought from the manufacturer.
Öldüğünden uzun süre önce kendisi için bir kefen satın aldı.She bought a shroud for herself long before she died.
Hiç Boston'daki evini sattın mı?Did you ever sell your house in Boston?
Gazete satmak kolay değildir.Selling newspapers isn't easy.
Bir doğum günü pastası satın almayı unuttum.I forgot to buy a birthday cake.
Sezon biletleri satışa sunulacak.Season tickets will be available.
Onun için biraz çikolata satın aldım.He bought some chocolate for her.
Tom başarılı bir satıcıdır.Tom is a successful salesman.
Tom bir tekne satın alacak gibi görünüyor.Tom is looking to buy a boat.
Satış temsilcileri sık sık beni kazıklıyorlar.The salespeople often overcharge me.
Şimdi bir araba satın alabileceğimi sanmıyorum.I don't think I can afford to buy a car now.
Tom bir gezici satış temsilcisiydi.Tom was a traveling salesman.