Ve şimdi, sanırım sana yeni bir tane satın almamı istiyorsun.And now, I suppose you want me to buy you a new one.
Amerikalılar birçok Japon arabası satın alırlar.Americans buy a lot of Japanese cars.
Tom hisse senedi satın alma konusunda ona bazı tavsiyeler vermemi istiyor.Tom wants me to give him some advice on buying stocks.
Tom bir mızıka satın almak için ona para vermemi istiyor.Tom wants me to give him money to buy a harmonica.
Annem ve babam yeni bir CD satın alacaklar.My parents are going to buy a new CD.
Tom evini satışa koydu.Tom put his house up for sale.
Tom evini satışa çıkarıyor.Tom is putting his house up for sale.
Tom evini satılığa çıkardı.Tom has put his house up for sale.
Tom arabasını satın alması için Mary'yi ikna edemedi.Tom couldn't convince Mary to buy his car.
Bilet satın almak için yeterli parası olmayan tek kişinin Tom olduğunu sanmıyorum.I don't think Tom is the only one who doesn't have enough money to buy a ticket.
Haftalar içinde onlardan birini satmadım.I haven't sold one of those in weeks.
Tom arabasını satmak için umutsuzdu.Tom was desperate to sell his car.
Neden bunu satın aldın?Why did you buy this one?
Hangisini satın almam gerektiğini düşünüyorsun?Which one do you think I should buy?
Ben sonuncusunu satamadım.I couldn't sell the last one.
Tom'un bisikletini nereden satın aldığını biliyor musun?Do you know where Tom bought his bicycle?
Glutensiz makarna satın almam gerekiyor çünkü arkadaşım yemek yemeye geliyor.I have to buy gluten-free pasta because my friend is coming over to eat.
Tom karaborsadan bazı şeyler satın aldı.Tom bought some things on the black market.
Mary mavi bir elbise satın almaya karar verdi.Mary decided to buy a blue dress.
Tom bizi sattı.Tom sold us out.
Tom araba satıyor.Tom sells cars.
Tom sonunda Mary'yi eski kemanını kendisine satması için ikna etti.Tom finally talked Mary into selling him her old violin.
Tom nasıl satranç oynayacağını bilmiyor.Tom doesn't know how to play chess.
Dün satın aldığım kitap, gerçek bir uyutucu.The book I bought yesterday is a real soporific.
Hiç param olmasa bile, yine de bir kitap satın aldım.Even though I don't have any money, I bought a book again.
Bir kitap satın almak istiyorum.I want to buy a book.
İstediğim her şeyi satın alsaydım, gerçekten ihtiyacım olan şeye hiç param kalmazdı.If I bought everything that I wanted, I'd have no money left for what I really need.
Sık sık Tom & Mary'den giysi satın alırım.I often buy clothes at Tom & Mary's.
Sence Tom motosikletini nerede satın aldı?Where do you think Tom bought his motorcycle?
Sanırım, Tom Mary'i bunu satın almamaya ikna etti.I thought Tom had convinced Mary not to buy that.
Tom'a ne satın alacağını söyledin mi?Have you told Tom what to buy?
Tom bana senin bir tablo sattığını söyledi.Tom told me you sold a painting.
Bana onları sana kimin sattığını söyleyebilir misin?Can you tell me who sold them to you?
Tom bana piyanomu satmamam gerektiğini söyledi.Tom told me I shouldn't sell my piano.
Tom bana evini satacağını söyledi.Tom told me he was going to sell his house.
Mahzende satılmamış yedi kasa şarap vardı.There were seven cases of unsold wine in the cellar.
Mağazalar satılmamış malla ne yapar.What do stores do with unsold merchandise?
Biz geniş bir ürün yelpazesi satarız.We sell a wide range of products.
Her pazar kiliseden sonra şekerli çörek satın alırım.I buy donuts every Sunday after church.
Tom şirketini Mary'ye sattı.Tom sold his company to Mary.
Tom saygın bir bayiden kullanılmış bir araba satın aldı.Tom bought a used car from a reputable dealership.
Onlar burada Guinness satıyorlar mı?Do they sell Guinness here?
Satürn çocuklarını yedi.Saturn devoured his children.
Satranç oynamak istiyorum.I want to play chess.
O, Mary için bir şey satın aldı.He bought something for Mary.
O Mary için bir şey satın aldı.He has bought something for Mary.
Biz birçok pul satın aldık.We bought a lot of stamps.
Gazete satış yerinden gazete satın almayı durdurun.Stop at the newsstand to buy the paper.
Ben halk şarkılarıyla ilgili birkaç ses bandı satın aldım.I bought several audiotapes of folk songs.
O, kızı için değerli bir mücevher satın almak istiyor.He wishes to buy a valuable jewel for his daughter.
Biri, eczaneden bir diş fırçası satın alabilir.One can buy a toothbrush at the pharmacy.
Biz mağazalardan hediyeler satın alabiliriz.We can buy the gifts in the department stores.
O, kendini güneşten korumak için bir hasır şapka satın aldı.He bought a straw hat to protect himself from the sun.
Bu Daumier baskısı, Paris'ten bir hatıra olarak satın aldığım en güzel şeydir.This Daumier print is the most beautiful thing that I have bought as a souvenir of Paris.
Coty şirketi parfüm satar.The Coty company sells perfumes.
Amcam için güzel bir ipek kravat satın aldım.I bought a beautiful silk tie for my uncle.
Pullar burada satılır.Stamps are sold here.
Satranç oyunu fazla konsantrasyon ve uzmanlık gerektirir.The game of chess requires much concentration and expertise.
Ben gazete satın almak için dışarı çıkıyorum.I am going out to buy the newspaper.
On üçüncü satırdan okumaya başlayın.Start reading on line thirteen.