O bir piliç satın aldı.She bought a chick.
Toptan satışla ilgili sorun bu.That's the problem with buying wholesale.
Bir şey almıyorum ya da satmıyorum!I don't buy or sell anything!
Tom gelecek yıl yeni bir ev satın alıyor.Tom is buying a new house next year.
Satın aldığım pantolon çok dar.The pants I bought are too tight.
Yemek satın almak istiyorum.I want to buy food.
O, bir köpek satın almıştı.He had bought a dog.
Tom çok fonksiyonlu yeni bir yazıcı satın aldı.Tom bought a new multifunction printer.
Bir şey satın alacak mısın?Will you buy something?
Bunu nereden satın alabiliriz?Where can we buy it?
Üzgünüm ama bana biraz ekmek satın alabilir misiniz?I'm sorry, but could you buy me some bread?
Mary'yi bir filme davet etmek için cesaretimi toplasam bile, o beni sattı.Even though I plucked up courage to invite Mary to a film, she stood me up.
Bütün evlerimi sattım.I sold all my houses.
Tom ikinci el bir Toyota satın aldı.Tom bought a used Toyota.
Onlar bize bir yavru köpek sattılar.They sold us a pup.
O eski arabasını bana sattı.Tom sold me his old car.
Şehre bir kılavuz nereden satın alabilirim.Where can I buy a guide to the city?
Tom Mary'yi bir satranç oyununa davet edecek kadar aptaldı.Tom was stupid enough to challenge Mary to a game of chess.
Tom satranç oyununda Mary'ye meydan okuyacak kadar aptaldı.Tom was stupid enough to challenge Mary to a game of chess.
Daha şimdiden onların yaklaşık üç yüz tanesini sattılar.They've sold about three hundred of them already.
Evimizi Tom'a satmıyoruz.We aren't selling our house to Tom.
Bunları onlara sattık, değil mi?We sold those to them, didn't we?
Satranç oynamayı sana öğreteceğim.I'll teach you how to play chess.
İkisi de iyi satranç oyuncuları.They're both good chess players.
Tom onu başkasına sattı.Tom sold it to somebody else.
Evimizi satmıyoruz.We're not selling our house.
Satrançta çok iyi değilim.I'm not very good at chess.
Tom arabasını Mary'ye sattı.Tom sold his car to Mary.
Tom evini satıyor.Tom is selling his house.
Onu satabilirsin.You could sell that.
Bunu satabiliriz.We could sell that.
Onu satmak zorundasın.You must sell it.
Sen onu satmalısın.You must sell it.
Bir bira satın alacağım.I am going to buy a beer.
Şimdiye kadar otuz bilet sattım.I've sold thirty tickets so far.
Danielle Steel hayattaki en çok satan yazardır.Danielle Steel is the bestselling author alive.
Bu şirket özel bilgilerinizi üçüncü şahıslara satarak para kazanır.This company makes money by selling your private information to third-parties.
Bir araba satın almak için bankadan kredi aldın, değil mi?You took out a loan in order to buy a car, didn't you?
Bir araba satın almak için bankadan kredi çekti.She took out a loan in order to buy a car.
Mary araba satın almak için bankadan kredi aldı.Mary took out a loan in order to buy a car.
Bir araba satın almak için bankadan kredi çektik.We took out a loan in order to buy a car.
Bir araba satın almak için bankadan kredi çektiler.They took out a loan in order to buy a car.
Tom gümrüksüz mallar mağazasından bir şişe votka ve birkaç parfüm satın aldı.Tom bought a bottle of vodka and some perfume at the duty-free shop.
Maaşınız satışa dayalıdır.Your salary is commission-based.
Maaşınız yaptığınız satışa dayalıdır.Your salary is commission-based.
Tom zaten arabasını sattı.Tom has already sold his car.
Dün domuz satın aldım.I bought the pig yesterday.
Kitaplarımı iyi bir fiyata sattım.I have sold my books at a good price.
O, mağazadan bir şey satın almadı.She didn't buy anything from the store.
Tom'un gerçekten istediği her şeyi satın almak için yeterli parası var.Tom has enough money to buy everything he really needs.
Tom'un bir araba satın almak için yeterinden fazla parası var.Tom has more than enough money to buy a car.
Satmak için hiç mücevherim yok.I have no jewels to sell.
O, Chelsea'de deniz kabuğu satıyor.She sells seashells in Chelsea.
Köylü tüccara yüz tane yumurta sattı.The villager sold the merchant one hundred eggs.
Başkasını satın almak istiyorum.I want to buy another.
Bugün kaç tane sosisli sandviç sattın?How many hot dogs have you sold today?
Bir ev satın almak istiyorsun.You want to buy a house.
John kitaplar satardı.John used to sell books.
Türbede pamuk şekeri satıcıları vardı.There were cotton candy vendors in the shrine.
Nerede kereste ve çivi satın alabilirim?Where can I buy lumber and nails?