Dükkan meyve ve sebze satar.The store sells fruit and vegetables.
Sally yeni bir elbise satın aldı fakat henüz giymedi.Sally has bought a new dress, but she hasn't worn it yet.
Onlar daha yeni ev satın aldılar.They have just bought a new house.
O bir araba satıcısı.He's a car salesman.
Tom'un ebeveynleri onun bir kullanılmış araba satıcısı olmasını istemiyordu.Tom's parents didn't want him to become a used car salesman.
O, bir ikinci el araç satıcısı.He's a used car salesman.
O, kullanılmış araba satıcısı olarak işini kaybetti.He lost his job as a used car salesman.
Satır aralarını okuman gerekir.You need to read between the lines.
O satış boyunca yüzde 30 indirimdeydi.It was 30% off during the sale.
Tom bir Japonca-Çince sözlük satın aldı.Tom bought a Japanese-Chinese dictionary.
34. sayfada alttan yedinci satıra bak.Look at the seventh line from the bottom on page 34.
O, bir dolar mağazasında satılıyordu.That was being sold at a dollar store.
O, bir milyoncuda satılıyordu.That was being sold at a dollar store.
O, Japon pazarında satılıyordu.That was being sold at a dollar store.
O, ucuzluk pazarında satılıyordu.That was being sold at a dollar store.
Ben onu satın almak istiyorum ama fiyatına param yetmez.I'd like to buy it, but I can't afford the expense.
Çalıntı mal satıcısı çalıntı mallarla yakalandı.The fence was caught with the stolen goods.
Dükkan meyve ve sebze satıyor.The store sells fruits and vegetables.
Bir tişört satın aldım.I bought a T-shirt.
Evinizi on bin dolara satın alacağım.I will buy your house for ten thousand dollars.
Babamın o evi neden satın almak istediğini merak ediyorum.I wonder why Dad wants to buy that house.
Bu arabayı satarak kendini birçok sorundan kurtarabilirsin.You can save yourself a lot of trouble by selling this car.
Bir ev satın alacağım.I'm going to buy a home.
Gidip biraz çikolata satın alacağım.I'll go and buy some chocolate.
Neden bir Japon arabası satın aldın?Why did you buy a Japanese car?
Neden bir Alman arabası satın aldın?Why did you buy a German car?
Neden bir İtalyan arabası satın aldın?Why did you buy an Italian car?
Neden bir Kore arabası satın aldın?Why did you buy a Korean car?
Neden bir Amerikan arabası satın aldın?Why did you buy an American car?
Neden bir İngiliz arabası satın aldın?Why did you buy a British car?
Çiftliklerini sattılar ve şehre taşındılar.They sold their farm and moved to the city.
Çevremizde bir iPad satın alan ilk kişi Tom'du.Tom was the first person in our neighborhood to buy an iPad.
Tom bir kullanılmış araba satıcısı bulmak için sarı sayfalara baktı.Tom looked in the yellow pages to find a used car dealer.
Eski arabamızı gerçekten satıp satamayacağımız şüpheli.It's doubtful whether we can really sell our old car.
Hem Tom hem de onun karısı satranç oynamaktan zevk alırlar.Tom and his wife both enjoy playing chess.
Tom ve Mary tüm öğleden sonra satranç oynadı.Tom and Mary played chess all afternoon.
Tom ve Mary az önce yeni bir araba satın aldı.Tom and Mary have just bought a new car.
Satın almamız gereken birçok şeyimiz var.We have a lot of things we need to buy.
Tom ve Mary satranç oynayarak vakit öldürdüler.Tom and Mary killed time playing chess.
Sen Tom'un ne satın aldığını asla tahmin edemeyeceksin.You'll never guess what Tom bought.
Bir ev satın almayı planlıyor musunuz?Are you planning on buying a house?
Burası benim genellikle ayakkabı satın aldığım yer.This is where I usually buy shoes.
Bir araba satın almayı planlıyor musun?Are you planning on buying a car?
Tom senin satrançta iyi olduğunu söyledi.Tom said you were good at chess.
İstediğin her şeyi satın alabilirsin.You can buy anything you want.
Tom satranç oynamada iyiydi.Tom was good at playing chess.
Tom bir şey satmıyor.Tom isn't selling anything.
Tom neden bana sataşıyor?Why is Tom picking on me?
Ne zaman satın alındı?When was it purchased?
Satranç oynuyorduk.We were playing chess.
Bunlar satılık değil.These aren't for sale.
Henüz bir tane satın aldın mı?Did you buy one yet?
Onlar satılıktı.They were on sale.
Bu satılık değildi.It wasn't on sale.
O satılıktı.It was on sale.
Volkswagen'ini satıp bir Mercedes satın aldı.She sold her Volkswagen and bought a Mercedes.
Ona güzel bir elbise satın aldım.I bought her a beautiful dress.
O sonuçta onu satın almadı.He didn't buy it after all.
Çocuk için bir oyuncak satın aldı.She bought a toy for the boy.
Maaş satışlara dayanmaktadır.The pay is based on sales.