Tom'un dün baktığı o arabayı satın almayacağından oldukça eminim.I'm pretty sure that Tom won't buy that car he was looking at yesterday.
Tom için biraz ilaç satın alabilmem için biraz para ödünç almam gerekiyor.I need to borrow some money so I can buy some medicine for Tom.
Tom'a bazı ilaçlar satın almak için eczaneye gitmem gerekiyor.I need to go to the drugstore to buy some medicine for Tom.
Bu mağazada bir şey satın almak istemiyorum.I don't want to buy anything in this store.
Tom bizim mahallede bir ev satın aldı.Tom bought a house in our neighborhood.
Tom yeni bir araba satın almaya karar verdi.Tom has decided to buy a new car.
Tom bana istediğimi satın almadı.Tom didn't buy me what I wanted.
Kaç tane domuz pirzolası satın aldın?How many pork chops did you buy?
Bilet satışları pazartesi günü başlayacak.Ticket sales will begin Monday.
Onlardan birini nereden satın alabilirim?Where can I buy one of those?
Bu bisikleti ne zaman satın aldın?When did you buy this bicycle?
Satışlar büyümeye devam edecek.Sales will continue to grow.
Bunlardan birini kim satın alır?Who would buy one of these?
Yerine bir iPhone satın alacağım.I'll buy an iPhone instead.
Tom henüz bir tane satın almadı.Tom hasn't bought one yet.
Birinci raundu satın alacağım.I'll buy the first round.
Düşük fiyattan satın al Yüksek fiyattan sat.Buy low and sell high.
Bu, dürüst olmayan bir satıcı.He's a dishonest salesperson.
Neden onu Tom için satın almak istiyorsun?Why do you want to buy that for Tom?
Tom biraz sebze ve meyve satın aldı.Tom bought some vegetables and fruit.
Marija bir mikroskop satın aldı.Marija bought a microscope.
Dün, bazı tatlı portakallar satın almak için pazara gitti.Yesterday, I went to the market to buy some sweet oranges.
Tom Park Caddesinde küçük bir ev satın aldı.Tom bought a small house on Park Street.
Tom da bir satıcı.Tom is also a salesman.
Tom da bir satıcıdır.Tom is a salesman, too.
Tom sık sık pahalı kıyafetler satın alır.Tom often buys expensive clothes.
Tom dün bir çift siyah elbise satın aldı.Tom bought a pair of black dress shoes yesterday.
Tom bir çift siyah deri ayakkabı satın aldı.Tom bought a pair of black leather shoes.
Satın almanız için teşekkür ederim.Thank you for your purchase.
Benim erkek kardeşim yeni bir televizyon satın aldı.My brother bought a new television set.
Ben çok sayıda şey satın aldım.I bought lots of stuff.
Tom'un neden onu Mary için satın almak istediğini merak ediyorum.I wonder why Tom wants to buy that for Mary.
Tom dün bir kitap satın aldı ve onu Mary'ye verdi.Tom bought a book yesterday and gave it to Mary.
Tom'un neden onlardan birini satın almak istediğini merak ediyorum.I wonder why Tom wants to buy one of those.
Tom'un neden o arabayı satın almak istediğini merak ediyorum.I wonder why Tom wants to buy that car.
Tom neden o evi satın almak istiyor merak ediyorum.I wonder why Tom wants to buy that house.
Tom yeni bir araba satın almayacak.Tom isn't going to buy a new car.
Onlar geçen yıl Connemara'da bir ev satın aldılar.They bought a house in Connemara last year.
Hangi boyutta gömlek satın almam gerektiğini bilmiyorum.I don't know what size shirt I should buy.
Bana birkaç havuç satın alın.Please buy me a few carrots.
Bir şey satın almak gerekiyor mu?Do you need to buy anything?
Maalesef, bu ev zaten satıldı.Unfortunately, this house has already been sold.
Onlar güneye bakan bir ev satın aldılar.They have bought a house that faces south.
Tom rulo satın aldı.Tom bought rolls.
Hepsi satılıp tükenmiş.Sold out.
Tüm oteller satıldı.All the hotels are sold out.
Ev bir milyon dolara satıldı.The house was sold for one million dollars.
Onun kitabı sadece bir ay önce satıldı ve zaten binlerce kopya sattı.His book was published just one month ago, and it has already sold thousands of copies.
Genellikle internetten bir şey satın almam.Usually I don't buy anything on the Internet.
Son kitaplar bir hafta önce satıldı.The last books were sold a week ago.
Şimdi onlardan birini satın almak için harika bir zaman.Now is a great time to buy one of those.
kitap iyi satılıyor.The book sells well.
Oyun satıldı.The game was sold out.
O kolay bir satış değildi.It wasn't an easy sell.
Dükkan sebzeler satıyor.The shop sells vegetables.
Benim bilgisayarım eski. Gelecek ay internette yeni bir tane satın alacağım.My computer is old. Next month I will buy a new one on the internet.
Benim için bir bilet satın alır mısın?Would you mind buying a ticket for me?
Her satıcı mallarından övgü ile bahseder.Every salesman sings the praises of his wares.
Tom yerel eczaneden bir ucuz okuma gözlüğü satın aldı.Tom bought some cheap reading glasses at the local drugstore.
Tom ev satın hususunda tereddüt ediyor.Tom is hesitating about buying the house.