Tom Mary için bir şey satın almadı.Tom didn't buy anything for Mary.
Tom Mary'ye bir yavru köpek satın aldı.Tom bought Mary a puppy.
Tom Mary'ye bir kamera satın aldı.Tom bought Mary a camera.
Tom Mary'ye vermek için bir kamera satın aldı.Tom bought a camera to give to Mary.
Tom, onun doğum gününde vermek için Mary'ye bir kamera satın aldı.Tom bought a camera to give to Mary on her birthday.
Tom Mary'den bir kamera satın aldı.Tom bought a camera from Mary.
Tom Mary için bir kamera satın aldı.Tom bought a camera for Mary.
Tom Mary'nin fırın satışında yardım etmeye istekli olacağını farzediyor.Tom assumes Mary will be willing to help with the bake sale.
Tom Mary'ye kuyumcuda ne satın aldığını sordu.Tom asked Mary what she had bought at the jewelry store.
Tom Mary'den biraz ekmek satın alması için dükkâna gitmesini rica etti.Tom asked Mary to go to the store to buy some bread.
Tom ve Mary havuzu olan bir ev satın almakla ilgilenmiyorlar.Tom and Mary aren't interested in buying a house with a pool.
Tom'un eski traktörünü gerçekten satın almayacaksın, değil mi?You aren't really going to buy Tom's old tractor, are you?
Niçin bu evi satın almaya karar verdin?Why did you decide to buy this house?
Ben bu oda için yeni bir halı satın almak zorundayım.I have to buy a new carpet for this room.
Evini satıp satmayacağına karar verdin mi?Have you decided whether or not you're going to sell your house?
O gitar satın alamayacağım kadar çok pahalı.That guitar is too expensive for me to buy.
Sadece bir mağaza bu kitabı satışa arz ediyor.Only one store carries this book.
Toplu olarak satın alırsanız, % 20 daha ucuz dur.If you buy in bulk, it's 20% cheaper.
Bu dükkâna her ne zaman gitsem, taze pişmiş taiyaki kekleri satıyorlar.Whenever I go to this store, they're selling freshly baked taiyaki cakes.
Ona bir köpek satın aldı.He bought him a dog.
Tom Mary'nin buzdolabındaki sütü ne zaman satın aldığını merak etti.Tom wondered when Mary had bought the milk that was in the refrigerator.
Tom satır aralarını okumada çok iyi değildi.Tom wasn't very good at reading between the lines.
Tom bir araba satın almak için yeterli parayı tasarruf etmek istedi.Tom wanted save up enough money to buy a car.
Tom Mary'den postanedeyken ona bazı pullar satın almasını istedi.Tom wanted Mary to buy him some stamps while she was at the post office.
Tom Mary'nin satın almak istediği evin biraz fazla küçük olduğunu düşündü.Tom thought the house Mary wanted to buy was a little too small.
Tom Mary'nin böyle küçük bir araba satın almak istemeyeceğini düşündü.Tom thought Mary wouldn't want to buy such a small car.
Tom Mary'nin inci kolyesini nereden satın aldığını bilmediğini söylüyor.Tom says he doesn't know where Mary bought her pearl necklace.
Tom Japonya'yı ziyaret ettiğinde her yerde otomatik satış makinaları gördü.Tom saw vending machines everywhere when he visited Japan.
Tom yerel bir indirimli mağazada ihtiyacı olan birçok şeyi satın alabilir.Tom is able to buy many things he needs at a local discount store.
Tom bu saati bir garaj satışında buldu.Tom found this clock at a garage sale.
Tom Mary'yi bir hibrid otomobil satın alması için teşvik etti.Tom encouraged Mary to buy a hybrid car.
Tom'un otomattan bir içecek satın almak için yeterli bozuk parası yoktu.Tom didn't have enough change to buy a drink from the vending machine.
Tom'un, Mary'nin ondan satın almasını istediği her şeyi maaşıyla almaya gücü yetmez.Tom can't afford all the stuff Mary wants him to buy on his salary.
Tom Mary'yi fırın satışında onun yardım etmesini rica etmek için aradı.Tom called Mary to ask her to help at the bake sale.
Tom babasının ölümünden sonra bu evi satın aldı.Tom bought this house after his father's death.
Tom kamyonunu kullanılmış satın aldı.Tom bought his truck used.
Tom bir piyango bileti satın aldı.Tom bought a lottery ticket.
Tom ve Mary bazı yeni mobilya satın aldılar.Tom and Mary bought some new furniture.
Tom ve Mary benzer gömlekler satın aldılar.Tom and Mary bought matching shirts.
Tom'un satın almak istediği bariton saksafon onun için çok fazla pahalıydı. .The baritone sax that Tom wanted to buy was way too expensive for him.
Tom'un eskiden uyuşturucu satıcıları ve katillerle takıldığını duydum.I heard that Tom used to hang out with drug dealers and murderers.
Tom ve Mary'nin o evi satın almamaya karar vereceklerini hissediyordum.I had a feeling that Tom and Mary would decide not to buy that house.
İstediğimiz her şeyi satın almak için yeterli paramız olmadığını varsaymalısın.You should assume that we won't have enough money to buy everything we want.
Öyle düşük bir fiyata yağ satın alabileceğini asla tahmin etmezdim.I would never have guessed that you could buy butter for such a low price.
Bunu sana satıyorum.I sell this to you.
Tam sürümü satın alın.Buy the full version.
Gerçekten yeni bir motosiklet satın almak istiyor.He really wants to buy a new motorcycle.
Büyük, eski, güzel, kırmızı bir yün İran halısı satın aldım.I bought a beautiful large ancient red Iranian woolen carpet.
Ben et, peynir ve domates satın alacağım.I'm going to buy meat, cheese, and tomatoes.
Bir şemsiye satın almak istiyor musun?Do you want to buy an umbrella?
Halk hikayeleri hakkında bir kitap satın aldım.I bought a book of folktales.
Bu ilaç eczanelerde hâlâ satılmamaktadır.This medicine is not sold yet in pharmacies.
Son satırı unut.Forget the last line.
Satın almak istediğim kitap budur.This is the book I want to buy.
Ben gideyim ve biraz ekmek satın alayım.Let me go and buy some bread.
Ben yeni bir fotoğraf makinesi satın almayı düşünüyordumI was thinking about buying a new camera.
Yumurtaları satın almayı unuttun mu?Did you forget to buy eggs?
Tom birkaç kitap satın almak istiyor.Tom wants to buy some books.
Tom onu satın almak istedi.Tom wanted to buy it.
Geçen yıl şirket özel yatırımcılara satıldı.Last year, the company was sold to private investors.