Frenleri tamir ederlerse, arabayı satın alacağım.I will only buy the car if they repair the brakes first.
Lütfen onu satın alma.Please do not buy it.
Koyomi bir yay ve oklar satın aldı.Koyomi bought a bow and arrows.
Onun evi on bin dolara satıldı.His house was sold for ten thousand dollars.
Bu oda için yeni bir halı satın almamız gerekiyor.We need to buy a new rug for this room.
Ona bir hediye satın aldığını unuttu.He forgot that he bought her a present.
Para mutluluğu satın almaz.Money doesn't buy happiness.
Balık ve et satıyorlar.They are selling fish and meat.
Bu bilet satın alındıktan sonra iki gün boyunca geçerlidir.This ticket is valid for two days after purchase.
O da bir satıcı.He's also a salesman.
3000 adet satın almayı kabul ederseniz yüzde 3 indirim yapacağız.If you agree to buy 3,000 of them, we'll give you a 3 percent discount.
Babam bana bir bisiklet satın aldı.My father bought me a bicycle.
Koltukların hepsi satıldı.The seats are all sold out.
Sözlük mü satın alacaksınız?Are you going to buy a dictionary?
Bazı çıkartmalar satın almak istiyorum.I'd like to buy some stickers.
Biz onu yurt dışından satın almak zorundayız.We have to buy it from abroad.
Kırk katır kırk satır.Between a rock and a hard place.
Kırk satırla kırk katır arasında.Between Scylla and Charybdis.
Onlar süpermarkette sebze satın alır.They buy vegetables at the supermarket.
Karım yeni bir çocuk arabası satın aldı.My wife bought a new pram.
Her şey parayla satın alınamaz.Not everything can be bought with money.
Bu gitar çok pahalı, onu satın alamam.This guitar is so expensive that I can't buy it.
Bunlardan birini satın almalıyım.I must buy one of these.
Yarın bu kitabı satın almayı unutmamak zorundayım.I have to remember to buy this book tomorrow.
Tom şirketindeki en yüksek satış için ödül aldı.Tom got an award for the highest sales at his company.
Onlar bir araba satın aldı.They bought a car.
Aile bir ev satın almak istiyor.The family wants to buy a house.
Mary bir elbise satın almak istiyor.Mary wants to buy a dress.
Şimdi satın alabilir ve daha sonra krediyle ödeme yapabilirsiniz.You can buy now and pay later with credit.
Onlar yeni bir araba satın almayı ertelediler.They delayed buying a new car.
Bir ev satın aldığın zaman belgeleri dikkatli oku.When you buy a house, read the documents carefully.
Onların satışları artıyor.Their sales are growing.
Tom bir araba satın almak için bankadan kredi çekti.Tom took out a loan in order to buy a car.
Mortgage insanların ev satın almak için kullanabileceği bir borç türüdür.A mortgage is a kind of loan that people can use to buy a house.
Açık hava marketinde taze ürün satılmaktadır.Fresh produce is sold at an open-air market.
Paranın ona mutluluk satın alacağına inanıyor musun?Do you think money will buy her happiness?
Polis bazı uyuşturucu satıcılarına karşı saldırı düzenledi.The police conducted an offensive against some drug dealers.
Çift, bir ev satın almak istiyor.The couple wants to purchase a home.
Yatırım firması, değersiz hisse senedi satın alarak müşterilerini aldattı.The investment firm tricked customers into buying worthless stock.
Ben az önce bu MP3 çaların en son sürümünü satın aldım.I just bought the latest version of this MP3 player.
Noel'in gerçek hediyeleri sevgi ve barıştır. Onları bir mağazadan satın alamazsınız.The true gifts of Christmas are love and peace. You cannot buy them in a store.
Yarın bir cep telefonu satın alacağım.I'm going to buy a mobile phone tomorrow!
Biz onun doğum günü için ona ne satın alalım?What shall we buy him for his birthday?
Nereden bir mayo satın alabilirim?Where can I buy a bathing suit?
Şehrin bir haritasını nereden satın alabilirim?Where can I buy a map of the city?
Nerede bir diş fırçası satın alabilirim?Where can I buy a toothbrush?
O elbiseyi nereden satın aldın?Where did you buy that dress?
Nereden bir program satın alabilirim?Where can I buy a program?
Neden çiçekler satın aldınız?Why did you buy flowers?
Onu satın almadan önce arabayı denemek ister misiniz?Would you like to try the car before buying it?
Ben MP3 çalar satın aldım.I bought the MP3 player.
Her sabah gazete bayinde bir gazete satın alıyorum.Every morning I buy a newspaper at a newsstand.
Ben kullanılmış bir araba satın alma gücüne sahip değilim.I cannot afford buying a used car.
Kullanılmış bir araba satın alamam.I cannot afford buying a used car.
Ne satın almak istiyorsun?What do you want to buy?
Yarın sabah, onlar Şakira'nın konseri için biletler satıyor.Tomorrow morning, they're selling tickets for the Shakira concert.
Ikinci el araba satıcısı adamlar tanınmış bir çetedir.Used car salesmen are a disreputable bunch.
Bu gazete gittikçe daha az kopya satıyor.This newspaper is selling fewer and fewer copies.
Sysko'nun, Microsoft'u satın almak için planları var.Sysko has plans to buy Microsoft.
Yeni bir şemsiye satıyorum.I sell a new umbrella.