Hangi meyve sarıdır?Which fruit is yellow?
"XYZ"'den önceki kelime sarı ile vurgulanmalı.The word before "XYZ" should be highlighted in yellow.
Tom ve Mary birbirleriyle sarılıp öpüştüler.Tom and Mary hugged and kissed each other.
Sen doğal olarak sarışın mısın?Are you naturally blonde?
O, "sarılmak bedava" diyen bir tablo ile kendini caddenin ortasına koydu.He placed himself in the middle of the street with a sign that said, "Free hugs."
Ona sarılmıyorum.I do not hug her.
Sadece bir sarılmaya ihtiyacım var.I just need a hug.
Onlar birbirlerinin boğazına sarılmıştı.They were at each other's throats.
Tom ve Mary birbirlerinin boğazına sarılmış.Tom and Mary are at each other's throats.
Mary bana sıkıca sarıldı ve yanağımdan öptü.Mary gave me a big hug and a kiss on the cheek.
Yumurta sarısı omleti yapıyorum. Biraz ister misin?I'm making an egg yellows omelet. Do you want some?
Tom kollarını Mary'nin etrafına koydu ve ona sıkıca sarıldı.Tom put his arms around Mary and hugged her tightly.
Tom Mary'ye sarıldı ve sonra onu öptü.Tom hugged Mary and then kissed her.
Tom Mary'ye sarıldı ve onu öptü.Tom hugged Mary and kissed her.
Tom, Mary'yi kollarına aldı ve ona sarıldı.Tom took Mary in his arms and hugged her.
Mary, Tom'u kucağına aldı ve ona sarıldı.Mary took Tom in her arms and hugged him.
Tom Mary'ye sarılmak istedi ama sarılmaması gerektiğini biliyordu.Tom wanted to hug Mary, but he knew that he shouldn't.
Bana daha yakın sarıl, Tom.Hold me closer, Tom.
Tom sarışınları tercih eder.Tom prefers blondes.
Tom Mary'ye sarılmak istedi.Tom wanted to hug Mary.
Benim için Tom'a büyük bir sarıl.Give Tom a big hug for me.
Arkadaşımın saçını sarıya boyamak istiyorum.I want to dye my friend's hair blonde.
Tom bana sarıldığında neredeyse kaburgalarımı kırıyordu.Tom almost cracked my ribs when he hugged me.
O ona kısaca sarıldı.He gave her a brief hug.
Tom Mary'ye kısaca sarıldı.Tom gave Mary a brief hug.
Tom bana sımsıkı sarıldı.Tom gave me a big bear hug.
Maria sarışın biridir.Maria is the blonde one.
Maria sarışın olan.Maria is the blonde one.
Sarışın olan Maria.Maria is the blonde one.
Kızım sarışın.My daughter is blonde.
Salatalık turşusu ile sarı pirinç yemeyi severim.I like to eat yellow rice with cucumber pickles.
Kalibata tren istasyonunun önünde satılan sarı pirinç çok lezzetli.The yellow rice sold in front of Kalibata train station is very delicious.
İnsanlar yabancılara sarılıyor.People are hugging strangers.
Tom eğildi ve Mary'ye sarıldı.Tom bent down and hugged Mary.
Yumurta beyazlarını yumurta sarısının içine katlayın.Fold the egg whites into the egg yolks.
Sarımsakları büyük bir karıştırma kabına koyun.Put the yolks in a large mixing bowl.
Tom, Mary'ye sarıldı ve onu öptü.Tom gave Mary a hug and kissed her.
Mutfak soluk sarı çinilerle kaplıydı.The kitchen was lined with pale yellow tiles.
Tom sarı hardallı kraker üzerinde füme sardalya yemeyi sever.Tom likes to eat smoked sardines on crackers with yellow mustard.
Duvara çarpan arabanın şoförü sarışın bir kadındı.The driver of the car that crashed into the wall was a blonde woman.
Akşamleyin güneş sarı değildir. Turuncudur.The sun isn't yellow in the evening. It's orange.
Tom sokağın karşısındaki sarı evde yaşıyor.Tom lives in the yellow house across the street.
Sarışınlardan hoşlanırım.I like blondes.
Mary sarı saçları ve mavi gözleriyle güzel bir kızdır.Mary is a beautiful girl with blonde hair and blue eyes.
Dün sarı bir gömlek giyiyordum.I was wearing a yellow shirt yesterday.
Çim sarıdır.The grass is yellow.
Yapraklar sarıdır.The leaves are yellow.
Tom merdivenlerden indi ve Mary'ye sarıldı.Tom ran down the stairs and hugged Mary.
Tom gibi sarılmak istemiyorum.I don't want to wind up like Tom.
Tom çocuklarından her birine sarıldı.Tom gave each of his kids a hug.
Çim fazla sarıdır.The grass is too yellow.
Öpücükler, sarılmalar, sevgiler ... hepsi sahteydi.Kisses, hugs, affections... it was all fake.
Ben sarışınların çekimine kapılıyorum.I'm attracted to blondes.
Tom atladı ve Mary'ye sarıldı.Tom jumped up and hugged Mary.
Tom koştu ve annesine ve babasına sarıldı.Tom ran and hugged his mom and dad.
Tom, Mary'nin doğuştan sarışın olmadığını düşündü.Tom thought Mary wasn't a natural blonde.
Sami sarı saçlarının rengini açtırdı.Sami bleached his hair blond.
Mary daha önce hiç sari giymemişti.Mary had never worn a sari before.
Sarah bir sari giydi.Sarah wore a sari.
Sami ve Leyla sarılıp öpüşüyorlardı.Sami and Layla were hugging and kissing.