Contador, Fransa Bisiklet Turunda sarı mayoyu kazandı.Contador won the yellow jersey in the Tour de France.
O sarışın.He's blond.
Muzlar sarıdır.Bananas are yellow.
O sarışın bir kız.She's a blonde girl.
Sarılarak sevgilerini ifade ediyorlar.They're expressing their love by hugging.
Tom'un sarı bir spor arabası var.Tom owns a yellow sports car.
Tom, o işten döndüğünde her zaman oğluna sarılır.Tom always hugs his son when he returns from work.
Ben sarı kazağımı seviyorum.I love my yellow sweater.
Bahçe güzel sarı çiçeklerle doluydu.The garden was full of beautiful yellow flowers.
Amerika Birleşik Devletleri'nde okul minibüsleri sarıdır.In the United States, school buses are yellow.
Bu kuş bir sarı kuyruksallayan.This bird is a wagtail.
Yumurta sarısı sarıdır.Yolks are yellow.
Sarımsak ve soğan soğuk algınlığına karşı iyi ilaçlardır.Garlic and onion are good remedies against the common cold.
Her iki kız kardeş sarışındır.Both sisters are blondes.
Annem küçük erkek kardeşime sarı bir şemsiye aldı.My mother bought my little brother a yellow umbrella.
Çocuk köpeğin göğsüne sarıldı.The boy hugged the puppy to his chest.
Çiçekler sarı.Flowers are yellow.
Sarıhumma ve çiçek artık bir tehdit değildi.Yellow fever and smallpox were no longer a threat.
Kadını sarı bir şapkayla görmek bana bir hikayeyi hatırlattı.Seeing the woman with the yellow hat reminded me of a story.
Sarışınlar diğer saç rengine sahip kadınlardan % 7 daha fazla kazanırlar.Blondes earn 7% more than women with any other hair color.
Avrupalıların gelişinden önce sarı humma bir sorun değildi.Before the arrival of the Europeans, yellow fever hadn't been a problem.
O ona sarıldı.She hugged him.
O, ona sarılmak istiyor.She wants to hug him.
Köpeğimi sarımsakla beslemem sorunlara sebep olur mu?Will feeding my dog garlic cause any problems?
Piotr'un saçları siyahtır ama Lech'in saçları sarıdır.Piotr has black hair but Lech has blond hair.
Ania kahverengi ama Magdalena sarı saça sahip.Ania has brown hair, but Magdalena has blonde hair.
Lidia'nın sarı düz saçları var.Lidia has blonde straight hair.
Ayrıca Felicja'nın da sarı düz saçları var.Also Felicja has blonde straight hair.
Her gün bir diş sarımsak yemek sağlığınız için yararlı mıdır?Is eating a clove of garlic every day beneficial to your health?
Yumurta sarısı yemek gerçekten o kadar sağlıksız mi?Is eating egg yolks really that unhealthy?
Biriyle çıkmadan önce sarımsak yememelisin.You shouldn't eat garlic before going out on a date.
Bahçe sarı çiçeklerle doluydu.The garden was full of yellow flowers.
Tom'un yumurta sarısı yiyip yemediği kimin umrunda?Who cares whether Tom eats egg yolks or not?
Tom bir parça sarımsaklı ekmek yedi.Tom ate a piece of garlic bread.
Tom Mary'ye sarılmak istiyor.Tom wants to hug Mary.
Tom Mary'ye sarıldı.Tom hugged Mary.
Tom Mary'ye sıkıca sarıldı ve onun gitmesine asla izin vermek istemedi.Tom hugged Mary tightly and never wanted to let her go.
Tom'a sarıldıktan sonra, Mary valizini aldı ve gitti.After hugging Tom, Mary picked up her suitcase and left.
Yapraklar sarı!The leaves are yellow!
Kalbim yeşil ve sarıdır.My heart is green and yellow.
Tom, son kez Mary'ye sarıldığı zamanı hatırladı.Tom remembered the last time he had hugged Mary.
Tom kesinlikle hemen silahına sarılmış gibi görünüyor.Tom certainly appears to have jumped the gun.
Bir gökkuşağı kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, çivit ve mordan oluşur.A rainbow consists of red, orange, yellow, green, blue, indigo and violet.
Tom tekerlekli bir sedyeye sarılı uyandı.Tom woke up strapped to a gurney.
Siz hediyeleri sarıncaya kadar biz gidemeyiz.We can't leave until you wrap the presents up.
O her zaman gizemli bir hava tarafından sarılır.He was always wrapped by a mysterious air.
O her zaman tehlikeli bir hava tarafından sarılmıştı.He was always wrapped by a dangerous air.
O her zaman karanlık bir havayla sarılır.He was always wrapped by a dark air.
Eskiden sarışın ve yanık tenli olduğuna inanamıyorum.I cannot believe you used to be blonde and tanned.
Sarı elmalarımız var.We have yellow apples.
O, bana sarıldı.He gave me a hug.
Bana sıkı sarıl.Hug me tight.
Ben sarışın, mavi gözlü bir Avrupalı kadın bulmak istiyorum.I want to find a blonde, blue-eyed European woman.
Bozhena oldukça sarışın; o bizim okuldaki en güzel kızdır.Bozhena is a pretty blonde; she is the prettiest girl in our school.
İkimizin sarı saçı varken kızımızın kızıl saçı var.Our daughter has red hair while both of us have blonde hair.
Kadın bebeğe sarıldı.The woman hugged the baby.
Keşke sana büyük bir doğum günü sarılması verebilsem.I wish I could give you a big birthday hug.
O, sarı evde yaşıyor.He lives in the yellow house.
Kuzenimin sarışın kıvırcık saçları var.My cousin has blonde curly hair.
Tüm sarışınlar aptal değildir.Not all blondes are stupid.