"Tezgâhtan Saraya: Osmanlı Saray Halıları".האשת בהשת - ארמון "שמונת גני העדן".
Pulcheria rahibe oldu ancak 450 yılında Theodosius ölünce saraya dönmesine izin verildi.Пулхерия става монахиня, но през 450, когато Теодосий умира, на Пулхерия е разрешено да се върне в двора.
Saraya girmeye çalışan kalabalık Francisco de Paula'nın ülkeden çıkartılmasına engel olmaya çalıştı.Жителите влизат в зданието, за да предотвратят тръгването на Франциско де Паула.
Sarayakpınar 2010 yılından itibaren Sultanlar Yolu'na dahil edilmiştir.Od 2013. livanjski divlji konji zaštićeni su i zakonom.
Sabahın erken saatlerinde kalabalık grup saraya girdi.Rano ujutro hrvatska policija došla je u Pakrac.
Akhenaton saraya yayılan salgın bir hastalıktan öldü.Luj je umro od dizenterije u opsadi.
Akşam olunca kayıklarla saraya geri döndü.U zoru se vraćaju u svoje sklonište.
1484'te Elizabeth ve ailesi Westminster Abbey'deki sığınaklarından ayrıldı ve saraya geri döndü.V roku 1484, Alžbeta a jej rodina opustila Westminster Abbey a vrátila sa na kráľovský dvor Richarda III.
Sonra Kösem Sultan tarafından saraya getirildi.Jeho hlavu potom hodili do sultánovho paláca.
Ayaklanan yeniçeriler saraya girip bazı devlet adamlarını öldürdüler.Vstúpil do súkromných záhrad a zobudil jedného z kráľových psov.
1484'te Elizabeth ve ailesi Westminster Abbey'deki sığınaklarından ayrıldı ve saraya geri döndü.Leta 1484 je Elizabeta Yorška in njena družina zapustila Westministrsko opatijo in se vrnila na dvor.
Mary de bir daha saraya dönmemiştir.V ligo se ni vrnil nikoli več.
Tekrar saraya dönünce, yemek sonrası uyumak üzere istirahata çekildiler.Tuomet, ieškodamas paguodos, jis vėl nuvyksta vakarieniauti oro uoste.
Sarayakpınar 2010 yılından itibaren Sultanlar Yolu'na dahil edilmiştir.Alates 2010. aasta algusest paigutati Harkusse ka eakamad meesvangid.
Asiler Saraya doğru yürüyüşe geçtiler.Sõdurid jooksid hoone poole.
Sabahın erken saatlerinde kalabalık grup saraya girdi.Juba hommikul kogunes rahvast murdu.
Ama saraya geri dönemez.De nem mehet vissza a palotába.
Ama saraya geri dönemez.Αλλά αυτή... δεν μπορεί να επιστρέψει ποτέ ξανά στο παλάτι. Ποτέ.
Ama saraya geri dönemez...لكنها لا يمكنها العودة الى القصر ابدا
Arabadan çıkıp ailene dönebilirsin... ...ya da saraya dönebilirsin.Kiszállhatsz az autóból és visszamehetsz a családodhoz. Vagy visszamehetsz a palotába.
Arabadan çıkıp ailene dönebilirsin... ...ya da saraya dönebilirsin.Tu peux sortir de la voiture et retourner à ta famille. Ou tu peux retourner au palais.
Arabadan çıkıp ailene dönebilirsin... ...ya da saraya dönebilirsin.Μπορείς να βγεις από τ' αμάξι και να επιστρέψεις στην οικογένειά σου. Ή μπορείς να επιστρέψεις στο παλάτι.
Arabadan çıkıp ailene dönebilirsin... ...ya da saraya dönebilirsin.يمكنك النزول من السيارة والعودة الى عائلتك او يمكنك العودة الى القصر
Avimelek henüz Saraya dokunmamıştı. ‹‹Ya RAB›› dedi, ‹‹Suçsuz bir ulusu mu yok edeceksin?A Abimelech sa jej nepriblížil a povedal: Ó, Pane, či zabiješ aj spravedlivý národ?
Avimelek henüz Saraya dokunmamıştı. ‹‹Ya RAB›› dedi, ‹‹Suçsuz bir ulusu mu yok edeceksin?Abimelec, care nu se apropiase de ea, a răspuns: ,,Doamne, vei omorî Tu oare chiar şi un neam nevinovat?
Avimelek henüz Saraya dokunmamıştı. ‹‹Ya RAB›› dedi, ‹‹Suçsuz bir ulusu mu yok edeceksin?Abimelech aber hatte sie nicht berührt und sprach: HERR, willst du denn auch ein gerechtes Volk erwürgen?
Avimelek henüz Saraya dokunmamıştı. ‹‹Ya RAB›› dedi, ‹‹Suçsuz bir ulusu mu yok edeceksin?Abimelech pak nepřiblížil se k ní; protož řekl: Pane, zdaž také spravedlivý národ zabiješ?
Avimelek henüz Saraya dokunmamıştı. ‹‹Ya RAB›› dedi, ‹‹Suçsuz bir ulusu mu yok edeceksin?Abimelec, quien todavía no se había acercado a ella, dijo: --Señor, ¿acaso has de matar a la gente inocente
Avimelek henüz Saraya dokunmamıştı. ‹‹Ya RAB›› dedi, ‹‹Suçsuz bir ulusu mu yok edeceksin?Abimélec, qui ne s`était point approché d`elle, répondit: Seigneur, ferais-tu périr même une nation juste?
Avimelek henüz Saraya dokunmamıştı. ‹‹Ya RAB›› dedi, ‹‹Suçsuz bir ulusu mu yok edeceksin?Abimelek pa se ji ni bil približal, zato reče: Gospod, ali bi pomoril tudi narod pravičen?
Avimelek henüz Saraya dokunmamıştı. ‹‹Ya RAB›› dedi, ‹‹Suçsuz bir ulusu mu yok edeceksin?Abimélek pedig nem illette vala õt, és monda: Uram, az ártatlan népet is megölöd-é?
Avimelek henüz Saraya dokunmamıştı. ‹‹Ya RAB›› dedi, ‹‹Suçsuz bir ulusu mu yok edeceksin?Ale Abimelech nie przybliżył się był do niej, i rzekł: Panie, izali też lud sprawiedliwy zabijesz?
Avimelek henüz Saraya dokunmamıştı. ‹‹Ya RAB›› dedi, ‹‹Suçsuz bir ulusu mu yok edeceksin?아비멜렉이 그 여인을 가까이 아니한 고로 그가 대답하되 주여 주께서 의로운 백성도 멸하시나이까
Avimelek henüz Saraya dokunmamıştı. ‹‹Ya RAB›› dedi, ‹‹Suçsuz bir ulusu mu yok edeceksin?Maar Abimélech had nog niet met Sara geslapen en zei: "Here, wilt U een onschuldige straffen?
Avimelek henüz Saraya dokunmamıştı. ‹‹Ya RAB›› dedi, ‹‹Suçsuz bir ulusu mu yok edeceksin?Men Abimelek hadde ikke kommet henne nær, og han sa: Herre, vil du da også slå rettferdige folk ihjel?
Avimelek henüz Saraya dokunmamıştı. ‹‹Ya RAB›› dedi, ‹‹Suçsuz bir ulusu mu yok edeceksin?Mutta Abimelek ei ollut ryhtynyt häneen, ja hän sanoi: "Herra, surmaatko syyttömänkin?
Avimelek henüz Saraya dokunmamıştı. ‹‹Ya RAB›› dedi, ‹‹Suçsuz bir ulusu mu yok edeceksin?Ο δε Αβιμελεχ δεν ειχε πλησιασει εις αυτην και ειπε, Κυριε, ηθελες φονευσει εθνος ετι και δικαιον;
Avimelek henüz Saraya dokunmamıştı. ‹‹Ya RAB›› dedi, ‹‹Suçsuz bir ulusu mu yok edeceksin?(А Авимелех не беше се приближил при нея). И рече: Господи, ще погубиш ли един праведен народ?
Avimelek henüz Saraya dokunmamıştı. ‹‹Ya RAB›› dedi, ‹‹Suçsuz bir ulusu mu yok edeceksin?Авимелех же не прикасался к ней и сказал: Владыка! неужели ты погубишьи невинный народ?
Avimelek henüz Saraya dokunmamıştı. ‹‹Ya RAB›› dedi, ‹‹Suçsuz bir ulusu mu yok edeceksin?ואבימלך לא קרב אליה ויאמר אדני הגוי גם צדיק תהרג׃
Avimelek henüz Saraya dokunmamıştı. ‹‹Ya RAB›› dedi, ‹‹Suçsuz bir ulusu mu yok edeceksin?ولكن لم يكن ابيمالك قد اقترب اليها. فقال يا سيد أأمة بارة تقتل.
Avimelek henüz Saraya dokunmamıştı. ‹‹Ya RAB›› dedi, ‹‹Suçsuz bir ulusu mu yok edeceksin?亞 比 米 勒 卻 還 沒 有 親 近 撒 拉 . 他 說 、 主 阿 、 連 有 義 的 國 你 也 要 毀 滅 麼
Avimelek henüz Saraya dokunmamıştı. ‹‹Ya RAB›› dedi, ‹‹Suçsuz bir ulusu mu yok edeceksin?亞比 米勒 卻還沒 有 親近 撒拉 . 他說 、 主阿 、 連有義 的 國 你 也 要 毀滅麼
Başının dik tut. Saraya Kraliyet Ailesinin restorasyonunu durdurmaya girdin.استيقض, لقد دخلت الى القصر لمنع اعادة العائلة الملكية
Başkan'a bunu... ...gerçek prensese vereceğime... ...ve onu saraya geri götüreceğime söz verdim.Megígértem az Elnök úrnak, hogy ezt odaadom az igazi hercegnőnek és visszaviszem őt a palotába.
Başkan'a bunu... ...gerçek prensese vereceğime... ...ve onu saraya geri götüreceğime söz verdim.انا والرئيس كان لدينا اتفاق ان اعطي هذه للاميرة الحقيقية وان ارجعها للقصر مجددا
Ben de saraya transfer oldum.Én is beköltöztem a palotába.
Ben de saraya transfer oldum.J'ai également été transféré au palais.
Ben de saraya transfer oldum. Prenses'in eğitiminden sorumluyum.لقد تم نقلي الى القصر, انا المسؤول عن تدريس الاميرة
Ben de saraya transfer oldum.Έχω και εγώ μεταφερθεί στο Παλάτι.
Beyaz Saraya da bunu yapmaya çalıştıklarını söylüyor.Biały dom mówi, że to, co staramy się zrobić, jak również.
Beyaz Saraya da bunu yapmaya çalıştıklarını söylüyor.La Casa Bianca dice che è ciò che anche loro stanno tentando di fare.
Beyaz Saraya da bunu yapmaya çalıştıklarını söylüyor.La Casa Blanca dice que eso es también lo que están tratando de hacer.
Beyaz Saraya da bunu yapmaya çalıştıklarını söylüyor.Администрация в Белом Доме говорит, что этого они и добиваются.
Biri Beyaz Saraya davet edilmemiz, diğeri ise en son canlanma.Az egyik eljuttatott minket a Fehér Házba, a másik egy új verzió.
Biri Beyaz Saraya davet edilmemiz, diğeri ise en son canlanma.Cineva ne-a invitat la Casa Albă, cineva e o încarnare recentă.
Biri Beyaz Saraya davet edilmemiz, diğeri ise en son canlanma.Een over ons bezoek aan het Witte Huis, een is een meer recente verwezenlijking.
Biri Beyaz Saraya davet edilmemiz, diğeri ise en son canlanma.Eins verschaffte uns eine Einladung ins Weiße Haus, das andere ist ein kürzliche Inkarnation.
Biri Beyaz Saraya davet edilmemiz, diğeri ise en son canlanma.Jeden wygrał nam zaproszenie do Białego Domu, drugi jest nowy.
Biri Beyaz Saraya davet edilmemiz, diğeri ise en son canlanma.하나는 백악관에 초대된 것이고, 하나는 최근 우리 일상을 보여줍니다.