Sonra Sara'yı bırakır ve silahı yere koyar.Poi chiede a Sal di puntare in alto la sua arma.
Her iki meclis de Londrada bulunan Westminster Sarayında toplanırlar.Come i lord, anche la Camera dei comuni si riunisce al Palazzo di Westminster, a Londra.
Saray aynı zamanda Ulusal Saray Müzesi ve Ulusal Halk Müzesi'ni de barındırmaktadır.Il palazzo ospita anche il Centro e museo didattico nazionale.
Kraliyet Sarayı.Palazzo Reale.
Alyuvarlara yerleşen virüs tüm vücudu sarar.Tubi adesivi sono comunque sparsi su tutto il corpo.
Bu sırada da Sara'ya aşık olur.Finisce per innamorarsi di Sara.
Sara, yeni kısa saçıyla kılık değiştirmiştir ve cüzdanını boşaltır.Ross si ritrovò spogliato dei beni dalla Georgia ed ormai senza tetto.
Pike, Boston, Massachusetts'te Benjamin Pike ve Sarah Andrews Pike çiftinin çocuğu olarak dünyaya geldi.Nacque a Boston, nel Massachusetts figlio di Ben e Sarah (Andrews) Pike.
Saray, özellikle I. Justinianus ve Theofilos dönemlerinde birçok kez yeniden yapılmış ya da genişletilmiştir.Venne rimaneggiato ed ampliato numerose volte, in particolare durante i regni di Giustininano II e Teofilo.
Avimelek korkarak karısı Sara'yı İbrahim'e geri verdi.Adèlle lotta disperatamente per riavere indietro la figlia Sarah.
Sarayın içinde 1872'den beri bir müze hizmet vermektedir. ^ a b "Rector's Palace".A Ponte a Ema è presente dal 1872 una "Casa del Popolo".
Fakat Syrgiannes kaçmayı başarıp, Sırp hükümdar Stefan Dušan'ın sarayına sığındı.Sirgianni, tuttavia, riuscì a fuggire verso la corte del sovrano serbo Stefano Dušan.
1. Sahne : Saray bahçesi.Stage 1: Il Palazzo di Satana.
Tablo, Papa II. Juilis'in sarayındaki kimliği bilinmeyen bir kardinali göstermektedir.L'opera raffigura un cardinale della corte di Giulio II.
Küçük yaşta annesi ölmüş, sarayda iyi bir konumda olan babasıyla beraber yaşamıştır.Ora è povera e vive col padre in un piccolo appartamento malandato.
Kendisi sarayı 1894 yılında elde etmişti.Succedette alla medesima sede nel 1894.
Saray 1923'ten beri Venedik Doğa Tarihi Müzesi (Museo di Storia Naturale di Venezia) olarak kullanılmaktadır.Dal 1923 ospita il Museo civico di storia naturale di Venezia.
Ekip bu defa da Emel Sayın'ı yine zorla halıya sararak geri teslim etmek zorunda kalır.Prima il duca pretende di avere indietro lo scudo della discordia, vero, questa volta.
Başkenti Saraybosna'dır.La sua capitale è Sarajevo.
Drottningholm Sarayı, arkadan bir görüntü.La Statua della Libertà vista dal retro.
1925'ten beri Saray Müzesi'ni barındırmaktadır.L'edificio ospita il museo civico dal 1852.
Ben, Giles'ın yarasını sarar.La situazione si fa disperata dato che Giles è stato ferito gravemente.
Dante'nin ellerini ve ayaklarını sarar ve yumruk tekme atmasını sağlar.Dante inganna gli agenti e si lascia colpire.
Daha sonra İmparatorluk Sarayı Ajansı yönetimi altında bir bahçe haline geldi.Fu in questo periodo che il castello si trasformò man mano in una residenza signorile.
Tablo şimdi Floransa'daki Pitti Sarayı'nda bulunmaktadır.Tale opera si trova attualmente presso la Galleria d'Arte Moderna di Palazzo Pitti a Firenze.
Bulunan mozaiklerin çoğu Büyük Saray Mozaikleri Müzesi'nde sergilenmektedir.La maggior parte dei mosaici sono visitabili presso il Museo del Mosaico di Istanbul.
O ayrıldıktan sonra Sara hemşireye Michael'in garip davrandığını söyler.Ma Sara scoprirà più tardi che Michael le ha mentito.
1940'ta 10,000'i Saraybosna'da olmak üzere Bosna-Hersek'te yaklaşık 14,000 Yahudi vardı.Nel 1940 si stima che circa 14.000 ebrei vivessero in Bosnia, di cui 10.000 a Sarajevo.
Goran Bregović (22 Mart 1950, Saraybosna), Bosnalı Sırp-Hırvat besteci, gitarist ve şarkıcı.Goran Bregović (Sarajevo, 22 marzo 1950) è un musicista e compositore bosniaco.
Darbeciler kraliyet sarayını basarak Aleksandar'ı, Draga'yı ve bazı saray mensuplarını öldürdüler.I rivoltosi tennero segregate per giorni nel palazzo Elena, la figlia e alcuni cortigiani.
İlin merkezi Saraburi'dir.La città principale è Saraburi.
Karısı Sarah Ann müşterilere hizmet etti.Sua moglie Joan si occupa dei ragazzi.
Bunların nedeni Pers Sarayı'nın İyonlara ve Mısırlılara güven duymaması olarak açıklanabilir.Ciò spiega, forse, il motivo per cui non sono ricordati luoghi di culto o altari eretti in suo onore.
Volkan tozu bütün Dünya'yı sarar.Il suo vulcano fornisce fuoco a tutta la vallata.
1805de Spohr Gotha'daki düklük sarayına Müzik Direktörü olarak atandı ve bu görevde 1812ye kadar kaldı.Nel 1805 Spohr fu assunto come Kapellmeister alla corte di Gotha, dove si trattenne fino al 1812.
İmparator ve saraylılar maiyeti bile bu salgın hastalığa yakalandılar.Anche i barboncini ed i pappagalli sembrano essere soggetti all'epidemia.
Şubat 914'te bir saray darbesi ile Nikolaos Mistikos'u naiplikten indirdi.Nel febbraio 914 ella rovesciò la reggenza di Nicola Mistico in un colpo di stato.
O gece Taurid Sarayında yapılan toplantıya 50 ila 300 kişinin katıldığı söylenir.Nel Palazzo dei Giardini Botanici, un incontro ebbe la partecipazione di 15/30.000 persone.
İçinde bir Saray Bahçesi bulunurdu.All'interno dell'annesso palazzo è presente un cortile.
Maha Sarakham, 13 ilçe ("amphoe"), 133 bucak ("tambon") ve 1804 köye ayrılmaktadır.Questi a loro volta sono suddivisi in 133 sottodistretti (tambon) e 1804 villaggi (muban).
Saraya başka bir yerden taşınmıştır.Karla si trasferì in un altro luogo.
Bundan sonra eşi yeni bir saray ismi alarak, Theofano olarak anıldı.Venivano ricevuti e ospitati da un magistrato chiamato teorodoco.
Bu dönemde Montecatini Terme'deki belediye sarayı ile Floransa Ticaret Odası'nın fresklerini yapar.Negli anni successivi affrescò il Palazzo Comunale di Montecatini Terme e la Camera di Commercio di Firenze.
Ayrıca 5 yıldızlı bir otelin inşaatına başlanılmıştır.(Qasr Al Sarab).Anche un hotel a 5 stelle rinnovato.
Sarah'ın başına ne geldiği bilinmemektedir.Non si sa quale favore debba a Kim.
Meyve çekirdeğini saran unumsu,pofuduk bir yüzey meyvenin etsi kısmını oluşturur.Per l'allegagione dei frutti è necessario il polline di una pianta diversa.
İç Avlu ya da Arka Saray imparator ve ailesinin ikametgâhıdır.Amante della caccia come suo fratello ed erede dell'impero dei suoi genitori.
Onun korkudan benzi sarardı.Она побледнела от испуга.
Anıt Metalürji Kültür Sarayı ana giriş meydanında dikildi.Памятник установлен в сквере парадного входа во Дворец культуры металлургов.
Saray prenses için yaldızlı bir kafes oldu.Дворец стал для принцессы позолоченной клеткой.
Spor Sarayı inşaatının maliyeti yaklaşık 60 milyon dolardı.Затраты на возведение Дворца Спорта были около 60 миллионов долларов.
Düğün, Eski Saray'da gerçekleşti ve yedi gün şenliklerle kutlandı.Свадьба состоялась в Старом дворце и праздновалась в течение семи дней.
Kim saraya dahil değilse tebaa(kul) sayılıyordu.Тот, который не нажал (неопр.).
2 Mayıs günü, Madrid'deki kraliyet sarayının önünde büyük bir kalabalık toplandı.2 мая перед Королевским дворцом в Мадриде начала собираться толпа.
18 Mart 2013'te Sarah Silverman'ın filmde bir fahişeyi canlandıracağı açıklandı.18 марта 2013 стало известно, что Сара Сильверман сыграет в фильме проститутку.
Sarah’nın annesi kızının – ya da aileden herhangi birinin- “artist” olması önerisine çok sinirlenmişti.Мать Сары была разгневана мыслью, что её дочь (или кто-либо ещё из членов её семьи) стала бы «артисткой».
Bu turne baterist Sara Lee Lucas'ın grupla çıktığı son turne oldu.Это был последний тур барабанщика Сары Ли Лукас с группой.
1905 yılında Bahman Mirza sarayı Ermeniler tarafından yakıldı.В 1905 году дворец Бахман Мирзы был сожжен армянами.
Durumu kontrol etmek isteyen İbrahim saraya yeniden girmek istedi, ancak ona izin verilmedi.Ибрагимов уступал в росте, и поэтому не успевал за своим противником.
Albümün tanıtımı Kremlin Sarayı'nda 11 Mart tarihinde gerçekleşti.Презентация альбома состоялась 11 марта в Кремлёвском дворце.