sar ile cümle
sar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tom'un uzun altın sarısı saçı var.Mary has long golden hair.
O zaman biraz sarhoş olduğumu kabul ediyorum.I admit, at that time I was a little drunk.
Tom sarı saçları ve yeşil gözleri varTom has blond hair and green eyes.
Mary'nin şarkısı bir hit oldu.Mary's song became a hit.
Bu şarkı onu çaldığın zaman güzel.This song is beautiful when you sing it.
Senin tüm şarkılarını ezbere biliyorum.I know all your songs by heart.
Orkestra şarkıcının sesini boğuyor.The orchestra is drowning out the singer's voice.
Bu şarabı gerçekten çok seviyorum.I really like this wine a lot.
Çadırın yanında yerde duran bir sürü boş şarap şişeleri vardı.There were a lot of empty beer bottles lying on the ground near the tent.
Mutfağı sarıya boyamak zorunda değilsin.Onu istediğin bir renge boyayabilirsin.You don't have to paint the kitchen yellow. You can paint it any color you want.
Sardunyaları sever misiniz?Do you like geraniums?
Akşam yemeğinden sonra bir bardak kırmızı şarap içtim.I drank a glass of red wine after dinner.
Tom geçen hafta her gece eve sarhoş geldi.Tom came home drunk every night last week.
Neden sarı ışık parlıyor?Why's the yellow light flashing?
Belki Tom senin düğününde şarkı söyleyebilir.Maybe Tom could sing at your wedding.
Rüya Tom'u sarstı. O bunu ilahi bir uyarı olarak aldı.The dream rattled Tom. He took it as a divine warning.
Onun şarkılarından birine isim verebilir misin?Can you name one of their songs?
Herkes sarhoştu.Everyone was drunk.
Ben hariç, herkes sarhoştu.Everyone was drunk, except me.
Annem doktorun bir şarlatan olduğunu düşünüyor.My mother thinks that the doctor is a charlatan.
Bu şarkıyı seveceğini umuyorum.I hope that you will enjoy this song.
O gerçek bir sarışın mı?Is she a real blonde?
Tom'un ailesi canciğer kuzu sarması gibidir.Tom's family is close-knit and loving.
O tebeşir sarı değildir.That chalk isn't yellow.
Ben bu şarkıyı anlamıyorum.I don't understand this song.
Ben şarap içtim.I have drunk the wine.
Bir şişe daha şarap satın almalıydık.We should have bought another bottle of wine.
Hafta sonunda iki ya da üç şarkı yazabileceğimi umuyorum.I'm hoping that I can write two or three songs over the weekend.
Bu gün senin için söylediğim bütün şarkılar benim tarafımdan yazıldı.All the songs I sang for you today were written by me.
Geçen yıl burada ne olduğu hakkında bir şarkı yazdım.I wrote a song about what happened here last year.
İlişkiler hakkında şarkılar yazmayı severim.I like writing songs about relationships.
Ben genellikle bu tür şarkı yazmam.I don't usually write this kind of song.
Şimdiye kadar yazdığın ilk şarkı neydi?What was the first song you ever wrote?
Tom Mary'ye nasıl şarkı yazacağını öğretti.Tom taught Mary how to write songs.
Ne zaman şarkılar yazmaya başladın?When did you start writing songs?
Kaç tane şarkı yazdın?How many songs have you written?
Bu şarkıyı sadece senin için yazdım.I wrote this song just for you.
Bir şişe daha şarap almalıydık.We should've bought another bottle of wine.
Keşke bir şişe daha şarap alsaydık.I wish we'd bought another bottle of wine.
Üç şişe şarap almalıydık.We should've bought three bottles of wine.
Bu şarkıyı sadece sizin için yazdım.I wrote this song just for you guys.
Onlardan biri sana sarılmak istiyor.Someone among them wants to hug you.
Onlar çime oturdular, gitar çalıyorlardı ve şarkı söylüyorlardı.They sat on the grass, playing ukulele and singing.
Çimlere oturmuş, ukulele çalıp, şarkı söylüyorlardı.They sat on the grass, playing ukulele and singing.
Onlar Hawaii şarkıları söyledi.They sang Hawaiian songs.
Tom gitarını aldı ve şarkı söylemeye başladı.Tom picked up his ukulele and started to sing.
Mary gerçek bir sarışın mı?Is Mary a real blonde?
Bir şişe daha şarap getirmeliyiz.We should bring another bottle of wine.
Tom dün gece sarhoşken kendini rezil rüsva etti.Tom made a fool of himself when he was drunk last night.
Şarap, üzüm suyundan yapılır.Wine is made from grape juice.
Güzel sarışın plajda güneşleniyordu.The beautiful blonde was sunbathing on the beach.
Şarkıyı çocuğuma okudum.I read the song to my child.
Beni kayıtsız şartsız seviyor musun?Do you love me unconditionally?
Mary mutfakta çalışırken çoğunlukla alçak sesle şarkılar mırıldanır.Mary often hums songs under her breath while she works in the kitchen.
O şarkı üç yıl önce çok popülerdi.That song was very popular three years ago.
Yeni saray soytarısıyla tanıştın mı?Have you met the new court jester?
Kollarımı onun boynuna sarmak istedim.I wanted to wrap my arms around his neck.
Bu şarkıyı her duyduğumda, senin gülüşünü düşünürüm.Every time I hear this song, I think of your smile.
Küçük kız oyuncak ayısına sarıldı.The little girl hugged her teddy bear.
Şarkının melodisini artık hatırlamıyorum.I no longer remember the song's melody.