sar ile cümle

sar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O şarkı benim favorimdir.That song is my favorite.
Tom çok iyi şarkı söyler.Tom sings very well.
Şimdiden sarhoş musun?Are you already drunk?
Bana şarabın nerede olduğunu söyle.Tell me where the wine is.
Bana şarabını nerede sakladığını söyle.Tell me where you keep your wine.
Doktor bana beyin sarsıntısı geçirdiğimi söyledi.The doctor told me I had a concussion.
Mahzende satılmamış yedi kasa şarap vardı.There were seven cases of unsold wine in the cellar.
Beyefendiler sarışınları tercih eder.Gentlemen prefer blondes.
Cep telefonunu şarj etmeyi unutma.Don't forget to charge your cell phone.
Tom'un davranışları sarhoş olduğunda tahmin edilemez.Tom's behaviour is unpredictable when he's drunk.
Biz sarhoşken hepimiz aptalca şeyler yaparız.We all do stupid stuff when we're drunk.
Sarhoşken hepimiz aptalca şeyler yaptık.We've all done stupid stuff when we're drunk.
O aptalca şarkıyı seninle söylemeyeceğim.I'm not going to sing that stupid song with you.
Tom ayaklarını suya sarkıtarak iskelede oturdu.Tom sat on the pier, dangling his feet in the water.
Çocuklar kamp ateşinin etrafında oturup şarkı söylüyorlardı.The children were sitting around the campfire singing songs.
İşte ilk albümden bir şarkı.Here is a song from the first album.
Tom, Eurovision Şarkı Yarışmasını kazandı.Tom won the Eurovision Song Contest.
Eurovision Şarkı Yarışması için heyecanlı mısın?Are you excited about the Eurovision Song Contest?
Onun uzun sarı saçları rüzgârda uçuştu.Her long blond hair blew in the wind.
Tom duygularını gizler ve o sarhoş olduğunda onların hepsi ortaya çıkar.Tom bottles up his emotions and they all come out when he gets drunk.
Birçok şarkı karşılıksız aşkı anlatıyor.Many songs are about unrequited love.
Bir bardak şarap, bir bira, bir portakal suyu ve bir sütlü kahve.A glass of wine, a beer, an orange juice, and a coffee with milk.
Biz palmiye şarabı üretiyoruz.We produce palm wine.
Biraz ekmek, biraz jambon ve bir şişe de şarap al.Buy some bread, some ham, and a bottle of wine too.
Ben halk şarkılarıyla ilgili birkaç ses bandı satın aldım.I bought several audiotapes of folk songs.
Bu bir aşk şarkısı.It is a love song.
Çocuklarım arabada şarkı söylemekten hoşlanırlar.My children like to sing in the car.
O, laboratuar çalışmalarının sınavı öncesinde teslim edilmesini şart koşuyor.He requires that the laboratory exercises be handed in before the final exam.
O adam tamamen sarhoş.That man is completely drunk.
Paris'teki Kraliyet Sarayı 1629'da Richelieu için yapılmış.The Royal Palace in Paris was built in 1629 for Richelieu.
Ben biraz şarap istiyorum.I would like a little wine.
Kraliyet Sarayı Paris'teki ünlü bir tarihi yapıdır.The Royal Palace is a famous historic building in Paris.
Üzerinde çalıştığım yeni şarkıyı dinlemek ister misin?Would you like to hear the new song I'm working on?
Lütfen bana sarıl.Please give me a hug.
Onlar oldukça çok Ella Fitzgerald şarkısı çaldılar.They played quite a few Ella Fitzgerald songs.
Biz şarkı söylemeye başladık.We started singing.
Biz kırmızı şarabın peynirle lezzetli olduğunu unutmamalıyızWe musn't forget that red wine is delicious with cheese.
Şartlar artık hiç de iyi gitmiyor.Things aren't going well at all, any more.
Şarkı söyleyen oğlan mükemmel.The boy who is singing is excellent.
Bu şarkının adını bilmiyorum, nedir?I don't know the title of this song … what is it?
O beyaz ya da kırmızı şarap içmek istiyordu.He would drink a white or red wine.
O, şartları açıklayabilir.He can explain the situation.
Git ve bana biraz şarap getir.Go and get me some wine.
Onlar şarap sever mi?Do they like wine?
Nicolas Sarkozy, Fransız hükümetinde İçişleri bakanıdır.Within the French government, Nicolas Sarkozy is the interieur minister.
Küçük kız kardeşim şarkı söylemede çok iyidir.My younger sister is very good at singing.
İstediğim şarkıyı çaldığı için Tom'a teşekkür etmek istiyorum.I want to thank Tom for singing the song I requested.
Sevdiğim şarkıyı söylemesi için Tom'a rica ettim.I asked Tom to sing my favorite song.
Tom'a en sevdiğim şarkıyı söylemesini rica ettim.I asked Tom to sing my favorite song.
Kırmızı şarabı beğeniyor musun?Do you like red wine?
Çaba sarf etmeden hiçbir şey mümkün değildir.Without effort, nothing is possible.
Bu şarkıyı dinlerken kalbim nostaljiyle dolar.Listening to this song fills my heart with nostalgia.
Mary'nin kumlu sarı saçları vardır.Mary has sandy blonde hair.
Onlar battaniyelerin altında sıkıca sarınıp yattılar.They snuggled tightly beneath the blankets.
Hiçbir şartla o ona dokunma iznine sahip değildir.On no condition has he permission to touch it.
Sen sarhoşsun, Tom.You're drunk, Tom.
Sen sarhoşsun, Tom. Taksiye bin. Biz eve gidiyoruz.You're drunk, Tom. Get in the taxi. We're going home.
Sen eve gitmelisin. Geç oldu ve sarhoşsun.You should go home. It's late and you're drunk.
Beni yalnız bırak, Tom. Sen sarhoşsun.Leave me alone, Tom. You're drunk.
Tom zaten sarhoşsun ve saat sadece beş!Tom, you're already drunk and it's only five!

İlgili Sayfalar