sar ile cümle
sar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Bana şarap ver.Give me the wine.
Buraya gel, bana sarıl.Come here, give me a hug.
Bana sarılır mısın?Would you mind giving me a hug?
En azından sana sarılabilir miyim?Can I at least give you a hug?
Buraya gel ve bana sarıl.Come here and give me a hug.
Pua şarkı söylüyor.Pua sings.
Pua şarkı söyledi.Pua sang.
Pua şarkı söyleyecek.Pua is going to sing.
Pua kilisede şarkı söyler.Pua sings at church.
Pua kilisede şarkı söyledi.Pua sang at church.
Pua kilisede şarkı söylüyor.Pua is singing at church.
Pua kilisede şarkı söyleyecek.Pua is going to sing at church.
Tom iyi ve sarhoştu.Tom was good and drunk.
Tom sarhoş gibi görünüyor.Tom looks like he's drunk.
Tom gerçekten sarhoş.Tom is really drunk.
Tom dün gece beni sarhoş etti.Tom got me drunk last night.
Ben sarhoş olmalıyım.I must be drunk.
Tom eve sürmek için çok sarhoş.Tom was too drunk to drive home.
Hiç sarhoş oldun mu?Have you ever been drunk?
Tom sarhoş ve çok konuşkan oldu.Tom got drunk and became very talkative.
Tom sarhoş oldu ve çenesi düştü.Tom got drunk and became very talkative.
Beni sarhoş etmeye mi çalışıyorsun?Are you trying to get me drunk?
Tom sarhoştu ve geveleyerek konuşuyordu.Tom was drunk and his speech was slurred.
Tom sarhoştu ve arabasını nereye koyduğunu unuttu.Tom was drunk and forgot where he'd parked his car.
Tom neredeyse her gün sarhoş oluyor.Tom gets drunk almost every day.
Tom partide üç bardak şarap içti.Tom drank three glasses of wine at the party.
O zil zurna sarhoştu.He was as drunk as a lord.
Kız, şarkıcı olma fikrini bırakmak zorunda kaldı.The girl had to drop the idea of becoming a singer.
Ben o şarkıyı sevdim. Bize böyle başka bir tane söyle.I liked that song. Sing us another one like it.
Bir bardak beyaz şarap ister misin?Would you like a glass of white wine?
Mavi ve sarıyı karıştırırsan hangi rengi alırsın?What color do you get if you mix blue and yellow?
Bugün birçok sarı kelebek gördük.We saw a lot of yellow butterflies today.
Tom beyaz gömleğine biraz kırmızı şarap döktü.Tom spilled some red wine on his white shirt.
Tom susuz kırmızı şarap içmeyi tercih eder.Tom prefers to drink dry red wine.
Tom denemem için sarı bir gömlek çıkardı.Tom picked out a yellow shirt for me to try on.
Tom, Mary'nin onun için doldurduğu beyaz şarabı içti.Tom drank the white wine Mary poured for him.
Tom bir kadeh kırmızı şarap içti.Tom drank a glass of red wine.
Tom bir bardak kırmızı şarap içti.Tom drank a glass of red wine.
Tom ışık sarıysa genellikle durmaz.Tom doesn't usually stop if the light is yellow.
Tom Afrika'yı ziyaret ettiğinde sarıhummaya yakalandı.Tom contracted yellow fever when he was visiting Africa.
Yangın musluğunun önünde park etmiş sarı bir okul otobüsü vardı.There was a yellow school bus parked in front of the fire hydrant.
Mary sarı bir elbise giyiyor.Mary is wearing a yellow dress.
O bana sarı görünüyordu.It looked yellow to me.
Ben beyaz şarap içeceğim, lütfen.I'll have a white wine, please.
Tom, Mary'ye onun doğum günü için bir şarkı yazmak istedi.Tom wanted to write Mary a song for her birthday.
Tom oldukça iyi şarkı söyler.Tom sings quite well.
Tom şarap sever.Tom likes wine.
Tom sürmek için çok sarhoş.Tom is too drunk to drive.
Tom grubumuzda şarkıcıdır.Tom is the singer in our band.
Tom bana sarıldı.Tom gave me a hug.
Tom bütün bir şişe şarabın tümünü tek başına içti.Tom drank the whole bottle of wine all by himself.
Tom çocuklarına şarap içirtmez.Tom doesn't let his children drink wine.
Tom'a sarılmak istedim, ama o bana izin vermedi.I wanted to hug Tom, but he wouldn't let me.
Tom o şarkıyı senin için mi yazdı?Did Tom write that song for you?
Tom şarkı söylemeyi sürdürdü.Tom kept on singing.
Tom sarhoşken zalim olur.Tom gets mean when he's drunk.
Benim cep telefonu şarj cihazım bozuldu.My cellphone charger broke down.
Şarkı söylerken yüzümü yıkarken bir sabun köpüğü yuttum.I swallowed a soap bubble when I was washing my face while singing.
Tom konuşamayacak kadar çok sarsılmıştı.Tom was too shaken to speak.
Benim küçük kız kardeşim çok iyi şarkı söyler.My youngest sister sings very well.