sar ile cümle
sar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Radyonun sesini o kadar yüksek açtım ki, duvarlar sarsıldı.I turned the radio up so loud that the walls shook.
Ne o ne de o iyi şarkı söyler.Neither he nor she sings well.
Ben bütünüyle sarhoşum.I'm totally drunk.
Onlar sokakta yatan bir sarhoş gördü.They saw a drunk lying in the street.
Sen sokakta yatan bir sarhoş gördün.You saw a drunk lying in the street.
Ben sokakta yatan bir sarhoş gördüm.I saw a drunk lying in the street.
Hayalet gibi sararmışsın.You're pale as a ghost.
Opera şarkıcısı boğaz ameliyatıyla iyileştikten sonra sesini dikkatle test etti.The opera singer tested her voice gingerly after recovering from throat surgery.
Düşman tarafından sarıldım.I'm surrounded by enemies.
Etrafımı düşman sarmış.I'm surrounded by enemies.
Laura ve Sarah, sırasıyla 12 ve 8 yaşındaki iki kız kardeştir.Laura and Sarah are sisters of twelve and eight years respectively.
Tom'un şarkı söyleme tarzı hakkında gerçekten ne düşündün?What did you really think of the way Tom sang?
Brie peyniriyle hangi şarap iyi gider?What wine goes well with Brie?
Bir dakika, ben ilk olarak şarkıyı değiştireceğimJust a moment, I'll change the song first.
Sarı sayfalarda reklam yapar mısın?Do you advertise in the Yellow Pages?
O şarkıyı biliyor musun?Do you know that song?
Bu şarkının akortlarını biliyor musun?Do you know the chords to this song?
Tom'un gitarını çaldığını ve trilli şarkı söylediğini duyabiliyordum.I could hear Tom playing his guitar and yodeling.
Tom'un bulaşıkları yıkarken kendi kendine şarkı mırıldandığını duydum.I heard Tom humming to himself while he washed dishes.
Tom'un duşta şarkı söylediğini duydum.I heard Tom singing in the shower.
Tom'un şimdiye kadar yazdığı her şarkının her kelimesini biliyorum.I know every word of every song that Tom ever wrote.
Şarkı söylediğini duymak istiyorum.I want to hear you sing.
Bu şarkıdan çok bıktım.I'm so sick of this song.
Birlikte şarkı söyleyelim.Let's sing together.
Şarkı söyleyelim.Let's sing.
Birlikte şarkı söyleyebiliriz.We could sing together.
İki bardak şarabımız vardı.We had a couple glasses of wine.
Şehrimde bir saray bulunmaktadır.My town has a castle.
Dün gece ne kadar da sarhoştun?How drunk were you last night?
Tom'un şarkı söylemede çok iyi olmadığını şu ana kadar bilmelisin.You should know by now that Tom isn't very good at singing.
Bir melek gibi şarkı söylüyorsun.You sing like an angel.
Tom ve ben geçen hafta sonu birlikte sarhoş olduk.Tom and I got drunk together last weekend.
Tom ve ben birbirimize sarıldık.Tom and I hugged each other.
Tom ve Mary birlikte şarkılar söylemekten zevk aldılar.Tom and Mary enjoyed singing songs together.
Tom ve Mary akşam yemeğinden sonra bir şişe kırmızı şarabı paylaştı.Tom and Mary split a bottle of red wine after dinner.
Tom Mary'nin şarkı söylemesini istedi ama o istemedi.Tom asked Mary to sing, but she didn't want to.
Tom bana Mary'nin şarkısından etkilenip etkilenmediğimi sordu.Tom asked me if I was impressed by Mary's singing.
Tom ünlü bir şarkıcı oldu.Tom became a famous singer.
Tom bardaklara şarap dökmeye başladı.Tom began to pour wine into the glasses.
Tom üç şişe kırmızı şarap aldı.Tom bought three bottles of red wine.
Tom çok iyi şarkı söyleyemez.Tom can't sing very well.
Tom iyi şarkı söyleyemez.Tom can't sing well.
Tom şarap bardağını Mary'ninkine tokuşturdu.Tom clinked his wine glass against Mary's.
Tom otuzuna kadar şarkılar yazmaya başlamadı.Tom didn't begin to write songs until he was thirty.
Tom otuzuna kadar şarkı yazmaya başlamadı.Tom didn't start to write songs until he was thirty.
Tom şarkı söylemek istemiyordu ama Mary ona söyletti.Tom didn't want to sing, but Mary made him sing.
Tom çocuklarının şarap içmesine izin vermez.Tom doesn't allow his children to drink wine.
Tom doğrudan şarap şişesinden içti.Tom drank directly from the wine bottle.
Tom Mary'nin şarap bardağını ağzına kadar doldurdu.Tom filled Mary's wine glass to the rim.
Tom Mary'ye sarıldı ve bir öpücük verdi.Tom gave Mary a hug and a kiss.
Tom Mary'yi uyandırmak için nazikçe sarstı.Tom gently shook Mary awake.
Tom birkaç büyük bardak şarap içti ve biraz sarhoş oldu.Tom has had several large glasses of wine and has gotten a little drunk.
Tom bir tost için şarap bardağını kaldırdı.Tom held up his wine glass for a toast.
Tom ne kadar şarap kaldığını görmek için şişeyi kaldırdı.Tom held up the bottle to see how much wine was left.
Tom Mary'ye sarıldı ve yanağına küçük bir öpücük kondurdu.Tom hugged Mary and gave her a little kiss on the cheek.
Tom Mary'ye sarıldı ve ona uzun tutkulu bir öpücük verdi.Tom hugged Mary and gave her a long, passionate kiss.
Tom harika bir şarkıcı.Tom is a fantastic singer.
Tom Mary'yi öptü ve birbirlerine sarıldılar.Tom kissed Mary and they hugged each other.
Tom bir cümleyi sarı bir fosforlu kalemle işaretledi.Tom marked a sentence with a yellow highlighter.
Tom Mary'nin sargılı bileklerini fark etti.Tom noticed Mary's bandaged wrists.