Tom'a sarılmaya çalışırdım, ama bana izin vermezdi.I tried to hug Tom, but he wouldn't let me.
Tom, Mary'nin sarhoş göründüğünü söyledi.Tom said that Mary seemed to be drunk.
Tom, artık Mary'ye sarılmamalıyım dedi.Tom said I shouldn't hug Mary anymore.
Tom muhtemelen artık Mary'ye sarılmıyor.Tom probably doesn't hug Mary anymore.
Tom, Mary'nin sarhoş olduğunu düşündüğünü söyledi.Tom said he thought Mary was drunk.
Tom artık neredeyse Mary'ye hiç sarılmıyor.Tom hardly ever hugs Mary anymore.
Tom artık Mary'ye hiç sarılmıyor.Tom doesn't ever hug Mary anymore.
Tom neden Mary'ye sarılmamalı?Why shouldn't Tom hug Mary?
Tom artık Mary'ye sarılmayacak.Tom won't hug Mary anymore.
Tom bile Mary'ye sarıldı.Even Tom hugged Mary.
Neden Tom'a sarılamıyorum?Why can't I hug Tom?
Tom ve Mary her ikisi de çok sarhoştu.Tom and Mary were both really drunk.
Tom muhtemelen hâlâ sarhoştur.Tom is probably still intoxicated.
Tom Mary'ye sarılmak istemiyor.Tom doesn't want to hug Mary.
Tom sarhoş olmak istemedi.Tom didn't want to get drunk.
Sanırım bir sarsıntı yaşıyorum.I think I have a concussion.
Sanırım bir beyin sarsıntısı yaşıyorum.I think I have a concussion.
Tom bana sarılmak için kollarını açtı.Tom opened his arms to hug me.
Mary bana sarılmak için kollarını açtı.Mary opened her arms to hug me.
Tom sarhoş değildi ama Mary öyleydi.Tom wasn't intoxicated, but Mary was.
Tom, Mary'nin göründüğü kadar sarhoş görünmüyordu.Tom didn't seem to be as drunk as Mary seemed to be.
Sanırım Tom sarhoş.I suspect that Tom is intoxicated.
Tom ve Mary'nin sarhoş olduğunu düşünüyorum.I suspect that Tom and Mary are intoxicated.
Bu muz sarıdır.This banana is yellow.
Sami çok sarhoştu.Sami was very drunk.
Sen ve Tom ikiniz de sarhoş musunuz?Are you and Tom both drunk?
Tom ve ben birlikte sarhoş olduk.Tom and I got drunk together.
Ne kadar sarhoştun?How drunk were you?
Tom sarışın, değil mi?Tom is blond, isn't he?
Tom, Mary'nin kendisine sarılacağını düşündü.Tom thought Mary was going to hug him.
Tom biraz sarhoş değil mi?Tom is a little drunk, isn't he?
Tom, Mary'nin araba anahtarlarını aldı çünkü sarhoştu.Tom took Mary's car keys away because she was drunk.
Mary sarhoş görünüyordu.Mary looked like she was intoxicated.
Tom deli değil, sarhoş sadece.Tom is just drunk. He's not crazy.
Çocukların sarı saçları var.The children have blonde hair.
Sarhoş olmadan bir şişe rakının tamamını içebileceğini söylüyor.He says that he can drink a whole bottle of raki without getting drunk.
Sara, tarihi roman yazarıdır.Sara is a historical fiction writer.
Tom yere sarkan dallardan kaçınmak için eğildi.Tom ducked under the low-hanging branches.
Hiç sara tanısı almış mıydınız?Have you ever been diagnosed with a seizure disorder?
O deneyim Felix'i gerçekten sarstı.That experience truly shook Felix.
Her bin sürücüden biri sarhoş.One in a thousand drivers is driving drunk.
Elinde sarı bir kitap tutuyor."She is holding a yellow book in her hands."
Bu, iki kahverengi saçlı ebeveynin neden sarı saçlı bir çocuk üretebileceğini açıklar.This explains why two brown-haired parents can produce a blond-haired child.
Yemekten sonra sarhoş olan Bates, motele geri döner ve Mary'nin kanlı cesedini bulur.Bates, who had passed out drunk after dinner, returns to the motel and finds Mary's bloody corpse.
Okula yapılan bir saldırı Yahudi nüfusunu tümden sarsmanın en etkili yoludur" dedi.An attack on the school is the most effective way of jolting the entire Jewish population."
Sarayla ilgili en ünlü efsane, Urashima Tarō'nun Ryūgū-jō'yu üç gün boyunca ziyareti ile ilgilidir.The most famous legend about the palace concerns Urashima Tarō's visit to Ryūgū-jō for three days.
Peter kulüpte sarhoş olur ve sahnede espri yapmaya kalkışır.At the club, Peter becomes drunk and attempts to tell jokes on stage.
Yüzük Savaşı'nda bazıları Isengard'da Saruman'a hizmet etti.By the time of the War of the Ring, some served Saruman in Isengard.
Hem mavi hem sarı zemin ikisi de zengin elmas üreticisiydi.The blue and yellow ground were both prolific producers of diamonds.
Bu oluşum nedeniyle Sarayburnu'nun burnu bugün olduğundan daha belirgindi.Because of this formation, the point of Sarayburnu was more conspicuous than it is today.
1905 yılında Bahman Mirza sarayı Ermeniler tarafından yakıldı.In 1905, the palace of Bahman Mirza was burned by Armenians.
Yapı Palacio de Santa Catalina (Santa Catalina'nın Sarayı) olarak da bilinir.The structure is also known as Palacio de Santa Catalina (Santa Catalina's Palace).
2 Mayıs günü, Madrid'deki kraliyet sarayının önünde büyük bir kalabalık toplandı.On 2 May a crowd began to gather in front of the Royal Palace in Madrid.
Sargon'un savaşta beklenmedik ölümünden sonra, başkent 20 km güneydeki Ninova'ya kaydırıldı.After the unexpected death of Sargon in battle, the capital was shifted 20 km south to Nineveh.
Saray günümüzde Beş saray arasında en güzel ve en görkemli yer olarak kabul edilmektedir.Today, the palace is arguably regarded as being the most beautiful and grandest of all five palaces.
İmparatorluk sarayında Anna ismini almıştır.She received the name Anna in the imperial court.
Avrupa Birliği: AB içinde SAR sınırlarını IEC standartlarını takip ederek CENELEC belirlemektedir.European Union: CENELEC specify SAR limits within the EU, following IEC standards.
Parlak sarı bir arka plân ve renkli bir kimono deseni yaptı.He created a bright yellow background and colorful kimono.
İlk kez 22 Ağustos 1991'de saat 12: 00'de Beyaz Saray'da kaldırıldı.It was first hoisted at 12:00 pm on 22 August 1991 at the White House.
Babası imparatorluk sarayında zengin bir bürokrattı.His father was a wealthy official in the imperial palace.