Ana içeriğe geç
Sözlük

sar ile cümle

sar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tom deli değil, sarhoş sadece.Tom is just drunk. He's not crazy.
Tom sarsıcı bir olay yaşadı.Tom had a traumatic experience.
Biraz gayret sarf et.Put some effort into it.
Bunu hediye paketine sarabilir misiniz?Can you gift wrap that?
Tom'un Mary'ye olan güveni hiç sarsılmadı.Tom's faith in Mary never wavered.
Ben sana sarılmayı özledim.I miss hugging you.
Çocukların sarı saçları var.The children have blonde hair.
Ahtapot gibi ona sarıldın.You embraced her like an octopus.
Sana sarılan kimdi?Who hugged you?
İşten geldiğinde her zaman oğluna sarılır.He always hugs his son when he returns from work.
Paketi sarıp iple bağladı.She wrapped the package and tied it with strings.
Yumurta sarısı yiyip yemediği kimin umurunda?Who cares whether he eats egg yolks or not?
Sarı elbise giyen kız Mary.The girl wearing the yellow dress is Mary.
Sarhoş olup taşkınlık yaptığı için tutuklandı.He was arrested for being drunk and disorderly.
Eskiden gece bu saatlerde hep sarhoş olurdu.He used to be drunk by this time every night.
Sarhoş olmadan bir şişe rakının tamamını içebileceğini söylüyor.He says that he can drink a whole bottle of raki without getting drunk.
İpi sarıp cebine koydu.He rolled up the string and put it in his pocket.
Babam, sarnıçta bizi bekliyor.My father is waiting for us at the cistern.
Tokalaşma, sarılma gibi yakın temaslardan kaçının.Avoid close contact such as shaking hands and hugging.
Çiçekler sarıdır.The flowers are yellow.
Bu beni çok sarıyor.I get a bang out of it.
Kız bana sarılıyor.The girl hugs me.
Sabah sarımsak yemeyi sevmem.I don't like eating garlic in the morning.
Sara, tarihi roman yazarıdır.Sara is a historical fiction writer.
Genelde kullandığım havlu sarı renklidir.The towel that I usually use is yellow.
Saçım sarı.My hair is blond.
Saçlarım sarı.My hair is blond.
Bu fırsata dört elle sarıl.Grab this opportunity with both hands.
Tom yere sarkan dallardan kaçınmak için eğildi.Tom ducked under the low-hanging branches.
Sana bir sarılıp vedalaşayım.Let me hug you goodbye.
Bu mavi şey sarı değil.This blue thing isn't yellow.
Yanni gariban mahallelerdeki çocukları futbola yönlendirmek için gayret sarf ediyordu.Yanni actively encouraged kids from rough neighborhoods to play soccer.
Hiç sara tanısı almış mıydınız?Have you ever been diagnosed with a seizure disorder?
Tom yine nefsine yenik düşüp sarhoş oldu.Tom got drunk and literally fell off the wagon.
Taksiler neden genelde sarı renkte?Why are taxis usually yellow?
Bu korkunç olaylar onu ruhen sarsmıştı.These terrible events shook his soul.
O araba çift sarı hatta park edilmiş.That car is parked on a double yellow line.
Tom köpeğini kurtarmak için ıslak bir battaniyeye sarınıp koşarak yanan binaya girdi.Tom covered himself with a wet blanket and ran into the burning building to save his dog.
Sarı yanıyorsa genelde durmam.I don't usually stop if the light's yellow.
Temiz sargı bezlerine ihtiyacım var.I need fresh bandages.
Bileği saran bot giymiş.She's wearing ankle boots.
Tembelliği bıraktı, işe canla başla sarıldı.He gave up his laziness and embraced work with excitement.
Robert utangaç bir şekilde babasına sarıldı.Robert shyly hugged his dad.
Felix sarhoş da değildi.Felix wasn't even drunk.
O deneyim Felix'i gerçekten sarstı.That experience truly shook Felix.
"Yeni sarkilarimi bir an once paylasmak icin sabirsizim"."Yeni sarkilarimi bir an once paylasmak icin sabirsizim".
Sarayın ve Cumhuriyetin Dişçibaşısı Sami Günzberg.Sarayın ve cumhuriyetin dişçibaşısı Sami Günzberg.
Her bin sürücüden biri sarhoş.One in a thousand drivers is driving drunk.
"Eski Latin Başpiskoposluk Sarayı"."Eski Latin Başpiskoposluk Sarayı".
"İşte Türkiye'yi sarsacak o gizli belge"."İşte Türkiye'yi sarsacak o gizli belge".
Elinde sarı bir kitap tutuyor."She is holding a yellow book in her hands."
Bugün, surasang (geleneksel saray mutfağı) bütün nüfusta mevcuttur.Today, surasang (traditional court cuisine) is available to the whole population.
Gitmeye karar verdim: kimse boş bir Saraya saldırmaz" der.I have decided to leave: nobody attacks an empty palace."
"Soner Sarıkabadayı'dan Edis'e: Ver 30 bin TL vefasız!"."Soner Sarıkabadayı'dan Edis'e: Ver 30 bin TL vefasız!".
Bu, iki kahverengi saçlı ebeveynin neden sarı saçlı bir çocuk üretebileceğini açıklar.This explains why two brown-haired parents can produce a blond-haired child.
Sara Garcia, "Meksika'nın büyükanesi"ydi.Sara García was the "grandmother of Mexico".
"Plucky Sarah Mayıs be NZ's oldest cat"."Plucky Sarah may be NZ's oldest cat".
Washington'a kadar ilerlemeli ve anlaşmayı Beyaz Sarayda imzalamalıyız.We would have to march into Washington and sign the treaty in the White House.
Aynı günde tedavi ettiği bir kadın sarıya döndü.On the same day a woman he was treating turned yellow.
Yemekten sonra sarhoş olan Bates, motele geri döner ve Mary'nin kanlı cesedini bulur.Bates, who had passed out drunk after dinner, returns to the motel and finds Mary's bloody corpse.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod