Tekneyi sarsmak istemiyorum.I don't want to rock the boat.
Sen sarhoş muydun?Were you intoxicated?
O sarhoş ve konuşkan oldu.He got drunk and became talkative.
Laura ve Sarah, sırasıyla 12 ve 8 yaşındaki iki kız kardeştir.Laura and Sarah are sisters of twelve and eight years respectively.
Tom Mary'ye sarıldı ve yanağına küçük bir öpücük kondurdu.Tom hugged Mary and gave her a little kiss on the cheek.
Tom Mary'ye sarıldı ve ona uzun tutkulu bir öpücük verdi.Tom hugged Mary and gave her a long, passionate kiss.
Bu uzun boylu sarışın adam kim?Who is this tall blond man?
Sarhoş değilim. Yargıç kadar ayığım.I'm not drunk. I'm as sober as a judge.
Sarı eşarbımı beğenmiyor musunuz?Don't you like my yellow scarf?
Tom biraz sarsılmış görünüyordu.Tom looked a bit shaken.
En azından sana sarılabilir miyim?Can I at least give you a hug?
Tom denemem için sarı bir gömlek çıkardı.Tom picked out a yellow shirt for me to try on.
Tom ışık sarıysa genellikle durmaz.Tom doesn't usually stop if the light is yellow.
Tom Afrika'yı ziyaret ettiğinde sarıhummaya yakalandı.Tom contracted yellow fever when he was visiting Africa.
Tom'a sarılmak istedim, ama o bana izin vermedi.I wanted to hug Tom, but he wouldn't let me.
Tom'un davranışları sarhoş olduğunda tahmin edilemez.Tom's behaviour is unpredictable when he's drunk.
Tom duygularını gizler ve o sarhoş olduğunda onların hepsi ortaya çıkar.Tom bottles up his emotions and they all come out when he gets drunk.
Mary'nin kumlu sarı saçları vardır.Mary has sandy blonde hair.
Onlar battaniyelerin altında sıkıca sarınıp yattılar.They snuggled tightly beneath the blankets.
Bir beyin sarsıntın olabilir.You may have a concussion.
Tom oldukça sarsılmıştı.Tom was pretty shaken up.
Tom hâlâ oldukça sarsılmış.Tom is still pretty shook up.
Tom oldukça sarsılmış görünüyordu.Tom seemed pretty shook up.
Saray farelerle dolu olduğunda topal bir kedi, hızlı bir attan daha değerlidir.A lame cat is more valued than a fast horse when the palace is full of mice.
Kum sarıdır, ve güneş de sarıdır. Kum ve güneş sarıdır.The sand is yellow, and also the sun is yellow. The sand and the the sun are yellow.
Öğretmenin genç kızı büyük mavi gözlü sarışın bir güzeldi.The teacher's young daughter was a beautiful blonde with big blue eyes.
Ben yolda yatan bir sarhoş gördüm.I saw a drunk lying on the road.
Denize düşen yılana sarılır.A drowning man will clutch at a straw.
Sarhoş olabilirim ama deli değilim.I might be drunk, but I'm not crazy.
Facebook ya da Twitter üzerinde sarhoş fotoğrafları gönderme.Don’t post drunk pictures on Facebook or Twitter.
Bu imaj ilk defa sarsılıyor.This image is being shaken for the first time.
Bir sarılmaya ihtiyacın var mı?Do you need a hug?
Sanırım, seni daha önce hiç bu kadar sarhoş görmedim.I think I've never seen you so drunk before.
İnsan sarrafıyım.I know how to read people.
Sadece sana sarıldığıma inanamıyorum.I can't believe I just hugged you.
Her zaman insan sarrafıydım.I've always been a good judge of character.
Neden herkes Tom'a sarılıyor?Why is everybody hugging Tom?
Bazıları şimdiden biraz sarhoştu.Some were already a bit drunk.
Gerçekten bir sarışın mısın?Are you really a blonde?
Ben sadece sarı araba satın alırım.I only buy yellow cars.
Ben ona sarıldım.I gave him a hug.
Samanyolu galaksimize en yakın sarmal gökada Andromeda'dır.The spiral galaxy closest to our Milky Way galaxy is Andromeda.
Dan son zamanlarda birine sarıldı mı?Has Dan hugged anyone recently?
Benim doğal saç rengim sarıdır.My natural hair colour is blond.
Erkek kardeşi esmer olduğunda onun nasıl bu kadar sarışın olduğunu anlayamıyorum.I can't understand how she can be so fair when her brother is swarthy.
Tom'un uzun altın sarısı saçı var.Mary has long golden hair.
O zaman biraz sarhoş olduğumu kabul ediyorum.I admit, at that time I was a little drunk.
Çiçek sarıdır.The flower is yellow.
Bir sarhoşu ikna edemezsin.You can't reason with a drunk.
Bir trafik polisinin yılbaşı gecesinde muhatap olduğu her on sürücüden beşi sarhoştur.Five out of ten drivers a traffic cop has to deal with on New Year's Eve night are drunk.
Tom sarhoş görünüyordu.Tom appeared intoxicated.
Ben Tom'a sarılmayı seviyorum.I like hugging Tom.
Onlar çok sarsılmıştı.They were very shocked.
Siyah pantolon ile floresan sarı çoraplar giymek iyi bir görünüm değil.Wearing fluorescent yellow socks with black pants isn't a good look.
Düşmemek için ipe sıkıca sarıldım.I held on to the rope firmly as not to fall.
Tom bunu sarhoşken yaptı.Tom did it when he was drunk.
Sen çok sarhoşsun.You're way too drunk.
Büyük sarı muzumu bulmak istiyorum.I want to find my big yellow banana.
Ne zamandır derinde sarılık var?Since when is your skin jaundiced?
Ben vardığımda Tom zaten sarhoştu.When I arrived, Tom was already drunk.