sarıl ile cümle

sarıl kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Tokalaşma, sarılma gibi yakın temaslardan kaçının.Avoid close contact such as shaking hands and hugging.
Kız bana sarılıyor.The girl hugs me.
Bu fırsata dört elle sarıl.Grab this opportunity with both hands.
Sana bir sarılıp vedalaşayım.Let me hug you goodbye.
Tembelliği bıraktı, işe canla başla sarıldı.He gave up his laziness and embraced work with excitement.
Robert utangaç bir şekilde babasına sarıldı.Robert shyly hugged his dad.
Biri kağıda sarılı küçük bir dondurma bloğu satın aldı ve iki gofret arasına yerleştirdi.One purchased a small block of ice cream wrapped in paper and placed it between two wafers.
Geniş yanıkları olan kişiler hastaneye getirilene kadar temiz çarşaflara sarılabilir.People with extensive burns may be wrapped in clean sheets until they arrive at a hospital.
Açılan büyük hamur, oklavaya sarılır.The false abdomen is strongly turned in towards the ovary.
Negatif süpersarım, DNA'nın eksik sarılmış olduğu anlamına gelir.The negative supercoiling implies that the DNA is underwound.
Buluntular ölülerin kumaşa sarılarak gömüldüğünü göstermektedir.I believe they represent those buried alive.
Yüze sarılanlar (facehugger) büyük boyutlarda bir eli andırmaktadır.The Great Pyrenees' size makes it an imposing guardian.
Ona sarılmak ister.He embraces her.
Bu dünyada özgürlük, eşitlik ve kardeşliğe daha sıkı sarılan kimse yoktur" diye yazmıştır.No one in the world held so deeply freedom, equality, and fraternity."
Videoda Derulo, bir bayanla sarılırken görülür.During the video he is seen flirting with a girl.
Hepatit C virüsü; küçük, sarılı, monokataner, pozitif duyulu bir RNA virüsüdür.The hepatitis C virus (HCV) is a small, enveloped, single-stranded, positive-sense RNA virus.
İsa Evangalist sembolleriyle sarılmış vaziyettedir.It shows Jesus surrounded by the Four Evangelists.
Birbirlerine sarılıp öpüşmeye başlarlar.They start kissing and touching each other.
Diğerlerinde, bu kompaktlık (yoğunluk) için bir bobin halinde sarılır.And they one another to behaviour to do brotherhood's spirit with.
Bazıları düzdür, bazıları köşeli veya sarılmıştır.Some are flat, others are bent or rolled.
Ama en çok da kokusunu...Bazı geceler yanıma gelip bana sarılmasını, birlikte uyumamızı.The first night we got some hay and we slept in the hay cuddling together to keep warm.
"Hepiniz, toptan sımsıkı Allah'ın ipine (İslâm Dini'ne ve Kur'ân-ı Kerîm'e) sarılın."نقیب اللہ کی برسی، راؤ انوار کو سخت سزا دینے کا مطالبہ".
Beth daha sonra ağlayan Daryl'a sarılır.Beth embraces Daryl as he cries.
Kız kardeşi ona sıkıca sarılırken Kellerman gözyaşlarına boğulur.Paul Kellerman breaks into tears, as his sister embraces him tightly.
Onları karşılaştırarak sarılmaları için zorladı.They asked her to touch hands in order to compare their colors.
Daha sonra Claire Kate'ten özür diler ve ona sarılır.Claire later apologizes to Kate and thanks her for taking care of Aaron.
Prusik düğümü üzerine ağırlık bindiği zaman etrafına sarıldığı ip tutar.The benefit of the knot is that, when weighted, it grips the rope that it is tied around.
Ailesi endişelenmiştir, onlara sarılıp ağlar.When the brothers met, they embraced and wept.
Gaga bu yeni fırsatın önemini anlıyor ve ona sıkıca sarılıyor.Liza realizes how pitiful he is and tenderly embraces him.
"Breast Milk Jaundice (Anne Sütü Sarılığı)"."Breastfeeding and breast milk jaundice".
Tezin başlığı "De l’ictere des nouveau-nes" (Yenidoğanlardaki sarılık üzerine) dir.He is titled the Ude I of Nneude Ahiara.
Fillo genellikle bir dolgu etrafına sarılır ve pişirme öncesi tereyağı ile fırçalanır.The phyllo is generally wrapped around a filling and brushed with butter before baking.
O ve karısı sahneye girerler ve orada bulunan çocuklarına sarılarak öperler.He and his wife have a number of rescued dogs that they care for in their home.
Kalabalık tarafından sarılır.Vågsbygd menighet.
Murder'ın ölümüyle zombi transından kurtulan Madeleine kendine gelir ve Neil'e sarılır.Murder's death releases Madeleine from her zombie trance, and she awakens to embrace Neil.
Carl, babasının geri dönmüş olmasından memnun bir şekilde ona sarılır.His daughter is delighted to have her dad back.
Hepsi bir kumaş parçası içine sarılır.This is all attached to a bow.
Bu konuşma bozukluğu, doğumda boynuna sarılmış göbek kordonu ile doğrudan atfedilmiştir.This speech disorder was attributed to being born with her umbilical cord wrapped around her neck.
Bir süre sonra etrafları sarıldı.After that, he just kept hanging around.
Erkekler ise genellikle geleneksel olarak tek tip sarılmış elbise giyimini tercih etmektedirler.Nowadays only the elders prefer these traditional clothes especially those of men.
Tohumlar jelimsi bir madde ile sarılıdır.The Brustwerk is fitted with a threshold mechanism.
443 Birbirinize sarılın, siz milyonlar! (1892) Klug Gretelein op.This they did, a total of 349 giving a slim lead of 28 runs.
DNA sarılması hücrelerde DNA paketlenmesi için önemlidir.DNA supercoiling is important for DNA packaging within all cells.
Sonra bütün gece sana sıkıca sarılacaktım.Then hold you in my arms all night.
Çünkü ben tam bir sarılma canavarıyım.Cause I'm a such a cuddle monster like that.
Harikasınız. Dostunuzum! Hava sarılması!- I'm totally supporting you guys.
Sarıları ise henüz bilmiyoruz.And the yellow ones, we don't know yet.
Altı bebek farelerin yanına uykuda sarılıp edildi.Six baby mice were cuddled up asleep near her.
Bütün bu çocuklar battaniyeye sarılı olarak kuvözde olmalılar- ya da buna benzer bir şey.All of these kids in blankets belong in incubators -- something like this.
Onlar da " Yenidoğan sarılığı üzerinde çalışalım" dediler.And they said, "Let's work on newborn jaundice."
Sarılık dünyadaki yenidoğanların üçte ikisini etkilemektedir.Jaundice affects two-thirds of newborns around the world.
Sarılığı tedavi etmek için bir yol var, onun adı da kan nakliThere's one way to treat jaundice, and that's what's called an exchange transfusion.
Galiba bana sarıldığında kameralar çekmiş.There are videos of you hugging me.
Sana sarıldığımı söyleyerek neyi kastediyorsun?I didn't hug you.
Bu, ben ağaçlara sarılan, 'yeşil' biri olduğum için değil.That's not because I'm a tree-hugging green person.
Böyle sarılmış şaşmamak gerek!No wonder, wrapped up like that!
Sen Dae-jin veya Ho-jin olsun, sarıl bana.Whether you're Dae-jin or Ho-jin, give me a hug.
Bu eşinin büyükannesine sarıldığı an.This is him embracing his grandmother-in-law.
Hip hopta ise, endüstriyi fikirlerinizin etrafında yaratma düşüncesine sarılmıştık.Where in hip hop, it's been embraced to go create industry around your ideas.
Sadece sımsıkı sarıl bana.Hold me tight.
İlgili Sayfalar