sarıl ile cümle
sarıl kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Sarıldığımız diğer araç da ödüllendirme:Το δεύτερο είναι τα κίνητρα.
Sarıldığımız diğer araç da ödüllendirme:Бывает мы обращаемся к стимулам.
Sarıldığımız diğer araç da ödüllendirme:Вторият са поощренията.
Sarıldığımız diğer araç da ödüllendirme:Інший спосіб — це створення заохочень, або стимулів.
Sarıldığımız diğer araç da ödüllendirme:הכלי השני הוא תמריצים.
Sarıldığımız diğer araç da ödüllendirme:أما الثانية فهي الحوافز.
Sarıldığımız diğer araç da ödüllendirme:よりよい報奨を、より多く、です
Sarılığı tedavi etmek için bir yol var, onun adı da kan nakliC'è un modo di curare l'itterizia, ed è quello che viene chiamato trasfusione sostitutiva.
Sarılığı tedavi etmek için bir yol var, onun adı da kan nakliChỉ có một cách để chữa bệnh vàng da, cách đó được gọi là tiến hành trao đổi máu (exchange transfusion).
Sarılığı tedavi etmek için bir yol var, onun adı da kan nakliDer er én måde at behandle gulsot, som er kaldt en udskiftningstransfusion.
Sarılığı tedavi etmek için bir yol var, onun adı da kan nakliEs gibt eine bestimmte Art der Behandlung, sie heißt Austauschtransfusion.
Sarılığı tedavi etmek için bir yol var, onun adı da kan nakliExistă o cale de a trata icterul, prin aşa-numita transfuzie de schimb.
Sarılığı tedavi etmek için bir yol var, onun adı da kan nakliGeelzucht kan behandeld worden met een wisseltransfusie.
Sarılığı tedavi etmek için bir yol var, onun adı da kan nakliHá uma maneira de tratar a icterícia e é chamada de "exsanguíneo-transfusão".
Sarılığı tedavi etmek için bir yol var, onun adı da kan nakliHay una manera de tratar la ictericia, y eso se conoce como exanguinotransfusión.
Sarılığı tedavi etmek için bir yol var, onun adı da kan nakliIl y a un moyen de traiter la jaunisse, c'est ce que l'on appelle une transfusion d'échange.
Sarılığı tedavi etmek için bir yol var, onun adı da kan nakliJeden sposób leczenia żółtaczki to "transfuzja wymiany".
Sarılığı tedavi etmek için bir yol var, onun adı da kan nakliJeden způsob, jak léčit žloutenku, se nazývá výměnná transfúze.
Sarılığı tedavi etmek için bir yol var, onun adı da kan nakli황달을 치료하는 방법은 단 한가지에요. 소위 말하는 투석이라는 건데요.
Sarılığı tedavi etmek için bir yol var, onun adı da kan nakliΥπάρχει ένας τρόπος να αντιμετωπιστεί ο ίκτερος, αυτός ο τρόπος ονομάζεται αφαιμαξομετάγγιση,
Sarılığı tedavi etmek için bir yol var, onun adı da kan nakliОдин из способов вылечиться — обменное переливание крови.
Sarılığı tedavi etmek için bir yol var, onun adı da kan nakliСъществува начин да се лекува жълтеница и той се нарича обмяна на трансфузия.
Sarılığı tedavi etmek için bir yol var, onun adı da kan nakliישנה דרך אחת להילחם בצהבת, וזה מה שנקרא עירוי בהחלפה.
Sarılığı tedavi etmek için bir yol var, onun adı da kan nakliهناك طريقة واحدة لعلاج اليرقان، وهو ما يسمى بتبادل نقل الدم
Sarılığı tedavi etmek için bir yol var, onun adı da kan nakli「交換輸血」と呼ばれるものです 想像できると思いますが 高価で多少危険性もあります
Sarılık dünyadaki yenidoğanların üçte ikisini etkilemektedir.2/3 aller Neugeborenen leiden an Gelbsucht.
Sarılık dünyadaki yenidoğanların üçte ikisini etkilemektedir.황달은 전세계 신생아의 2/3 에게 영향을 미칩니다.
Sarılık dünyadaki yenidoğanların üçte ikisini etkilemektedir.A icterícia afeta dois terços dos recém-nascidos em todo o mundo.
Sarılık dünyadaki yenidoğanların üçte ikisini etkilemektedir.Bệnh vàng da xảy ra với 2/3 số trẻ sơ sinh trên toàn thế giới.
Sarılık dünyadaki yenidoğanların üçte ikisini etkilemektedir.Geelzucht beïnvloedt tweederde van de pasgeborenen rondom de wereld.
Sarılık dünyadaki yenidoğanların üçte ikisini etkilemektedir.Gulsot påvirker to tredjedele af alle nyfødte i verden.
Sarılık dünyadaki yenidoğanların üçte ikisini etkilemektedir.Icterul afectează 2/3 din nou-născuţi în lume.
Sarılık dünyadaki yenidoğanların üçte ikisini etkilemektedir.La ictericia afecta a dos tercios de los recién nacidos en todo el mundo.
Sarılık dünyadaki yenidoğanların üçte ikisini etkilemektedir.La jaunisse affecte les deux tiers des nouveaux-nés dans le monde.
Sarılık dünyadaki yenidoğanların üçte ikisini etkilemektedir.L'itterizia colpisce due terzi dei neonati nel mondo.
Sarılık dünyadaki yenidoğanların üçte ikisini etkilemektedir.Žloutenka postihuje dvě třetiny novorozenců po celém světě.
Sarılık dünyadaki yenidoğanların üçte ikisini etkilemektedir.Żółtaczka dotyka 2/3 noworodków na świecie.
Sarılık dünyadaki yenidoğanların üçte ikisini etkilemektedir.Ο ίκτερος προσβάλλει τα δύο τρίτα των νεογέννητων σε όλο τον κόσμο.
Sarılık dünyadaki yenidoğanların üçte ikisini etkilemektedir.Две трети новорождённых в мире заболевают желтухой.
Sarılık dünyadaki yenidoğanların üçte ikisini etkilemektedir.Жълтеницата засяга две трети от новородените по света.
Sarılık dünyadaki yenidoğanların üçte ikisini etkilemektedir.צהבת משפיעה על שני שלישים מהנולדים מסביב לעולם.
Sarılık dünyadaki yenidoğanların üçte ikisini etkilemektedir.إذا يؤثر اليرقان على ثلثي حديثي الولادة حول العالم.
Sarılık dünyadaki yenidoğanların üçte ikisini etkilemektedir.そのうちのざっと10人に1人は
Sarılıp sarmalanmışken bu daha çok şuna benziyordu -- pek de güzel değil.Arăta cam aşa când era împachetat -- nu foarte drăguţ.
Sarılıp sarmalanmışken bu daha çok şuna benziyordu -- pek de güzel değil.Aveva più questo aspetto quando era incartato - non molto invitante.
Sarılıp sarmalanmışken bu daha çok şuna benziyordu -- pek de güzel değil.Det så mere ud som denne, da den var helt pakket ind -- ikke særlig pæn.
Sarılıp sarmalanmışken bu daha çok şuna benziyordu -- pek de güzel değil.Era mais ou menos assim enquanto ainda estava embrulhado. Não muito bonito.
Sarılıp sarmalanmışken bu daha çok şuna benziyordu -- pek de güzel değil.Es sah im verpackten Zustand ungefähr so aus - nicht besonders schön.
Sarılıp sarmalanmışken bu daha çok şuna benziyordu -- pek de güzel değil.Khi mở ra, nó trông như thế này -- không được đẹp lắm.
Sarılıp sarmalanmışken bu daha çok şuna benziyordu -- pek de güzel değil.이것이 모두 싸여져 있을 때 이것과 같이 보였습니다. 그다지 이쁘지는 않지요.
Sarılıp sarmalanmışken bu daha çok şuna benziyordu -- pek de güzel değil.Ko je bilo zavito, je izgledalo bolj takole -- ne ravno lepo.
Sarılıp sarmalanmışken bu daha çok şuna benziyordu -- pek de güzel değil.Men den såg snarare ut såhär när den var inslagen -- inte riktigt så fin.
Sarılıp sarmalanmışken bu daha çok şuna benziyordu -- pek de güzel değil.Se veía así cuando estaba todo envuelto... no tan bonito.
Sarılıp sarmalanmışken bu daha çok şuna benziyordu -- pek de güzel değil.Tak to właśnie wyglądało, kiedy było zapakowane -- nie dokońca ładne.
Sarılıp sarmalanmışken bu daha çok şuna benziyordu -- pek de güzel değil.Terlihat seperti ini saat terbungkus -- tidak terlalu indah.
Sarılıp sarmalanmışken bu daha çok şuna benziyordu -- pek de güzel değil.Toen ik het kreeg zag het er meer uit zoals dit -- niet heel mooi.
Sarılıp sarmalanmışken bu daha çok şuna benziyordu -- pek de güzel değil.Valahogy így nézett ki teljesen becsomagolva, nem éppen szép.
Sarılıp sarmalanmışken bu daha çok şuna benziyordu -- pek de güzel değil.Voilà à quoi il ressemblait quand il était tout emballé -- pas si joli.
Sarılıp sarmalanmışken bu daha çok şuna benziyordu -- pek de güzel değil.Vyzeralo to asi takto, keď to bolo zabalené -- nie veľmi pekne.
Sarılıp sarmalanmışken bu daha çok şuna benziyordu -- pek de güzel değil.Zabalen, vypadal nějak takhle -- ne zrovna krásně.
İlgili Sayfalar