sarıl ile cümle
sarıl kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Bilgelik yaşam ağacıdır ona sarılanlara, Ne mutlu ona sımsıkı tutunanlara!Drzewem żywota jest tym, którzyby się jej chwycili; a którzy się jej trzymają, są błogosławionymi.
Bilgelik yaşam ağacıdır ona sarılanlara, Ne mutlu ona sımsıkı tutunanlara!Ea este un pom de viaţă pentru cei ce o apucă, şi cei ce o au sînt fericiţi.
Bilgelik yaşam ağacıdır ona sarılanlara, Ne mutlu ona sımsıkı tutunanlara!É árvore da vida para os que dela lançam mão, e bem-aventurado é todo aquele que a retém.
Bilgelik yaşam ağacıdır ona sarılanlara, Ne mutlu ona sımsıkı tutunanlara!Elämän puu on se niille, jotka siihen tarttuvat; onnelliset ne, jotka siitä pitävät kiinni.
Bilgelik yaşam ağacıdır ona sarılanlara, Ne mutlu ona sımsıkı tutunanlara!Életnek fája ez azoknak, a kik megragadják, és a kik megtartják boldogok!
Bilgelik yaşam ağacıdır ona sarılanlara, Ne mutlu ona sımsıkı tutunanlara!Elle est un arbre de vie pour ceux qui la saisissent, Et ceux qui la possèdent sont heureux.
Bilgelik yaşam ağacıdır ona sarılanlara, Ne mutlu ona sımsıkı tutunanlara!Es árbol de vida a los que de ella echan mano; bienaventurados los que la retienen
Bilgelik yaşam ağacıdır ona sarılanlara, Ne mutlu ona sımsıkı tutunanlara!Ett livets träd är hon för dem som få henne fatt, och sälla må de prisa, som hålla henne kvar.
Bilgelik yaşam ağacıdır ona sarılanlara, Ne mutlu ona sımsıkı tutunanlara!E' un albero di vita per chi ad essa s'attiene e chi ad essa si stringe è beato
Bilgelik yaşam ağacıdır ona sarılanlara, Ne mutlu ona sımsıkı tutunanlara!지혜는 그 얻은 자에게 생명 나무라 지혜를 가진 자는 복되도다
Bilgelik yaşam ağacıdır ona sarılanlara, Ne mutlu ona sımsıkı tutunanlara!Nó là cây sự sống cho ai nắm lấy nó ; Người nào cầm_giữ nó đều được phước hạnh .
Bilgelik yaşam ağacıdır ona sarılanlara, Ne mutlu ona sımsıkı tutunanlara!Nó là cây sự sống cho ai nắm lấy nó; Người nào cầm giữ nó đều được phước hạnh.
Bilgelik yaşam ağacıdır ona sarılanlara, Ne mutlu ona sımsıkı tutunanlara!Orang yang berpegang teguh pada hikmat akan mengalami hidup yang sejati dan bahagia
Bilgelik yaşam ağacıdır ona sarılanlara, Ne mutlu ona sımsıkı tutunanlara!Sie ist ein Baum des Lebens allen, die sie ergreifen; und selig sind, die sie halten.
Bilgelik yaşam ağacıdır ona sarılanlara, Ne mutlu ona sımsıkı tutunanlara!Stromem života jest těm, kteříž jí dosahují, a kteříž ji mají, blahoslavení jsou.
Bilgelik yaşam ağacıdır ona sarılanlara, Ne mutlu ona sımsıkı tutunanlara!Stromom života je tým, ktorí ju uchopia, a tí, ktorí sa jej držia, sú blahoslavení.
Bilgelik yaşam ağacıdır ona sarılanlara, Ne mutlu ona sımsıkı tutunanlara!Ειναι δενδρον ζωης εις τους εναγκαλιζομενους αυτην και μακαριοι οι κρατουντες αυτην.
Bilgelik yaşam ağacıdır ona sarılanlara, Ne mutlu ona sımsıkı tutunanlara!Она – древо жизни для тех, которые приобретают ее, – и блаженны, которые сохраняют ее!
Bilgelik yaşam ağacıdır ona sarılanlara, Ne mutlu ona sımsıkı tutunanlara!Тя е дело на живот за тия, които я прегръщат И блажени са ония, които я държат.
Bilgelik yaşam ağacıdır ona sarılanlara, Ne mutlu ona sımsıkı tutunanlara!עץ חיים היא למחזיקים בה ותמכיה מאשר׃
Bilgelik yaşam ağacıdır ona sarılanlara, Ne mutlu ona sımsıkı tutunanlara!هي شجرة حياة لممسكيها والمتمسك بها مغبوط.
Bilgelik yaşam ağacıdır ona sarılanlara, Ne mutlu ona sımsıkı tutunanlara!他 與 持 守 他 的 作 生 命 樹 . 持 定 他 的 俱 各 有 福
Bilgelik yaşam ağacıdır ona sarılanlara, Ne mutlu ona sımsıkı tutunanlara!他 與持守 他 的 作 生命 樹 . 持定 他 的 俱 各 有福
Birbirlerine sıkıca sarılmış kadınları gördüm, onları öldürmemeleri için ağlıyor ve yalvarıyorlardı.As mulheres abraçavam-se, aos gritos... ...e a chorar, para que não as matassem.
Birbirlerine sıkıca sarılmış kadınları gördüm, onları öldürmemeleri için ağlıyor ve yalvarıyorlardı.Ich sah Frauen, die sich aneinander klammerten, weinten und schrieen, dass man sie umbringen sollte.
Birbirlerine sıkıca sarılmış kadınları gördüm, onları öldürmemeleri için ağlıyor ve yalvarıyorlardı.I saw the women clinging to each other, crying and screaming at them not to kill them.
Birbirlerine sıkıca sarılmış kadınları gördüm, onları öldürmemeleri için ağlıyor ve yalvarıyorlardı.Jag såg kvinnor som grät och som klamrade sig fast vid varandra, de skrek åt dem att inte döda dem.
Birbirlerine sıkıca sarılmış kadınları gördüm, onları öldürmemeleri için ağlıyor ve yalvarıyorlardı.Láttam ahogy nők egymásba kapaszkodnak, sírnak és könyörögnek, hogy ne öljék meg őket.
Birbirlerine sıkıca sarılmış kadınları gördüm, onları öldürmemeleri için ağlıyor ve yalvarıyorlardı.Saya melihat para perempuan saling berpegangan menangis dan berteriak memohon agar tak dibunuh
Birbirlerine sıkıca sarılmış kadınları gördüm, onları öldürmemeleri için ağlıyor ve yalvarıyorlardı.Videla som ženy, ktoré sa chúlili k sebe, nariekali a kričali, aby ich nezabíjali.
Birbirlerine sıkıca sarılmış kadınları gördüm, onları öldürmemeleri için ağlıyor ve yalvarıyorlardı.Vidi le donne attaccate le une alle altre che piangevano e urlavano loro di non ucciderle.
Birbirlerine sıkıca sarılmış kadınları gördüm, onları öldürmemeleri için ağlıyor ve yalvarıyorlardı.Widziałam jak kobiety trzymały się bardzo blisko siebie, płakały i krzyczały do nich, aby ich nie zabijać.
Birbirlerine sıkıca sarılmış kadınları gördüm, onları öldürmemeleri için ağlıyor ve yalvarıyorlardı.Είδα γυναίκες να αγκαλιάζονται... να κλαίνε και να τους φωνάζουν να μη τις σκοτώσουν.
Birbirlerine sıkıca sarılmış kadınları gördüm, onları öldürmemeleri için ağlıyor ve yalvarıyorlardı."Видях жените, долепени една до друга, плачеха и им се молеха да не ги убиват.
Birbirlerine sıkıca sarılmış kadınları gördüm, onları öldürmemeleri için ağlıyor ve yalvarıyorlardı.ראיתי את האישה נצמדת לאחרת .בוכה וצורחת עליהם לא להרוג אותם
Birbirlerine sıkıca sarılmış kadınları gördüm, onları öldürmemeleri için ağlıyor ve yalvarıyorlardı.殺さないようにと 泣き叫んでいました 子供たちのために戦い 手放しませんでした
Bir filmde banka soymak istiyorum ama silahla, silahla, vücuduma sarılmış bir bomba ile değil.Bankot akarok rabolni egy filmben, de fegyverrel, nem bombával a testemen, rendben?
Bir filmde banka soymak istiyorum ama silahla, silahla, vücuduma sarılmış bir bomba ile değil.Chcem prepadnúť banku vo filme. Ale chcem to urobiť so zbraňou. So zbraňou, nie s bombou na tele.
Bir filmde banka soymak istiyorum ama silahla, silahla, vücuduma sarılmış bir bomba ile değil."Eu quero roubar um banco num filme. "mas com uma pistola, não com uma bomba à cintura". (Risos)
Bir filmde banka soymak istiyorum ama silahla, silahla, vücuduma sarılmış bir bomba ile değil.Haluan ryöstää pankin elokuvassa, mutta haluan tehdä sen aseella enkä pommi vyötärölläni. (Naurua)
Bir filmde banka soymak istiyorum ama silahla, silahla, vücuduma sarılmış bir bomba ile değil.Ich will im Film überfallen, aber ich will es mit einer Waffe tun!
Bir filmde banka soymak istiyorum ama silahla, silahla, vücuduma sarılmış bir bomba ile değil.영화에서 은행을 털고 싶다는 거죠. 하지만 저는 총을 가지고 하고 싶습니다. 제 몸에 폭탄을 두르고 하고 싶지는 않아요. (웃음)
Bir filmde banka soymak istiyorum ama silahla, silahla, vücuduma sarılmış bir bomba ile değil.Vreau să jefuiesc o bancă într-un film, dar s-o fac cu o armă, nu cu o bombă înfăşurată în jurul meu. (Râsete)
Bir filmde banka soymak istiyorum ama silahla, silahla, vücuduma sarılmış bir bomba ile değil.Я хочу ограбить банк в фильме. но я хочу с пистолетом, с пистолетом, а не с поясом смертника, верно? (Смех)
Bir filmde banka soymak istiyorum ama silahla, silahla, vücuduma sarılmış bir bomba ile değil.אני רוצה לשדוד בנק בסרט. אני רוצה לשדוד בנק בסרט, אבל עם אקדח, לא עם פצצה קשורה אליי. (צחוק)
Bir filmde banka soymak istiyorum ama silahla, silahla, vücuduma sarılmış bir bomba ile değil.でも銃でやらせてください 爆弾を体に巻くのはごめんです (笑) 監督が「マズ 体に爆弾を巻いた」
Bir gün ormanda yalnız başına kaybolursan,bir ağacı sarılאם אי פעם תאבד דרכך בעודך לבד ביער, תמיד אפשר לחבק עץ
Bir gün ormanda yalnız başına kaybolursan,bir ağacı sarılإذا ضعت و كنت وحيدًا في غابة، فاحتضن شجرة
Bir iki saat sonra onu tekrar gördüğümde bana "Bryan, sana sarılmamı hala hissediyor musun?" diye sorardı.A za hodinu nebo za dvě říká: "Bryane, pořád ještě cítíš moje objetí?"
Bir iki saat sonra onu tekrar gördüğümde bana "Bryan, sana sarılmamı hala hissediyor musun?" diye sorardı.Begegnete ich ihr ein-zwei Stunden später, kam sie zu mir und sagte: "Bryan, fühlst du noch meine Umarmung?"
Bir iki saat sonra onu tekrar gördüğümde bana "Bryan, sana sarılmamı hala hissediyor musun?" diye sorardı.Een uur of zo later, kwam ze naar me toe en vroeg: "Bryan, voel je nog steeds mijn knuffel?"
Bir iki saat sonra onu tekrar gördüğümde bana "Bryan, sana sarılmamı hala hissediyor musun?" diye sorardı.És egy óra múlva, ha megint találkoztunk, megkérdezte, hogy "Bryan, érzed még, hogy ölellek?"
Bir iki saat sonra onu tekrar gördüğümde bana "Bryan, sana sarılmamı hala hissediyor musun?" diye sorardı.E un'ora o due dopo, se la vedevo, sembrava che mi dicesse: "Bryan, senti che ti sto ancora abbracciando?"
Bir iki saat sonra onu tekrar gördüğümde bana "Bryan, sana sarılmamı hala hissediyor musun?" diye sorardı.Jeśli po godzinie lub dwóch znów się widzieliśmy, pytała mnie: "Bryan, czujesz jeszcze moje objęcie?"
Bir iki saat sonra onu tekrar gördüğümde bana "Bryan, sana sarılmamı hala hissediyor musun?" diye sorardı.그리고 한두시간 후면 할머니가 저한테 다가오셔서 "내가 껴안는걸 지금도 느낄 수 있냐?"라고
Bir iki saat sonra onu tekrar gördüğümde bana "Bryan, sana sarılmamı hala hissediyor musun?" diye sorardı.Şi o oră mai târziu, dacă o vedeam, venea la mine şi zicea, "Bryan, mă mai simţi şi acum îmbrăţişându-te?"
Bir iki saat sonra onu tekrar gördüğümde bana "Bryan, sana sarılmamı hala hissediyor musun?" diye sorardı.Uma hora ou duas depois, se a via, ela dizia-me: "Bryan, ainda sentes os meus abraços?"
Bir iki saat sonra onu tekrar gördüğümde bana "Bryan, sana sarılmamı hala hissediyor musun?" diye sorardı.Una o dos horas después, volvía a mirarla, se me acercaba y me decía, "Bryan, ¿todavía sientes mi abrazo?"
Bir iki saat sonra onu tekrar gördüğümde bana "Bryan, sana sarılmamı hala hissediyor musun?" diye sorardı.И час или два по-късно, ако я видех, тя идваше и казваше "Брайън, още ли ме усещаш да те прегръщам?"
Bir iki saat sonra onu tekrar gördüğümde bana "Bryan, sana sarılmamı hala hissediyor musun?" diye sorardı.Час или два спустя, если я снова её видел, она спрашивала: "Брайан, ты ещё чувствуешь, что я тебя обнимаю?"
İlgili Sayfalar