sarıl ile cümle

sarıl kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Ama yılanların, tam da sarılmalık canlılar olduğunu söylemiyorum tabii ki.No digo que a las serpientes se las pueda abrazar precisamente.
Ama yılanların, tam da sarılmalık canlılar olduğunu söylemiyorum tabii ki.Tôi không nói rằng mấy con rắn dễ thương.
Ama yılanların, tam da sarılmalık canlılar olduğunu söylemiyorum tabii ki.Δεν λέω ότι τα φίδια είναι ακριβώς για αγκαλιές.
Anladınız mı? Un-nee... un-nee bir kere sana sarılmama izin ver,kız kardeşim Jandi. Gidiyorum.Mengerti? biarkan aku memelukmu, adikku , Jandi aku pergi dulu.
Arkadaştılar ve birbirlerine sarıldılar ve gülüyorlardı ve yüzleri birbirinden bu kadar uzaktaydı.A boli priatelia, tak sa objímali a smiali sa a ich tváre boli asi takto vzdialené.
Arkadaştılar ve birbirlerine sarıldılar ve gülüyorlardı ve yüzleri birbirinden bu kadar uzaktaydı.Byli przyjaciółmi, przytulali się śmiali się, a ich twarze były o tak blisko.
Arkadaştılar ve birbirlerine sarıldılar ve gülüyorlardı ve yüzleri birbirinden bu kadar uzaktaydı.Byli to přátelé, vzájemně se obejmuli, smáli se a jejich obličeje byly asi tolik od sebe.
Arkadaştılar ve birbirlerine sarıldılar ve gülüyorlardı ve yüzleri birbirinden bu kadar uzaktaydı.Erano amici, e si abbracciarono e ridevano, e le loro facce erano vicine così.
Arkadaştılar ve birbirlerine sarıldılar ve gülüyorlardı ve yüzleri birbirinden bu kadar uzaktaydı.Erau prieteni şi s-au îmbrăţişat şi râdeau, iar feţele lor erau atât de aproape.
Arkadaştılar ve birbirlerine sarıldılar ve gülüyorlardı ve yüzleri birbirinden bu kadar uzaktaydı.Et ils étaient amis, et ils se sont serrés dans les bras et ils riaient, et leurs visages étaient à ça.
Arkadaştılar ve birbirlerine sarıldılar ve gülüyorlardı ve yüzleri birbirinden bu kadar uzaktaydı.Jóban voltak, megölelték egymást, egymással nevetgéltek, és az arcuk ilyen közelre volt egymástól.
Arkadaştılar ve birbirlerine sarıldılar ve gülüyorlardı ve yüzleri birbirinden bu kadar uzaktaydı.그들은 친구 였습니다, 그래서 서로 포옹했고, 웃고 있었고, 그들은 얼굴을 이 정도로 가까이 하고 있었습니다.
Arkadaştılar ve birbirlerine sarıldılar ve gülüyorlardı ve yüzleri birbirinden bu kadar uzaktaydı.Là bạn bè, họ ôm chầm lấy nhau rồi họ cùng cười phá lên, và mặt họ chỉ cách xa nhau từng này thôi.
Arkadaştılar ve birbirlerine sarıldılar ve gülüyorlardı ve yüzleri birbirinden bu kadar uzaktaydı.Mereka berteman, dan mereka saling berpelukan, dan mereka tertawa, dan jarak wajah mereka sejauh ini.
Arkadaştılar ve birbirlerine sarıldılar ve gülüyorlardı ve yüzleri birbirinden bu kadar uzaktaydı.Y eran amigos y se abrazaban y se reían y sus caras estaban así de cerca.
Arkadaştılar ve birbirlerine sarıldılar ve gülüyorlardı ve yüzleri birbirinden bu kadar uzaktaydı.Ze waren vrienden. Ze omhelsden elkaar. Ze waren aan het lachen.
Arkadaştılar ve birbirlerine sarıldılar ve gülüyorlardı ve yüzleri birbirinden bu kadar uzaktaydı.Είναι φίλοι και αγκαλιάστηκαν και γέλαγαν με τα πρόσωπά τους σε μια τέτοια απόσταση.
Arkadaştılar ve birbirlerine sarıldılar ve gülüyorlardı ve yüzleri birbirinden bu kadar uzaktaydı.Вони були друзями.
Arkadaştılar ve birbirlerine sarıldılar ve gülüyorlardı ve yüzleri birbirinden bu kadar uzaktaydı.Они были друзьями, и они сжимали друг друга в объятиях, смеялись, и их лица были вот на столько близко.
Arkadaştılar ve birbirlerine sarıldılar ve gülüyorlardı ve yüzleri birbirinden bu kadar uzaktaydı.Те бяха приятели и се прегърнаха, те се смееха, а лицата им бяха ей на такова разстояние.
Arkadaştılar ve birbirlerine sarıldılar ve gülüyorlardı ve yüzleri birbirinden bu kadar uzaktaydı.הם היו ידידים, והתחבקו והם צחקו, והמרחק בין פרצופיהם היה כזה.
Arkadaştılar ve birbirlerine sarıldılar ve gülüyorlardı ve yüzleri birbirinden bu kadar uzaktaydı.لقد كانوا أصدقاء، فاحتضنا بعضهم البعض وكانا يضحكان، بالكاد توجد مسافة بين وجهيهما.
Arkadaştılar ve birbirlerine sarıldılar ve gülüyorlardı ve yüzleri birbirinden bu kadar uzaktaydı.笑いながら こんな近くで話すんです お互いの両腕を上へ下へと
Babam bana şunu öğretti: ‹‹Söylediklerime yürekten sarıl, Buyruklarımı yerine getir ki yaşayasın.A vyučoval ma a riekol mi: Nech sa drží tvoje srdce mojich slov; ostríhaj moje prikázania a ži.
Babam bana şunu öğretti: ‹‹Söylediklerime yürekten sarıl, Buyruklarımı yerine getir ki yaşayasın.Cha ta có dạy ta rằng : Lòng con khá ghi_nhớ các lời ta ; Hãy gìn_giữ mạng lịnh ta , thì con sẽ được sống .
Babam bana şunu öğretti: ‹‹Söylediklerime yürekten sarıl, Buyruklarımı yerine getir ki yaşayasın.Cha ta có dạy ta rằng: Lòng con khá ghi nhớ các lời ta; Hãy gìn giữ mạng lịnh ta, thì con sẽ được sống.
Babam bana şunu öğretti: ‹‹Söylediklerime yürekten sarıl, Buyruklarımı yerine getir ki yaşayasın.da lærte han mig og sa til mig: La ditt hjerte holde fast ved mine ord, bevar mine bud, så skal du leve.
Babam bana şunu öğretti: ‹‹Söylediklerime yürekten sarıl, Buyruklarımı yerine getir ki yaşayasın.Egli mi istruiva dicendomi: «Il tuo cuore ritenga le mie parole; custodisci i miei precetti e vivrai
Babam bana şunu öğretti: ‹‹Söylediklerime yürekten sarıl, Buyruklarımı yerine getir ki yaşayasın.ele me ensinava, e me dizia: Retenha o teu coração as minhas palavras; guarda os meus mandamentos, e vive.
Babam bana şunu öğretti: ‹‹Söylediklerime yürekten sarıl, Buyruklarımı yerine getir ki yaşayasın.In on me je učil in mi rekal: Ohrani naj besede moje srce tvoje; izpoljnjuj zapovedi moje in žívi!
Babam bana şunu öğretti: ‹‹Söylediklerime yürekten sarıl, Buyruklarımı yerine getir ki yaşayasın.아버지가 내게 가르쳐 이르기를 내 말을 네 마음에 두라 내 명령을 지키라 그리하면 살리라
Babam bana şunu öğretti: ‹‹Söylediklerime yürekten sarıl, Buyruklarımı yerine getir ki yaşayasın.lærte han mig og sagde: Lad dit Hjerte gribe om mine Ord, vogt mine Bud, så skal du leve;
Babam bana şunu öğretti: ‹‹Söylediklerime yürekten sarıl, Buyruklarımı yerine getir ki yaşayasın.On vyučoval mne a říkal mi: Ať se chopí výmluvností mých srdce tvé, ostříhej přikázaní mých, a živ budeš.
Babam bana şunu öğretti: ‹‹Söylediklerime yürekten sarıl, Buyruklarımı yerine getir ki yaşayasın.Und er lehrte mich und sprach: Laß dein Herz meine Worte aufnehmen; halte meine Gebote, so wirst du leben.
Babam bana şunu öğretti: ‹‹Söylediklerime yürekten sarıl, Buyruklarımı yerine getir ki yaşayasın.Y él me enseñaba y me decía: "Retenga tu corazón mis palabras; guarda mis mandamientos y vivirás.
Babam bana şunu öğretti: ‹‹Söylediklerime yürekten sarıl, Buyruklarımı yerine getir ki yaşayasın.и он учил меня и говорил мне: да удержит сердце твое слова мои; храни заповеди мои, и живи.
Babam bana şunu öğretti: ‹‹Söylediklerime yürekten sarıl, Buyruklarımı yerine getir ki yaşayasın.И той ме наставляваше и ми казваше: Нека държи сърцето ти думите ми, Пази заповедите ми и ще живееш,
Babam bana şunu öğretti: ‹‹Söylediklerime yürekten sarıl, Buyruklarımı yerine getir ki yaşayasın.וירני ויאמר לי יתמך דברי לבך שמר מצותי וחיה׃
Babam bana şunu öğretti: ‹‹Söylediklerime yürekten sarıl, Buyruklarımı yerine getir ki yaşayasın.وكان يريني ويقول لي ليضبط قلبك كلامي. احفظ وصاياي فتحيا.
Babam bana şunu öğretti: ‹‹Söylediklerime yürekten sarıl, Buyruklarımı yerine getir ki yaşayasın.父 親 教 訓 我 說 、 你 心 要 存 記 我 的 言 語 、 遵 守 我 的 命 令 、 便 得 存 活
Babam bana şunu öğretti: ‹‹Söylediklerime yürekten sarıl, Buyruklarımı yerine getir ki yaşayasın.父親教訓 我 說 、 你 心 要 存記 我 的 言語 、 遵守 我 的 命令 、 便得 存活
Bağlılık içinde birbirimize sıkıca sarıldığımız o günler... ...ucuz bir merhamet taklidi miydi? Yoon Joo.A hosszú idő, amit együtt töltöttünk bár a hűség mintaképének tűnik, de valójában csalás volt.
Bağlılık içinde birbirimize sıkıca sarıldığımız o günler... ...ucuz bir merhamet taklidi miydi?Ο χρόνος που περάσαμε μαζί έχει παρουσιαστεί σαν πίστη. Φτηνή απομίμηση του οίκτου.
Bağlılık içinde birbirimize sıkıca sarıldığımız o günler... ...ucuz bir merhamet taklidi miydi?الوقت الذي قضيناه سوية هل تعتبره وفاءا فقط تقليد رخيص للشفقة
Bana sarılacak birini istiyordum. Birazcık şefkate ihtiyacım vardı.Ich brauchte jemanden, der mich in die Arme nimmt, etwas Zärtlichkeit.
Bana sarılacak birini istiyordum. Birazcık şefkate ihtiyacım vardı.Мне хотелось, чтобы кто-нибудь обнял меня.
Bana sarılacak birini istiyordum.Ik wilde geknuffeld worden.
Bana sarılacak birini istiyordum.Měla jsem chuť na někoho, kdo mě obejme.
Bana sarılacak birini istiyordum.Nekem is szükségem van az ölelésre.
Bana sarılacak birini istiyordum.Voiam să mă ia cineva în braţe.
Bana sarılacak birini istiyordum.Και τότε ήθελα κάποιον να με αγκαλιάσει.
Bana sarılacak birini istiyordum.Исках някой да ме прегърне.
Bana sarılmak hoşuna giderse?És mi van, ha tetszeni fog?
Bana sarılmak hoşuna giderse?Et si vous aimez ça ?
Bana sarılmak hoşuna giderse?lalu bagaimana jika kau memelukku dan kau menyukainya?
Bana sarılmak hoşuna giderse? O zaman ne yapacaksın?E se ti piacesse... allora che faresti?
Bana sarılmak hoşuna giderse? O zaman ne yapacaksın?Nếu ôm xong mà thấy thích tới lúc đó anh định làm gì?
Bana sarılmak hoşuna giderse?إذاً ماذا سيحصل لو عانقتني و أعجبك الأمر؟
Barselona'nın havasındandır belki de. Sarılsana bana. - İyi misin?Misschien hangt het hier in de lucht.
Başkalarının gücünü çaldın, bir insandan doğmana rağmen sadece Kurucu dediğin şeye sarıldın.Du stal din kraft från andra och trots att du föddes ur en person- -höll du fast vid det du kallade Grundare.
İlgili Sayfalar