Ve reddedildiğinde bu saplantı daha da kötüye gidebilir.A posedlost se může zhoršit, když jste byli odmítnuti.
Ve reddedildiğinde bu saplantı daha da kötüye gidebilir.Dan obsesinya bisa bertambah parah ketika anda ditolak.
Ve reddedildiğinde bu saplantı daha da kötüye gidebilir.E a obsessão pode piorar quando somos rejeitados.
Ve reddedildiğinde bu saplantı daha da kötüye gidebilir.E l'ossessione può peggiorare quando vieni rifiutato.
Ve reddedildiğinde bu saplantı daha da kötüye gidebilir.En de obesessie kan erger worden wanneer je afgewezen wordt.
Ve reddedildiğinde bu saplantı daha da kötüye gidebilir.És a rögeszme rosszabbá válhat, amikor visszautasítanak.
Ve reddedildiğinde bu saplantı daha da kötüye gidebilir.Et l'obsession peut empirer quand on a été rejeté.
Ve reddedildiğinde bu saplantı daha da kötüye gidebilir.때로 우리는 자신의 마음을 거절당했을 때 상대방에 대해 더 심한 집착에 빠지기도 합니다.
Ve reddedildiğinde bu saplantı daha da kötüye gidebilir.Obsedenost se lahko poslabša, če vas ljubljeni zavrne.
Ve reddedildiğinde bu saplantı daha da kötüye gidebilir.Obsesja staje się silniejsza, gdy zostajemy odrzuceni.
Ve reddedildiğinde bu saplantı daha da kötüye gidebilir.Och besatthet kan bli värre när man har avvisats.
Ve reddedildiğinde bu saplantı daha da kötüye gidebilir.Şi obsesia se poate agrava atunci când eşti respins.
Ve reddedildiğinde bu saplantı daha da kötüye gidebilir.Und diese Besessenheit kann sich verschlimmern, wenn Sie abgelehnt wurden.
Ve reddedildiğinde bu saplantı daha da kötüye gidebilir.Và nỗi ám ảnh có thể trở nên tồi tệ hơn khi bạn bị bỏ rơi.
Ve reddedildiğinde bu saplantı daha da kötüye gidebilir.Y la obsesión puede empeorarse cuando usted ha sido rechazado.
Ve reddedildiğinde bu saplantı daha da kötüye gidebilir.Και η εμμονή μπορεί να γίνει χειρότερη όταν μας απορρίπτουν.
Ve reddedildiğinde bu saplantı daha da kötüye gidebilir.А натрапливостта може да се влоши когато те отхвълят.
Ve reddedildiğinde bu saplantı daha da kötüye gidebilir.И одержимость может стать еще сильнее, когда вас отвергли.
Ve reddedildiğinde bu saplantı daha da kötüye gidebilir.Невзаємне кохання може тільки посилити одержимість.
Ve reddedildiğinde bu saplantı daha da kötüye gidebilir.והאובססיה עלולה להחמיר כשדוחים אתכם.
Ve reddedildiğinde bu saplantı daha da kötüye gidebilir.والهاجس يصبح اشد عندما ترفض.
Ve reddedildiğinde bu saplantı daha da kötüye gidebilir.現在 神経科学者の ルーシー ブラウンと共に
VIII. Henry'nin durumunda ise bu saplantının nedeni ülkeyi ele geçirmektir.헨리 8세의 경우에는 나라를 다스립니다
- VIII. Henry'nin durumunda ise bu saplantının nedeni ülkeyi ele geçirmektir.A v případě Jindřicha VIII. jde o převzetí země.
VIII. Henry'nin durumunda ise bu saplantının nedeni ülkeyi ele geçirmektir.A w przypadku Henryka VIII -- także tron.
- VIII. Henry'nin durumunda ise bu saplantının nedeni ülkeyi ele geçirmektir.E, no caso de Henrique VIII, que se apodere de um país.
VIII. Henry'nin durumunda ise bu saplantının nedeni ülkeyi ele geçirmektir.Und im Falle von Henry VIII, ein Land übernehmen könnten.
VIII. Henry'nin durumunda ise bu saplantının nedeni ülkeyi ele geçirmektir.Y, en el caso de Henry el VIII, apoderarse de un país.
VIII. Henry'nin durumunda ise bu saplantının nedeni ülkeyi ele geçirmektir.В случае Генриха VIII. наследник должен был принять в наследство также и страну.
- VIII. Henry'nin durumunda ise bu saplantının nedeni ülkeyi ele geçirmektir.وفى حالة هنرى الثامن,السيطرة على البلاد
Washington ve Miami'de ve Caracas'ın Şehir Klüplerinde, Chávez'den kurtulmak bir saplantı halini almıştı.A Washington e Miami e nei country club di Caracas, sbarazzarsi di Chavez divenne un'ossessione.
Washington ve Miami'de ve Caracas'ın Şehir Klüplerinde, Chávez'den kurtulmak bir saplantı halini almıştı.Di Washington dan Miami dan pemukiman mewah di Karakas menjatuhkan Chavez jadi obsesi tersendiri
Washington ve Miami'de ve Caracas'ın Şehir Klüplerinde, Chávez'den kurtulmak bir saplantı halini almıştı.In Washington, Miami und den Landhäusern in Caracas wurde der Wunsch, Chávez loszuwerden, zur Obsession.
Washington ve Miami'de ve Caracas'ın Şehir Klüplerinde, Chávez'den kurtulmak bir saplantı halini almıştı.I Washington, Miami och i Caracas country clubs, blev det en besatthet att bli av med Chavez.
Washington ve Miami'de ve Caracas'ın Şehir Klüplerinde, Chávez'den kurtulmak bir saplantı halini almıştı.Washingtonban és Miamiben és a caracasi elit negyedeiben a Chavez-tól való megszabadulás lett a fő cél.
Washington ve Miami'de ve Caracas'ın Şehir Klüplerinde, Chávez'den kurtulmak bir saplantı halini almıştı.W Waszyngtonie i Miami, w elitarnych klubach Caracas pozbycie Chaveza stało się obsesją
Washington ve Miami'de ve Caracas'ın Şehir Klüplerinde, Chávez'den kurtulmak bir saplantı halini almıştı.Στην Ουάσιγκτον, στο Μαϊάμι και στα κλαμπ του Καράκας... το να ξεφορτωθούν τον Τσάβες έγινε έμμονη ιδέα.
Washington ve Miami'de ve Caracas'ın Şehir Klüplerinde, Chávez'den kurtulmak bir saplantı halini almıştı.В Вашингтоне и Майами, и в Кантри Клаб Каракаса избавиться от Чавеса стало навязчивой идеей
Washington ve Miami'de ve Caracas'ın Şehir Klüplerinde, Chávez'den kurtulmak bir saplantı halini almıştı.Във Вашингтон и Маями и в "кънтри клубовете" на Каракас, премахването на Чавес става фикс-идея .
Yanıma saplanmış olan... bu şeyi çekecek... biri lazım... yoksa ölürüm...Ho bisogno che qualcuno mi tolga questa cosa dal fianco, altrimenti sono finito.
Yanıma saplanmış olan... bu şeyi çekecek... biri lazım... yoksa ölürüm...Jonkun pitää vetää tämä irti minusta. Muuten minun käy huonosti.
Yanıma saplanmış olan... bu şeyi çekecek... biri lazım... yoksa ölürüm...Nån måste...dra ur den här grejen jag har i sidan... ...ur min kropp... annars är det ute med mig...
Yanıma saplanmış olan... bu şeyi çekecek... biri lazım... yoksa ölürüm...Necesito que alguien... me quite esto que tengo clavado... ...en el costado... o me...
Yanıma saplanmış olan... bu şeyi çekecek... biri lazım... yoksa ölürüm...Nogen må ... trække den dims, som jeg har i siden, - - ud af min krop. Ellers er det ude med mig.
Yanıma saplanmış olan... bu şeyi çekecek... biri lazım... yoksa ölürüm...Potrzebuję kogoś, kto wyciągnie to coś, co tkwi w moim boku, albo już po mnie...
Yanıma saplanmış olan... bu şeyi çekecek... biri lazım... yoksa ölürüm...Preciso de alguém... que arranque esta coisa... para fora de mim... ou vou à vida...
Yanıma saplanmış olan... bu şeyi çekecek... biri lazım... yoksa ölürüm...Θέλω κάποιον... να τραβήξει αυτό από τα πλευρά μου... ...αλλιώς είμαι τελειωμένος...
Yanıma saplanmış olan... bu şeyi çekecek... biri lazım... yoksa ölürüm...Мне нужно, чтобы кто-то... вытащил эту штуку, застрявшую в боку... из меня... а то мне конец.
Yazdığı bir şey kafama saplandı, henüz okula giden küçük bir kız olduğum zamanlardan beri aklımda.Aber er hat diese eine Sache geschrieben, die in meinem Kopf festsitzt, seitdem ich ein Schulmädchen war.
Yazdığı bir şey kafama saplandı, henüz okula giden küçük bir kız olduğum zamanlardan beri aklımda.Dar a scris un lucru care mi-a rămas în minte de când l-am citit, când eram doar o fetiță de școală.
Yazdığı bir şey kafama saplandı, henüz okula giden küçük bir kız olduğum zamanlardan beri aklımda.Dia menulis sesuatu yang masih saya ingat sejak saya membacanya semasa sekolah.
Yazdığı bir şey kafama saplandı, henüz okula giden küçük bir kız olduğum zamanlardan beri aklımda.Escribió una frase que se me quedó en la mente desde que la leí cuando era una colegiala.
Yazdığı bir şey kafama saplandı, henüz okula giden küçük bir kız olduğum zamanlardan beri aklımda.Il a écrit une chose qui m'a marquée dès que je l'ai lue étant écolière.
Yazdığı bir şey kafama saplandı, henüz okula giden küçük bir kız olduğum zamanlardan beri aklımda.그가 쓴 한가지가 제 마음에 여학생이었을때 제가 그 구절을 읽은 이후로 고정되었어요.
Yazdığı bir şey kafama saplandı, henüz okula giden küçük bir kız olduğum zamanlardan beri aklımda.Ma ha scritto una cosa che mi è rimasta impressa fin da quando la lessi quando ero una studentessa.
Yazdığı bir şey kafama saplandı, henüz okula giden küçük bir kız olduğum zamanlardan beri aklımda.Napsal ale věc, která mi zůstala ležet v hlavě od té doby, kdy jsem si ji jakožto školačka přečetla.
Yazdığı bir şey kafama saplandı, henüz okula giden küçük bir kız olduğum zamanlardan beri aklımda.Nhưng ông đã viết một điều mà nó vẫn luẩn quẩn trong tâm trí tôi từ khi tôi đọc nó lúc còn là một nữ sinh.
Yazdığı bir şey kafama saplandı, henüz okula giden küçük bir kız olduğum zamanlardan beri aklımda.Αλλά έγραψε κάτι που μου κόλλησε στο μυαλό από την πρώτη φορά που το διάβασα, όταν πήγαινα ακόμη σχολείο.
Yazdığı bir şey kafama saplandı, henüz okula giden küçük bir kız olduğum zamanlardan beri aklımda.Одна его мысль врезалась мне в память, когда я читала его еще в школьные годы.
Yazdığı bir şey kafama saplandı, henüz okula giden küçük bir kız olduğum zamanlardan beri aklımda.Той е написал нещо, което е заседнало в ума ми, откакто го прочетох като ученичка.