O, sapkınlıktır!That is heresy!
Dalalet; sapınç, sapkınlık, doğru yoldan ayrılma.Do not be misled; do not be confused; do not be fooled.
Orta Çağ sapkınlık yasaları tekrar çıkarıldı.The medieval heresy laws were restored.
Bütün farklılık gösteren diğer akideler sapkınlık olarak kabul edildiler.All other dives are considered to be intermediate.
Bu düpedüz sapkınlık.This, as you know, is an act of heresy.
Şimdi, bu, tasarım dünyasında sapkınlıktır.Now, this is heresy in the design world.
Üç farklı sapkınlık iddiasıyla şuçlanıyorsun.You are accused of heresy on three counts.
Düşüncede sapkınlık, konuşmada sapkınlık, belge işinde sapkınlık, harekette sapkınlık.Heresy by thought, heresy by word, heresy by deed, and heresy by action.
Bizler burada, ekonomik ve finansal bir doğanın sapkınlıklarıyla uğraşıyoruz.We are dealing with perverts here of an economic and financial nature.
Ya -- birazdan söyleyeceğim şey sapkınlık ama -- ya güvenlik aslında üçüncü geliyorsa?I mean -- this is heresy, what I'm about to say -- but what if it's really safety third?
Ateizm, Ayn Rand ve Diğer Sapkınlıklar.Atheism, Ayn Rand and Other Heresies.
Tabu, toplum tarafından sapkınlık olarak kabul edilen sosyal davranış biçimidir.Taboo is a strong social form of behavior considered deviant by a majority.
Aynı zamanda, Tektaneliliği sapkınlık olarak kınadı.Emperor Heraclius immediately disowned the Monothelite document known as the "Ecthesis".
Doktora, 1974, Ohio Eyalet Üniversitesi, suç ve sapkınlık konusunda uzman.Ph.D., 1974, The Ohio State University, specializing in crime and deviance.
MA, 1972, Ohio Eyalet Üniversitesi, suç ve sapkınlık konusunda uzman.M.A., 1972, The Ohio State University, specializing in crime and deviance.
Bazı günümüzde de sapkınlık ölümle cezalandırılan bir suç olmaya devam ediyor.In some modern day nations and regions, heresy remains an offense punishable by death.
Farissol da Correggio'ya göre sunağa asla ulaşamadı, ancak sapkınlıktan tutuklandı.According to Farissol da Correggio never even made it to the altar, but was arrested for heresy.
Katolik I. Mary'den sonra, Cranmer vatana ihanet ve sapkınlık nedeniyle yargılandı.After the accession of the Catholic Mary I, Cranmer was put on trial for treason and heresy.
Dalalet; sapınç, sapkınlık, doğru yoldan ayrılma.Mache keine üble Nachrede und schlechtes Reden über Nichtanwesende!
Orta Çağ sapkınlık yasaları tekrar çıkarıldı.Die mittelalterliche Vergoldung konnte wieder freigelegt werden.
Erkeklerde cinsel sapkınlıklara daha sık karşılaşılır.Das männliche Geschlecht ist häufiger betroffen.
Bu bir sapkınlık değil, bir kazanımdır" demiştir.Il est intransigeant, sans égards, et présomptueux ».
Bu bir sapkınlık değil, bir kazanımdır" demiştir.(No es que haya algo de malo en ello)".
Kadının ölümüyle, "el yordamıyla ilerleyen bir çocuk" hâline gelir ve "çocuksu bir sapkınlıkla" hareket eder.Cuando la diva se encontró con él de camino al camerino, le dijo: «Muchacho, tú llegarás...
Bu bir sapkınlık değil, bir kazanımdır" demiştir.Lo! è una abominazione e un modo di essere maligno."
Orta Çağ sapkınlık yasaları tekrar çıkarıldı.Le leggi medievali sulle eresie furono rimesse in vigore.
Bu bir sapkınlık değil, bir kazanımdır" demiştir.Это ли не печально и не возмутительно!»
Çeşitli sapkınlıklara olan ilgisi giderek artıyordu.Разные бесчинства приобретали все больший размах.
İoannes tarafından sapkınlıkla suçlandı.Ложно обвинила Феникса.
Yahudilikte, Tanrı'nın iki tane oluşu ya da teslis inancı sapkınlık, hattâ müşriklik olarak görülmektedir.В иудаизме Бог один, идея двоичности или троичности Бога для иудеев неприемлема.
Orta Çağ sapkınlık yasaları tekrar çıkarıldı.Прежде она была представлена средневековыми практиками покаяния.
Dalalet; sapınç, sapkınlık, doğru yoldan ayrılma.فلا تستجب له ولا تصغ إليه، ولا يشفق قلبك عليه، ولا تترَأف به، ولا تتستر عليه.
Çeşitli sapkınlıklara olan ilgisi giderek artıyordu.No mundo, as essências estão acrescidas de acidentes enganosos.
Orta Çağ sapkınlık yasaları tekrar çıkarıldı.De middeleeuwse kantelen werden verwijderd.
Gerçekten de bu sapkınlıklar gruba ün üstüne ün kazandırmaktadır; ama Negişi bu durumdan hiç hoşnut değildir.Oni usiłują szerzyć na ziemi zgorszenie, lecz Bóg nie miłuje tych, którzy szerzą zgorszenie.
Orta Çağ sapkınlık yasaları tekrar çıkarıldı.Zostały przy tym zniesione przywileje średniowieczne.
Orta Çağ sapkınlık yasaları tekrar çıkarıldı.Medeltidens häxjakt åter i fokus.
Erkeklerde cinsel sapkınlıklara daha sık karşılaşılır.Stále častěji ho postihovaly záchvaty šílenství.
Çeşitli sapkınlıklara olan ilgisi giderek artıyordu.Egyre gyakrabban panaszkodott általános gyengeségre.
1203 yılında Sırp Büyük Prensi Vukan Nemanjić, Kulin’i sapkınlıkla suçladı ve Papa’ya resmi başvuruda bulundu.1203-ban Vukan Nemanjić szerb nagyfejedelem eretnekséggel vádolta Kulint a pápa előtt.
Orta Çağ sapkınlık yasaları tekrar çıkarıldı.A középkor óta lappangó tendenciák kerültek újra felszínre.
Orta Çağ sapkınlık yasaları tekrar çıkarıldı.Vanha keskiajan Pariisi hävitettiin.
Orta Çağ sapkınlık yasaları tekrar çıkarıldı.Den gamle altertavles midterparti er gået til.
Erkeklerde cinsel sapkınlıklara daha sık karşılaşılır.Gejala infeksi lebih sering timbul pada laki-laki.
12. yüzyılın sapkınlık üzerine yazı yazan en önemli otoritelerinden biridir.Ini adalah salah satu otoritas utama untuk para bidah dan penulis sesat abad ke-12.
Bu bir sapkınlık değil, bir kazanımdır" demiştir.既未誤事,此等小節無足深論”。
Bütün farklılık gösteren diğer akideler sapkınlık olarak kabul edildiler.Vsi, ki so drugačni, so zapostavljeni.
Bizler burada, ekonomik ve finansal bir doğanın sapkınlıklarıyla uğraşıyoruz.Abbiamo che fare con gente perversa, di natura economica e finanziaria.
Bizler burada, ekonomik ve finansal bir doğanın sapkınlıklarıyla uğraşıyoruz.Aquí estamos lidiando con corruptos de naturaleza económica y financiera.
Bizler burada, ekonomik ve finansal bir doğanın sapkınlıklarıyla uğraşıyoruz.Avem de-a face cu perverși economico-financiari.
Bizler burada, ekonomik ve finansal bir doğanın sapkınlıklarıyla uğraşıyoruz.Chúng ta đang đối mặt với những kẻ phá hoại ở đây trong bản chất kinh tế và tài chính.
Bizler burada, ekonomik ve finansal bir doğanın sapkınlıklarıyla uğraşıyoruz.Estamos a lidar com corruptos de natureza económica e financeira.
Bizler burada, ekonomik ve finansal bir doğanın sapkınlıklarıyla uğraşıyoruz.Govorimo o izprijencih gospodarske in finančne narave.
Bizler burada, ekonomik ve finansal bir doğanın sapkınlıklarıyla uğraşıyoruz.우린 지금 경제와 재정을 타락시킨 사람들에 대해 이야기하고 있는 것입니다.
Bizler burada, ekonomik ve finansal bir doğanın sapkınlıklarıyla uğraşıyoruz.Máme dočinenia so skazenými ľuďmi hospodárskej a finančnej povahy.
Bizler burada, ekonomik ve finansal bir doğanın sapkınlıklarıyla uğraşıyoruz.Působí v ní nemorální lidé škodící ekonomicky a finančně.
Bizler burada, ekonomik ve finansal bir doğanın sapkınlıklarıyla uğraşıyoruz.Vi har att göra med perversa individer här, på ett ekonomiskt plan.
Bizler burada, ekonomik ve finansal bir doğanın sapkınlıklarıyla uğraşıyoruz.Wir haben es hier mit Perversen der wirtschaftlichen und finanziellen Art zu tun,
Bizler burada, ekonomik ve finansal bir doğanın sapkınlıklarıyla uğraşıyoruz.Zajmujemy się tu finansowymi, ekonomicznymi dewiantami.
Bizler burada, ekonomik ve finansal bir doğanın sapkınlıklarıyla uğraşıyoruz.Έχουμε να κάνουμε με διαστρεβλωτές οικονομικής και χρηματικής φύσης.