‹‹Yeryüzüne barış getirmeye geldiğimi sanmayın! Barış değil, kılıç getirmeye geldim.Nedomnívejte se, že bych přišel pokoj dáti na zemi. Nepřišelť jsem, abych pokoj uvedl, ale meč.
‹‹Yeryüzüne barış getirmeye geldiğimi sanmayın! Barış değil, kılıç getirmeye geldim.Ne mislite, da sem prišel, da prinesem mir na zemljo; nisem prišel, da prinesem mir, ampak meč.
‹‹Yeryüzüne barış getirmeye geldiğimi sanmayın! Barış değil, kılıç getirmeye geldim.Nie mniemajcie, żem przyszedł dawać pokój na ziemię; nie przyszedłem dawać pokoju, ale miecz.
‹‹Yeryüzüne barış getirmeye geldiğimi sanmayın! Barış değil, kılıç getirmeye geldim.Non crediate che io sia venuto a portare pace sulla terra; non sono venuto a portare pace, ma una spada
‹‹Yeryüzüne barış getirmeye geldiğimi sanmayın! Barış değil, kılıç getirmeye geldim."No penséis que he venido para traer paz a la tierra. No he venido para traer paz, sino espada
‹‹Yeryüzüne barış getirmeye geldiğimi sanmayın! Barış değil, kılıç getirmeye geldim.Să nu credeţi că am venit s'aduc pacea pe pămînt; n'am venit să aduc pacea, ci sabia.
‹‹Yeryüzüne barış getirmeye geldiğimi sanmayın! Barış değil, kılıç getirmeye geldim.Μη νομισητε οτι ηλθον να βαλω ειρηνην επι την γην δεν ηλθον να βαλω ειρηνην, αλλα μαχαιραν.
‹‹Yeryüzüne barış getirmeye geldiğimi sanmayın! Barış değil, kılıç getirmeye geldim.Да не мислите, че дойдох да поставя мир на земята; не дойдох да поставя мир, а нож.
‹‹Yeryüzüne barış getirmeye geldiğimi sanmayın! Barış değil, kılıç getirmeye geldim.Не думайте, что Я пришел принести мир на землю; не мир пришел Я принести, но меч,
‹‹Yeryüzüne barış getirmeye geldiğimi sanmayın! Barış değil, kılıç getirmeye geldim.Не думайте, що я прийшов послати впокій на землю; не прийшов я послати впокій, а меч.
‹‹Yeryüzüne barış getirmeye geldiğimi sanmayın! Barış değil, kılıç getirmeye geldim.אל תחשבו כי באתי להטיל שלום בארץ לא באתי להטיל שלום כי אם חרב׃
‹‹Yeryüzüne barış getirmeye geldiğimi sanmayın! Barış değil, kılıç getirmeye geldim.لا تظنوا اني جئت لألقي سلاما على الارض. ما جئت لألقي سلاما بل سيفا.
‹‹Yeryüzüne barış getirmeye geldiğimi sanmayın! Barış değil, kılıç getirmeye geldim.你 們 不 要 想 我 來 、 是 叫 地 上 太 平 . 我 來 、 並 不 是 叫 地 上 太 平 、 乃 是 叫 地 上 動 刀 兵
‹‹Yeryüzüne barış getirmeye geldiğimi sanmayın! Barış değil, kılıç getirmeye geldim.你 們 不 要 想 我 來 、 是 叫 地上 太平 . 我 來 、 並 不 是 叫 地上 太平 、 乃 是 叫 地上 動 刀兵