Her gördüğün sakallıyı deden sanma.All that glitters is not gold.
Her sakallıyı deden sanma.All that glitters is not gold.
Bob'un doğum günü partime geleceğini sanmam.I doubt if Bob will come to my birthday party.
Şaka yaptığımı sanma.Don't think I'm joking.
Onun geleceğini sanmam.I don't think he'll come.
"O gelecek mi? " "Hayır, geleceğini sanmam.""Will he come?" "No, I don't think so."
Bunun bittiğini sanmayın.Don't think this is over.
Bundan kurtulacağını sanma.Don't think you're going to get away this.
Tom'un seni deli sanmasını istemiyorsun.You don't want Tom to think you're insane.
Tom'a asla güvenmedim ve her zaman güveneceğimi sanmam.I've never trusted Tom and I don't think I ever will.
Kaçmana izin vereceğimi sanma.Don't think that I'm going to let you get away.
Tom'un Fransızca bildiğini sanmam.I doubt if Tom speaks French.
Tom'un bunu yapmama izin vereceğini sanmam.I doubt if Tom would let me do that.
Tom'un uzun kalacağını sanmam.I don't suppose Tom will be long.
Bana olacağını sanmam.I don't think I'd fit in.
Tom'un umurunda olacağını sanmam.I don't think Tom would mind.
Senin, oraya tek başıma gitmeme izin vereceğini sanmam.I don't suppose you're going to let me go there by myself.
Tom'un henüz bunun hakkında bildiğini sanmam.I don't think Tom knows about this yet.
Sana borç vereceğini sanma.Don't reckon that he'd lend you some money.
Sana borç vereceğini sanmayasın.Don't reckon that he'd lend you some money.
Size borç para vereceğini sanmayın.Don't reckon that he'd lend you some money.
Size borç para vereceğini sanmayasınız.Don't reckon that he'd lend you some money.
Tom'u kütüphanede bulabilirsiniz, ama pek sanmam.You might find Tom in the library, but I doubt it.
Onu yapmayacağımı sanma.Don't think I won't do it.
Orada kimseyi tanıyacağını sanmam.I doubt if you'll know anyone there.
Sen sadece Tom'un suçlu olduğunu sanmamalısın.You shouldn't just assume Tom is guilty.
Tom onu yapmanın zamanına değdiğini sanmadığını söyledi.Tom said that he doesn't think doing that is worth his time.
Onun bir avukat olduğunu sanmam.I don't think he's a lawyer.
Bu yağmurun duracağını sanmam.I don't think this rain will let up.
Tom'un endişelenmesine gerek olduğunu sanmam.I don't think Tom needs to worry.
Benden bu kadar kolayca kurtulacağını sanma.Don't think you're gonna get rid of me that easily.
Tom'un bunu yapacağını hiç sanmam.I doubt if Tom will ever do that.
Tom'un utanacağını sanmam.I think Tom won't be embarrassed.
Tom'un bunu yapacak yeteneği olduğunu sanmam.I doubt if Tom has the ability to do that.
Tom'un heyecanlanacağını sanmam.I doubt if Tom will be excited.
Yağmur yağacağını sanmam.I don't think it'll rain.
Aslanın dişlerini gösterdiğini görürsen, sana gülümsediğini sanma.If you see the lion baring its teeth, don't think that the lion is smiling at you.
Tom'un yarın geleceğini sanmam.I don't think that Tom will come tomorrow.
Tom'un beni hatırlayacağını sanmam.I don't think Tom would remember me.
Tom'un bizi bekleyeceğini pek sanmam.I doubt if Tom will wait for us.
Bunu yapmayacağımı sanma.Don't think I won't do that.
Hazır olduğunuzu sanmam.I don't think you're ready.
Bunu yapmana izin vereceğimi sanma.Don't think that I'm going to let you do that.
Tom, Mary'nin bunu gerçekten yapacağını sanmadığını söyledi.Tom said he didn't think Mary would really do that.
Bunu henüz yapmamız gerektiğini sanmam.I don't think we should do that yet.
İnsanların bunu yapması gerektiğini sanmam.I don't think people should do that.
Tom'un sert olduğunu sanmam.I don't think Tom is tough.
Bunun mantıklı bir istek olduğunu sanmam.I don't think that's a reasonable request.
Kendini bir şey sanma Tom.Get over yourself, Tom.
Bunun sahte olacağını sanmam.I don't think this is a fake.
Sessiz kaldım diye kabul ettiğimi sanmayasın.Don't mistake my silence for agreement.
Seni bu kadar özverili birisi sanmazdım.I didn’t take you for such a selfless person.
Kitaplardan Kurtulabileceğinizi Sanmayın.Do not read books.
"Deli saçması sanmayın"."No to ganja madness".
Yoksa sadece kendi nefsim için istediğimi sanmayınız."Do not accuse me ere you have put yourself in my position."
Bunun Elisabeth'den geldiğini sanmaktadır; halbuki pusulayı gönderen Eboli Prensesidir."Elvin Məmmədov "Sumqayıt" FK ilə müqavilə imzalayıb". sumqayitpfc.az (in Azerbaijani).
Dedektif John McClane her şeyi görüp geçirdiğini sanmaktadır.John McCain should tell Black he did.
Çünkü kocası dahil herkes İngilizce bilmediğini sanmaktadır.Except for the fact that she knows hardly any English.
Renato Amelia ile Riccardo arasında bir zina ilişkisi olduğunu sanmaya başlar.Renato assumes that Amelia and Riccardo have been involved in an adulterous love affair.
Sanmayın ki Kıbrıs bize göre sizden az önemlidir.You're not to think you are more important than we are.