sanmış ile cümle

sanmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ben onun ikna olduğunu sanmıştım.No but I thought he was convinced.
Tüm enerjin biterse... ...beni dinlersin sanmıştım.I thought if I drained all your energy, you would listen to me.
Bunu duymak güzel... ...bir kişiyi daha kaybettiğimi sanmıştım.That's good to hear, I thought I had lost someone on my side.
Her şeyi benim planladığımı sanmış olmalı.He must be thinking that I planned everything out.
Onu sadece ziyaret etmeye gidiyoruz sanmıştım.I thought that we only was going to visit him.
Önceleri bir bağışıklık sistemi hastalığı sanmıştım ama yaptığımız bütün testler negatif çıkıyorI thought it was an immunodeficiency disease... but the whole of tests are coming up negative.
-Hayır ben konuşurum -Biraz daha üzgün olursun sanmıştım- No, I'll do it. - I thought you'd be a little more upset.
Tatildesiniz sanmistim.Can you imagine that?
Geçen kış soğuktan kıçım donacak sanmıştım.- Cold, isn't it? Last winter I thought my arse would freeze off
Ben, siz çocukların şey olduğunuzu, ortak olduğunuzu sanmıştım.See, I thought you guys had, like, a partnership going on.
Arkamızı kollayacağını falan söyledin sanmıştım.I thought you said you were gonna give us some cover?
Herkesin beyni böyle çalışır sanmıştım.I thought that anybody with any brains will do it that way.
Ben de bir şeyler yakaladım sanmıştım.I thought I was onto something there.
Beni unuttuğunu sanmıştım.It's nice that you remember me now
Chuyongdae yok edildiği için, bir daha asla bir iblis avcısı bulamayacağımızı sanmıştım.Since the Chuyongdae were executed I thought I'd never find a demon slayer again
Ama böyle oldu... Ben de... ...Lee Seol yaptı sanmıştım.I thought it was Lee Seol.
Hatırlayabilirsin sanmıştım.I thought you might remember that incident.
Oyuncak bebek falan sanmıştım.I thought she was a doll or something.
İsa Lazarın ölümünden söz ediyordu, ama onlar olağan uykudan söz ettiğini sanmışlardı.Now Jesus had spoken of his death, but they thought that he spoke of taking rest in sleep.
Onlar da sizin sandığınız gibi Allah'ın hiç kimseyi diriltmeyeceğini sanmışlardı.So they began to think, even as you do, that God would not resurrect any one.
O, hiç (Rabbine) dönmeyeceğini sanmıştı.Never thinking he will return.
"Çünkü ben, gerçekten hesabıma kavuşacağımı sanmış (anlamış)tım."I was certain I'll be given my account."
"Oysa biz, insanların ve cinlerin Allah'a karşı asla yalan söylemeyeceklerini sanmıştık."We had in fact thought that men and jinns would never speak a lie about God,
"Ve onlar, sizin de sandığınız gibi Allah'ın hiç kimseyi kesin olarak diriltmeyeceğini sanmışlardı."So they began to think, even as you do, that God would not resurrect any one.
Doğrusu o, (Rabbine) bir daha dönmeyeceğini sanmıştı.Never thinking he will return.
Zira; o, bir daha dirilip dönmeyeceğini sanmıştı.Never thinking he will return.
"Biz sanmıştık ki, ne insanlar ne de cinler Allah hakkında asla yalan söylemezler."We had in fact thought that men and jinns would never speak a lie about God,
Daha düşkün bir konuma asla geçmeyeceğini sanmıştı.Never thinking he will return.
Halbuki biz, gerek insanlar gerekse cinler Allah hakkında asla yalan söylemezler, sanmıştık.We had in fact thought that men and jinns would never speak a lie about God,
Onlar da sizin sandığınız gibi, Allah'ın hiç kimseyi tekrar diriltmeyeceğini sanmışlardı.So they began to think, even as you do, that God would not resurrect any one.
Doğrusu biz insanları ve cinleri Allah'a karşı asla yalan söylemez sanmışız.We had in fact thought that men and jinns would never speak a lie about God,
Hiç Rabbine dönmeyeceğini sanmıştı.Never thinking he will return.
"İnsanların ve cinlerin ALLAH'a karşı yalan uyduramıyacaklarını sanmıştık."We had in fact thought that men and jinns would never speak a lie about God,
Bir daha (Rabbine) dönmeyeceğini sanmıştı.Never thinking he will return.
Onu basit bir şey sanmıştınız. Oysa o, ALLAH yanında büyüktür.Ye deemed it light, and it was with Allah mighty!
Oysa siz, size (yaptıklarınızdan hesap sorulacak) bir zaman tayin etmeyeceğimizi sanmıştınız!"Nay, but you thought that We had appointed no meeting for you (with Us)."
Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı.And they thought that their fortresses would defend them from Allah!
Hayır, Bizim size bir kavuşma-zamanı tespit etmediğimizi sanmıştınız değil mi?Nay, but you thought that We had appointed no meeting for you (with Us)."
Çıkacaklarını sanmamıştınız, onlar da, kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı.And they thought that their fortresses would defend them from Allah!
Ama siz, sizin için hesabın görüleceği bir zaman belirlemeyeceğimizi sanmıştınız.Nay, but you thought that We had appointed no meeting for you (with Us)."
Oysa size vadedilenlerin tahakkuk edeceği bir zaman tayin etmediğimizi sanmıştınız, değil mi?Nay, but you thought that We had appointed no meeting for you (with Us)."
Fakat, size kıyamet için yaptığımız vaadi yerine getirmeyeceğimizi sanmıştınız, değil mi?Nay, but you thought that We had appointed no meeting for you (with Us)."
Hani o, öfkelenerek gitmişti de, bizim kendisini hiçbir zaman sıkıştırmayacağımızı sanmıştı.But then He cried out in the darkness, “There is no god but You!
Ekim 2004’te geri döndüler çünkü iş bulabileceklerini sanmıştım, ama hiçbir şey olmadı.In October 2004, they returned because I thought they could find a job, but nothing has happened.
Power Rangerslar onu öncelikle casus sanmışlardır.Askese wurde primär als geistige Disziplin aufgefasst.
Gittiğini sanmıştım.Creía que te habías ido.
Kayılar onu yıllarca ölü sanmışlardır.Много лет его считают погибшим.
Devrimciler heykellerin Fransız krallarına ait olduğunu sanmış ve kafalarını koparmışlardır.A Europa olhava para o poder dos monarcas franceses e procurava imitá-los.
Yanık kokusu olduğunu sanmıştım.Eu pensei sentir cheiro de queimado.
Önce Canessa’nın hayal gördüğünü sanmışlardı ancak sonunda üç atlıyı gördüler.Het leek aanvankelijk dat Canessa zich iets had verbeeld, maar uiteindelijk zagen ze drie mannen te paard.
O bu olayı tebessümle anlatarak, "beni çıldırıyor sanmışlardı" der.Toen hij hier verontrustende reacties op kreeg zei hij dat hij "dacht dat het grappig was".
Kayılar onu yıllarca ölü sanmışlardır.Kamienica przez wiele lat niszczała.
Onun doğru olduğunu sanmıştım.Myślałem, że to prawda.
Power Rangerslar onu öncelikle casus sanmışlardır.De första esperantisterna var till övervägande del intellektuella.
Kayılar onu yıllarca ölü sanmışlardır.Arten ansågs länge vara utdöd.
Kayılar onu yıllarca ölü sanmışlardır.Вони переконані, що Арія вже багато років мертва.
Kayılar onu yıllarca ölü sanmışlardır.Linda je dlouhá léta považována za mrtvou.
O bu olayı tebessümle anlatarak, "beni çıldırıyor sanmışlardı" der.Ön azt mondja, a rögeszmém, hogy őrült vagyok.
Power Rangerslar onu öncelikle casus sanmışlardır.Power Rangerit olivat tavallaan heidän seuraajiaan.
İlk önce öğretmen olduğunu sanmıştım ama değilmiş.Ensin luulin että hän oli opettaja, mutta ei hän ollut.

İlgili Sayfalar