Doğru gibi sanki.Me parece correcto.
Doğru gibi sanki.Nagyjából igen.
Doğru gibi sanki.Nghe có vẻ hợp lý.
Doğru gibi sanki.No se on siinä ja siinä.
Doğru gibi sanki.Sembra abbastanza giusto.
Doğru gibi sanki.Αρκετά.
Doğru gibi sanki.- Горе-долу.
Doğru gibi sanki.Это похоже на правду.
Doğruluğu giysi gibi giyindim, Adalet kaftanım ve sarığımdı sanki.Alles wat ik deed, was oprecht en eerlijk, want ik hulde mij in rechtvaardigheid!
Doğruluğu giysi gibi giyindim, Adalet kaftanım ve sarığımdı sanki.Az igazságot magamra öltém és az is magára ölte engem; palást és süveg gyanánt volt az én ítéletem.
Doğruluğu giysi gibi giyindim, Adalet kaftanım ve sarığımdı sanki.Gerechtigkeit war mein Kleid, das ich anzog wie einen Rock; und mein Recht war mein fürstlicher Hut.
Doğruluğu giysi gibi giyindim, Adalet kaftanım ve sarığımdı sanki.I rättfärdighet klädde jag mig, och den var såsom min klädnad; rättvisa bar jag såsom mantel och huvudbindel.
Doğruluğu giysi gibi giyindim, Adalet kaftanım ve sarığımdı sanki.Jeg klædde mig i rettferdighet, og den opslo sin bolig i mig; rettsinn bar jeg som kappe og hue.
Doğruluğu giysi gibi giyindim, Adalet kaftanım ve sarığımdı sanki.jeg klædte mig i Retfærd, og den i mig, i Ret som Kappe og Hovedbind.
Doğruluğu giysi gibi giyindim, Adalet kaftanım ve sarığımdı sanki.Je me revêtais de la justice et je lui servais de vêtement, J`avais ma droiture pour manteau et pour turban.
Doğruluğu giysi gibi giyindim, Adalet kaftanım ve sarığımdı sanki.내가 의로 옷을 삼아 입었으며 나의 공의는 도포와 면류관 같았었느니라
Doğruluğu giysi gibi giyindim, Adalet kaftanım ve sarığımdı sanki.Mă îmbrăcam cu dreptatea şi -i slujeam de îmbrăcăminte, neprihănirea îmi era manta şi turban.
Doğruluğu giysi gibi giyindim, Adalet kaftanım ve sarığımdı sanki.Mi ero rivestito di giustizia come di un vestimento; come mantello e turbante era la mia equità
Doğruluğu giysi gibi giyindim, Adalet kaftanım ve sarığımdı sanki.Oblačil sem pravičnost – bila mi je v obleko, in gorečnost za pravico mi je bila kakor plašč in venec.
Doğruluğu giysi gibi giyindim, Adalet kaftanım ve sarığımdı sanki.Obliekal som sa v spravedlivosť, a ona si obliekala mňa; jako plášť a jako turban bol môj súd.
Doğruluğu giysi gibi giyindim, Adalet kaftanım ve sarığımdı sanki.Tindakanku jujur tanpa cela; kutegakkan keadilan senantiasa
Doğruluğu giysi gibi giyindim, Adalet kaftanım ve sarığımdı sanki.Tôi mặc lấy sự công bình, và nó che phủ tôi, Sự ngay thẳng tôi khác nào áo ngoài và mão triều thiên.
Doğruluğu giysi gibi giyindim, Adalet kaftanım ve sarığımdı sanki.Tôi mặc lấy sự công_bình , và nó che_phủ tôi , Sự ngay_thẳng tôi khác_nào áo ngoài và mão triều thiên .
Doğruluğu giysi gibi giyindim, Adalet kaftanım ve sarığımdı sanki.Vanhurskaudella minä vaatetin itseni, ja se verhosi minut; oikeus oli minulla viittana ja päähineenä.
Doğruluğu giysi gibi giyindim, Adalet kaftanım ve sarığımdı sanki.vestia-me da retidão, e ela se vestia de mim; como manto e diadema era a minha justiça.
Doğruluğu giysi gibi giyindim, Adalet kaftanım ve sarığımdı sanki.V spravedlnost jsem se obláčel, a ona ozdobovala mne; jako plášť a koruna byl soud můj.
Doğruluğu giysi gibi giyindim, Adalet kaftanım ve sarığımdı sanki.W sprawiedliwość obłoczyłem się, a ona zdobiła mię; sąd mój był jako płaszcz i korona.
Doğruluğu giysi gibi giyindim, Adalet kaftanım ve sarığımdı sanki.Yo me vestía de rectitud, y ella me vestía a mí; como manto y turbante era mi justicia
Doğruluğu giysi gibi giyindim, Adalet kaftanım ve sarığımdı sanki.Εφορουν δικαιοσυνην και ενεδυομην την ευθυτητα μου ως επενδυτην και διαδημα.
Doğruluğu giysi gibi giyindim, Adalet kaftanım ve sarığımdı sanki.Обличах правдата, и тя ми беше одежда; Моята правдивост ми беше като мантия и корона.
Doğruluğu giysi gibi giyindim, Adalet kaftanım ve sarığımdı sanki.Я облекался в правду, и суд мой одевал меня, как мантия и увясло.
Doğruluğu giysi gibi giyindim, Adalet kaftanım ve sarığımdı sanki.צדק לבשתי וילבשני כמעיל וצניף משפטי׃
Doğruluğu giysi gibi giyindim, Adalet kaftanım ve sarığımdı sanki.لبست البر فكساني. كجبّة وعمامة كان عدلي.
Doğruluğu giysi gibi giyindim, Adalet kaftanım ve sarığımdı sanki.我 以 公 義 為 衣 服 、 以 公 平 為 外 袍 和 冠 冕
Doğruluğu giysi gibi giyindim, Adalet kaftanım ve sarığımdı sanki.我 以 公義為 衣服 、 以 公平 為 外袍 和 冠冕
Döndürmeye devam edelim. Basılı tutarsam daha iyi olur sanki.Budem tlačítko držat, ide to lepšie.
Döndürmeye devam edelim. Basılı tutarsam daha iyi olur sanki.Vi fortsætter med at rotere den. .
DR: Gerçekte, bu sanki pencere temizlede kullanılan iskele gibi birşeydi.DR: 사실 창문닦는 비계같은 모양이 될뻔했어요.
DR: Gerçekte, bu sanki pencere temizlede kullanılan iskele gibi birşeydi.En réalité, on aurait dit un échafaudage de laveurs de vitres.
DR: Gerçekte, bu sanki pencere temizlede kullanılan iskele gibi birşeydi.W rzeczywistości ta platforma przypominała rusztowanie do mycia okien.
DR: Gerçekte, bu sanki pencere temizlede kullanılan iskele gibi birşeydi.Всъщност беше, все едно това ще е скеле за миене на прозорци.
DR: Gerçekte, bu sanki pencere temizlede kullanılan iskele gibi birşeydi.ד ר: למעשה, זה היה כאילו שזה הולך להיות ניקוי חלונות בעזרת טיפוס על פיגומים.
DR: Gerçekte, bu sanki pencere temizlede kullanılan iskele gibi birşeydi.ديفيد روكويل:في الحقيقة كان هذا على وشك أن يكون مثل سقالة تنظيف النافذة
Dümdüz giderken uranyumu soluyor. Sanki bir mum gibi.우라늄으로 숨을 쉬는 것과 같습니다. 촛불과 같은 원리죠.
Dümdüz giderken uranyumu soluyor. Sanki bir mum gibi.Nó giống như một cây nến.
Dümdüz giderken uranyumu soluyor. Sanki bir mum gibi.Uran jest spalany wraz z postępem procesu -- trochę jak świeca.
Dümdüz giderken uranyumu soluyor. Sanki bir mum gibi.Реактор "з'їдає" цей уран згори донизу, немов свічка спалює віск.
Dümdüz giderken uranyumu soluyor. Sanki bir mum gibi.זה מכלה את האורניום תוך צריכתו כמו סוג של נר
Dümdüz giderken uranyumu soluyor. Sanki bir mum gibi.إنها تستنشق اليورانيوم كما يمر بها. لذا فهي نوعاً ما مثل الشمعة.
Dümdüz giderken uranyumu soluyor. Sanki bir mum gibi.丸太のようなものがあります 進行波炉と呼ばれています
Dünyam başıma yıkılmıştı sanki.Det kändes som slutet på världen.
Dünyam başıma yıkılmıştı sanki.Era come se la mia vita fosse finita.
Dünyam başıma yıkılmıştı sanki.Koko maailmani tuntui romahtaneen.
Dünyam başıma yıkılmıştı sanki.Det føltes som verdens ende.
Dünyam başıma yıkılmıştı sanki.Mi mundo se derrumbó.
Dünyam başıma yıkılmıştı sanki.Ένιωθα πως ήταν το τέλος του κόσμου μου.
Dünyanın batıdan doğuya olan günlük hareketi yüzünden evren sanki bize her günImagínese rebanar una tarta para averiguar cuánto obtendrá la corteza.
Dünyanın en doğal şeyidir sanki "Evet," Dickon dedi, "diye callin ' bir kimse ile arkadaş."Áno," povedal Dickon, ako by to bola tá najprirodzenejšia vec na svete, "je to volá" niekto, že je priateľom.
Dünyanın en doğal şeyidir sanki "Evet," Dickon dedi, "diye callin ' bir kimse ile arkadaş."Aye", säger Dickon, som om det var den mest naturliga sak i världen, "han är callin någon han är vän med.
Dünyanın en doğal şeyidir sanki "Evet," Dickon dedi, "diye callin ' bir kimse ile arkadaş.그것은 세상에서 가장 자연스러운 일이라고 것처럼 "네,"Dickon가 말했다 "라고 불러입니다