Sıra sıra dizilmiş sandalyelerde oturur ve işimizin büyük kısmını kendi kendimize yapardık.We sat in rows of desks like this, and we did most of our work pretty autonomously.
Sandalyelerde oturuyorsunuz.You're sitting on chairs.
Sandalyeler hareketsiz, canlı değiller.They're inanimate, they're not alive.
İlk atışımız tura sandalyelerinden birini kullandı. -Well, the first flip that we used, used up one of the heads chairs.
Yalnız ofis sandalyeleri değil.But not office chairs.
Ama verilen ödün benden yanaydı diye düşündüm çünkü insanların çoğu sandalyelerini ayarlamıyorlar.But the compromise, I felt, was in my favor because most people don't adjust their chairs.
O yeni, daha iyi sandalyelerden varmış kardeşinde.He said she had one of the new, better chairs.
Üniversite ve kurumsal sandalyelerOne of the best authors on this topic is Professor Carroll Quigley.
Tekerlekli sandalyeler Karaçi'deki Jinnah Hastanesi'ne taşınıyor.Five wheelchairs being delivered to Jinnah Hospital in Karachi.
Çatıda, açık gri sandalyeler ve masalar branda altında toplanırdı.On the rooftop, light grey chairs and tables would be assembled beneath the tarpaulin.
Son kamuoyu yoklamalarına göre, beş ila altı partinin bu sandalyeleri kazanma şansı var.According to the latest polls, five to six political parties have a chance to take these seats.
Diğerleri de, binadan dumanlar çıkarken kağıt ve sandalyeleri pencerelerden fırlattılar.Others threw papers and chairs out of windows as smoke billowed from the building.
Geri kalan sandalyeler büyük olasılıkla etnik azınlıkları temsil eden partilere gidecek.The remainder of the seats will probably go to parties representing ethnic minorities.
Diğer sandalyelerse bağımsız adayların olmuştu.The remaining nine seats will go to independent candidates.
Ardından çıkan kavgada, delegeler birbirlerine plastik sandalyeler ve başka cisimlerle saldırdılar.Fights then broke out, with delegates also throwing plastic chairs and other objects at one another.
Seçimlerde kazanılan her sandalye, yedek sandalyelere ilave.Any seats gained in the elections are in addition to the reserved seats.
İki parti, SPS'nin sandalyeleriyle birlikte 127 sandalyelik bir çoğunluğa sahip olacak.Together, with the SPS seats, they would enjoy a 127-seat majority .
Oy ve SandalyelerVote and seat summaries
İmparatorluk Duması'ndaki milletvekili sandalyeleriSeats held in Imperial Dumas
Baas Partisi sandalyelerin %66,8'ini alarak zafer kazandı.The Ba'ath Party received 66.8% of the seats, registering victory.
İmzalı sandalyelerChairs by Jean Prouvé
Bu örnekte İşçi Partisi oyların yalnızca %36'sını alarak sandalyelerin çoğunluğunu aldı.In this example, Labour took a majority of the seats with only 36% of the vote.
En büyük iki parti oyların %69'unu ve sandalyelerin %88'ini aldı.The largest two parties took 69% of the vote and 88% of the seats.
Hücrede bir masa, sandalyeler, bir yatak ve ayrıca bir lavabo için yeterli yer vardır.In the cell there is enough place for a table, chairs, a bed and also a sink.
2003 seçimlerinde SDSS, parlamentodaki tüm Sırp sandalyelerini kazandı.In the elections from 2003, the SDSS has won all Serbian seats in the parliament.
Şu sandalyeler yolu kapatıyor.Diese Stühle stehen im Weg.
Lütfen bu sandalyeleri bir kenara koy.Bitte stell diese Stühle weg.
Sandalyeler ağacın altındadır.Die Stühle befinden sich unter dem Baum.
Ancak, henüz beşinci şarkıya gelinmeden masalar, sandalyeler kırıldı.Erst ab dem fünften Glied sind die Fühler gesägt.
Sandalyeler masanın etrafında sıralanmış bir şekilde bulunur.Die Ziegel werden verdeckt auf dem Tisch gemischt.
P(sandalyelereErişim) # Uyandım - uygun sandalye sayısını değiştir.(Visual Interface) vim : voir vi (VI aMélioré, ou VI iMproved). cd : change le répertoire courant.
Bu üye sandalyeleri içinden 100 tanesi seçimle belirlenmektedir.Dix sept sièges sont ainsi en jeu lors de ces élections.
Bazı yerlerde aynı hat üzerinde hem sandalyeler hem de kabinler yer alabilmektedir.Le principe consiste à placer sur une même ligne à la fois des sièges et des cabines fermées.
Sandalyeler tahtadan yapılmış.Las sillas están hechas de madera.
Şu sandalyeler yolu kapatıyor.Esas sillas están en el camino.
Bu sandalyeler yolda duruyor.Estas sillas están en medio.
Boş sandalyeler ise, en fazla oy artığı bulunan listelere ilave edilir.Acá se presentan aquellos que obtuvieron la mayor votación por cada lista.
Oyuncular müzik çalarken sandalyelerin çevresinde müziğin ritmine uyarak yürürler.Cuando empiece a sonar la música, los jugadores deben girar alrededor de las sillas siguiendo el ritmo.
Bazı yerlerde aynı hat üzerinde hem sandalyeler hem de kabinler yer alabilmektedir.Он замечает, что на них те же самые стол и стул.
Meydanın çevresine izleyicilerin oturabilmesi için sandalyeler yerleştirilmiştir.На возвышении вокруг площадки размещались места для зрителей.
P(sandalyelereErişim) # Uyandım - uygun sandalye sayısını değiştir.Дьюла («Проснись и пой!» — Дярфаш М.)
Sandalyeler masanın etrafında sıralanmış bir şekilde bulunur.В конце зала расставлены столики.
Yemek odası genellikle sandalyeler ve masadan oluşur.Geralmente feito de uma escada ou mesa.
Knesset’teki sandalyeler birçok parti içinden seçilmiş üyelere D’Hondt Metoduyla verilir.De overige elf leden van de assemblee worden volgens de methode-D'Hondt verkozen.
Sandalyeler masanın etrafında sıralanmış bir şekilde bulunur.De zwart gelakte stoelen stonden netjes geordend rondom de tafels.
Masa ve sandalyeler genellikle kaldırım üzerindedir.De manen en staart worden doorgaans lang gelaten.
Yemek odası genellikle sandalyeler ve masadan oluşur.Dikwijls door een ruimte in te richten met stoelen en tafeltjes.
Lütfen bu sandalyeleri bir kenara koy.Gelieve deze stoelen weg te zetten.
Bu sandalyeler yolda duruyor.Deze stoelen staan in de weg.
Sandalyelerin sayısı oyuncuların sayısından her zaman bir eksiktir.Liczba krzeseł jest zawsze mniejsza o 1 od liczby graczy.
Yemek odası genellikle sandalyeler ve masadan oluşur.Fabryka produkowała przede wszystkim stoły i krzesła.
Knesset’teki sandalyeler birçok parti içinden seçilmiş üyelere D’Hondt Metoduyla verilir.Pozostałe mandaty są przydzielane partiom zgodnie z metodą D'Hondta.
Tüm sandalyeler dolmuştur (boş sandalye kalmamıştır) Hiçbir sandalyeye birden fazla öğrenci oturmamıştır.Otwierał modlitwą każdy posiłek (bez niego prawie nigdy nie zasiadano do stołu).
Knesset’teki sandalyeler birçok parti içinden seçilmiş üyelere D’Hondt Metoduyla verilir.Inom koalitionerna delas platserna upp mellan partierna med d’Hondts metod.
Sandalyeler masanın etrafında sıralanmış bir şekilde bulunur.Звичайно сідають за круглий стіл.
P(sandalyelereErişim) # Uyandım - uygun sandalye sayısını değiştir.Рекламний слоган сезону — «Прокинься! Розірви ланцюга долі!»
Knesset’teki sandalyeler birçok parti içinden seçilmiş üyelere D’Hondt Metoduyla verilir.Křesla v těchto departementech se rozdělují D'Hondtovou metodou.
Knesset’teki sandalyeler birçok parti içinden seçilmiş üyelere D’Hondt Metoduyla verilir.Alocarea mandatelor în cadrul circumscripției naționale, prin metoda d'Hondt.
Knesset’teki sandalyeler birçok parti içinden seçilmiş üyelere D’Hondt Metoduyla verilir.Edustajat valitaan puolueiden pitkiltä listoilta suhteellisella vaalitavalla d'Hondtin menetelmällä.
Sandalyelerin sayısı oyuncuların sayısından her zaman bir eksiktir.Tuoleja tulee olla koko ajan yksi vähemmän kuin leikkiin osallistuvia.