Doktorun ofisindeki sandalyenin üzerine gelişigüzel koydum.הנחתי אותם כבדרך אגב על משענת הכיסא במשרד הרופא,
Doktorun ofisindeki sandalyenin üzerine gelişigüzel koydum.وألقيتهم على الكرسي في مكتب الطبيب.
Doktorun ofisindeki sandalyenin üzerine gelişigüzel koydum.そして、彼が部屋に入ってきた時
Döşeme: Sürdürülebilir, geri dönüşümlü. Sandalyeler:Podłoga i krzesła z recyklingu, nadające się do przetworzenia.
Dünya üzerinde hayatı tekerlekli sandalyeye bağlı 68 milyon insan olduğu tahmin ediliyor.전세계적으로 6천 8백만명의 휠체어 사용자가 있는 것으로 추정되고 있습니다.
Dünya üzerinde hayatı tekerlekli sandalyeye bağlı 68 milyon insan olduğu tahmin ediliyor.68 milionów ludzi nie może samodzielnie się poruszać.
Dünya üzerinde hayatı tekerlekli sandalyeye bağlı 68 milyon insan olduğu tahmin ediliyor.68 millió főre becsülhető a kerekesszékes mozgássérültek száma világszerte.
Dünya üzerinde hayatı tekerlekli sandalyeye bağlı 68 milyon insan olduğu tahmin ediliyor.Có khoảng 68 triệu người phải sử dụng xe lăn trên thế giới.
Dünya üzerinde hayatı tekerlekli sandalyeye bağlı 68 milyon insan olduğu tahmin ediliyor.Det finns uppskattningsvis 68 miljoner människor som sitter i rullstol världen över.
Dünya üzerinde hayatı tekerlekli sandalyeye bağlı 68 milyon insan olduğu tahmin ediliyor.Diperkirakan ada 68 juta orang yang menggunakan kursi roda di seluruh dunia.
Dünya üzerinde hayatı tekerlekli sandalyeye bağlı 68 milyon insan olduğu tahmin ediliyor.Er zijn naar schatting 68 miljoen mensen in een rolstoel over de hele wereld.
Dünya üzerinde hayatı tekerlekli sandalyeye bağlı 68 milyon insan olduğu tahmin ediliyor.Es gibt 68 Millionen Menschen, die weltweit geschätzt im Rollstuhl sitzen.
Dünya üzerinde hayatı tekerlekli sandalyeye bağlı 68 milyon insan olduğu tahmin ediliyor.Há aproximadamente 68 milhões de pessoas em cadeiras de rodas no mundo inteiro.
Dünya üzerinde hayatı tekerlekli sandalyeye bağlı 68 milyon insan olduğu tahmin ediliyor.Hay 68 millones de personas aproximadamente, en sillas de ruedas, en todo el mundo.
Dünya üzerinde hayatı tekerlekli sandalyeye bağlı 68 milyon insan olduğu tahmin ediliyor.Maailmassa on arviolta 68 miljoonaa pyörätuolipotilasta.
Dünya üzerinde hayatı tekerlekli sandalyeye bağlı 68 milyon insan olduğu tahmin ediliyor.Na světě je přibližně 68 milionů lidí upoutaných k invalidnímu vozíku.
Dünya üzerinde hayatı tekerlekli sandalyeye bağlı 68 milyon insan olduğu tahmin ediliyor.On estime qu'il y a 68 millions de gens en fauteuil roulant dans le monde.
Dünya üzerinde hayatı tekerlekli sandalyeye bağlı 68 milyon insan olduğu tahmin ediliyor.Si stima che al mondo ci siano 68 milioni di persone costrette ad usare una sedia a rotelle.
Dünya üzerinde hayatı tekerlekli sandalyeye bağlı 68 milyon insan olduğu tahmin ediliyor.Εκτιμάται ότι υπάρχουν 68 εκατομμύρια άνθρωποι σε αναπηρικά αμαξίδια παγκοσμίως.
Dünya üzerinde hayatı tekerlekli sandalyeye bağlı 68 milyon insan olduğu tahmin ediliyor.Има 68 милиона души приблизително в инвалидни колички в световен мащаб.
Dünya üzerinde hayatı tekerlekli sandalyeye bağlı 68 milyon insan olduğu tahmin ediliyor.По оценкам, 68 миллионов человек во всём мире прикованы к инвалидным креслам.
Dünya üzerinde hayatı tekerlekli sandalyeye bağlı 68 milyon insan olduğu tahmin ediliyor.У світі 68 мільйонів людей пересуваються на візках.
Dünya üzerinde hayatı tekerlekli sandalyeye bağlı 68 milyon insan olduğu tahmin ediliyor.ישנם 68 מיליון אנשים בכסא גלגלים ברחבי העולם.
Dünya üzerinde hayatı tekerlekli sandalyeye bağlı 68 milyon insan olduğu tahmin ediliyor.هناك في العالم 68 مليون مقعد يستخدمون الكراسي في الحركة حول العالم
Dünya üzerinde hayatı tekerlekli sandalyeye bağlı 68 milyon insan olduğu tahmin ediliyor.車椅子を利用していると推計されています これは世界の人口の約1パーセントです
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin."Als je op een harde stoel zit op een stevige ondergrond, ben je strenger.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin."Ha kemény széken ülsz, egy merev felületen, akkor te magad is merev leszel.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin."Jika kamu duduk di sebuah kursi keras pada permukaan yang kaku, kamu akan menjadi lebih kaku.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin."딱딱한 바닥에 있는 딱딱한 의자에 앉아 있으면 스스로 딱딱해지게 되지요.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin."Ngồi trên một chiếc ghế cứng có mặt ghế cứng, bạn cũng cứng nhắc hơn.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin."Se ti siedi in una sedia rigida su una superficie rigida, sarai più rigido.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin."Si estás sentado en una silla dura sobre una superficie rígida, estarás más rígido.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin." Si tu est assis sur une chaise dure, sur une surface rigide, tu seras plus rigide.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin."Wenn man auf einem harten Stuhl mit einer starren Oberfläche sitzt, ist man starrer.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin."Εάν κάθεσαι σε μια σκληρή καρέκλα πάνω σε μια άκαμπτη επιφάνεια, θα είσαι ακόμα πιο άκαμπτος.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin."Ако сте седнали в твърд стол върху твърда повърхност, Вие ще бъдете по-твърди.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin."Если ты сядешь на жёсткий стул на устойчивой поверхности, ты будешь более непреклонным.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin."Якщо ви сидите на твердому стільці чи поверхні, то станете суворими і непохитними.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin."אם אתה יושב בכיסא קשה על משטח קשיח, תהיה יותר נוקשה.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin."إذا كنت جالساً على كرسي خشن أو سطح صلب، ستكون أكثر تشدداً.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin.「堅い椅子に座っていると 心も頑なになる クッションの利いた椅子に座れば もっとオープンになる」
Eğer hasar inanıyorum ve sadece bir an sandalye muhasebeciler bize verecek parçası sonuçlandırılması당신은 손해가 판단 불과 순간 의자 회계사가 우리에게를 제공합니다 부분을 결론
Eğer hasar inanıyorum ve sadece bir an sandalye muhasebeciler bize verecek parçası sonuçlandırılmasıSie glauben Schäden und nur ein Moment
Eğer hasar inanıyorum ve sadece bir an sandalye muhasebeciler bize verecek parçası sonuçlandırılmasıמאמינים לך ניזקים ורק רגע רואי חשבון כיסא ינתנו לנו סיכום חלק
Eğer hasar inanıyorum ve sadece bir an sandalye muhasebeciler bize verecek parçası sonuçlandırılmasıلقد كنت تعتقد أضرار ومجرد لحظة والمحاسبين كرسي تعطينا جزء الختامية
Eğer hasar inanıyorum ve sadece bir an sandalye muhasebeciler bize verecek parçası sonuçlandırılmasıと一瞬 椅子の会計士は私たちに与えるだろう 一部を締結 私たちのプログラム
Eğer sandalyede oturuyorsanız ve yere oturmak isterseniz, lütfen öyle yapın.Se siete su una sedia e volete sedervi sul pavimento, per favore, fatelo.
Eğer sandalyenizi hızlıca sallarsanız, bu depremi hissedebilirsiniz.Jos ravistelet tuoliasi voimakkaasti, voit kuvitella, miltä maanjäristys tuntui.
Eğer sandalyenizi hızlıca sallarsanız, bu depremi hissedebilirsiniz.당신의 의자를 힘차게 흔들어 보면 당신이 이 지진을 경험할 때의 느낌을 알 수 있을 것입니다
Eğer sandalyenizi hızlıca sallarsanız, bu depremi hissedebilirsiniz.اذا قمت بتحريك مقعدك بقوة الى حد ما، فلربما هذا سيساعدكم لتعرفوا كيف يبدو الشعور في اعلى الهزة الارضية
Eğer şiltesi olan bir sandalyede oturuyorsan, daha açık olursun', demişti.Als je op een comfortabele stoel zit, ben je opener."
Eğer şiltesi olan bir sandalyede oturuyorsan, daha açık olursun', demişti.Ha párnázott széken ülsz, sokkal nyitottabban fogsz viselkedni."
Eğer şiltesi olan bir sandalyede oturuyorsan, daha açık olursun', demişti.Jeżeli siedzisz na miękkim krześle, będziesz bardziej otwarty".
Eğer şiltesi olan bir sandalyede oturuyorsan, daha açık olursun', demişti.Jika kamu duduk di kursi berbantal, kamu akan menjadi lebih terbuka."
Eğer şiltesi olan bir sandalyede oturuyorsan, daha açık olursun', demişti.푹신한 의자에 앉으면 더욱 열린 자세를 갖게 됩니다."
Eğer şiltesi olan bir sandalyede oturuyorsan, daha açık olursun', demişti.Ngồi trên một chiếc ghế có nệm lót, bạn cũng cởi mở hơn".
Eğer şiltesi olan bir sandalyede oturuyorsan, daha açık olursun', demişti.Se ti siedi su una sedia imbottita, sarai più disponibile."
Eğer şiltesi olan bir sandalyede oturuyorsan, daha açık olursun', demişti.Si estás sentado en una silla acolchada, estarás más abierto".
Eğer şiltesi olan bir sandalyede oturuyorsan, daha açık olursun', demişti.Si tu es assis sur une chaise rembourrée, tu seras plus ouvert. "
Eğer şiltesi olan bir sandalyede oturuyorsan, daha açık olursun', demişti.Wenn man auf einem gepolsterten Stuhl sitzt, ist man offener."