İsteyebileceğini sandım.I thought you might want it.
Bilmek isteyeceğini sandım.I figured you'd want to know.
Senin ödül istemediğini sandım.I thought you didn't want the reward.
Durum bizim sandığımızdan daha kötü.The situation is a lot worse than we imagined.
Beni öldüreceğini sandım.I thought she was going to kill me.
Yalnız gideceğimi sandım.I assumed I'd go alone.
Sandık ne zaman açılmıştı?When was the box opened?
Onu verilmiş sandık.We took it for granted.
Sana ait olan her şey o sandıkta mı?Is everything that belongs to you in that chest?
O sandıkta sahip olduğun her şey mi?Is everything you own in that chest?
Beni arama nedeninin o olduğunu sandım.I assumed that was the reason you called me.
Yapmak zorunda olduğumuz başka bir şey olması gerektiğini sandım.I assumed there must be something else we had to do.
Senin ve Tom'un gelmeyi planladığınızı sandım.I assumed you and Tom were planning to come.
Ben aç olduğunuzu sandım.I assumed you were hungry.
Ben sadece senin için bir sakıncası olmayacağını sandım.I just assumed you wouldn't mind.
Sadece senin burada olacağını sandım.I just assumed you'd be here.
Kaybettiğimi sandığım bir şeyi buldum.I found something I thought I'd lost.
Benim sandığımda bir halatım var.I've got a rope in my trunk.
Tom'un onun bir köpek olduğunu söylediğini sandım.I thought Tom said it was a dog.
Bir şey bulduğumu sandığımı söyledim.I said I think I found something.
Hazır olabileceğimi sandığımı söyledim.I said I think I might be ready.
Galiba o sandığı açmak için levyeye ihtiyacın olacak.I suppose you'll need a crowbar to open that crate.
Ben senin sandığın kadar iyi Fransızca konuşmuyorum.I don't speak French as well as you think I do.
Bu sandık elma içeriyor.This crate contains apples.
Bu öğleden sonra yapacak bir şeyimiz olduğunu sandım.I thought we had something to do this afternoon.
Kimsenin burada olmayacağını söylediğini sandım.I thought you said nobody was going to be here.
Bu işi bitirmek için üç haftamız olduğunu sandım.I thought we had three weeks to finish this job.
Boston'da çalıştığını söylediğini sandım.I thought you said you worked in Boston.
Dün gece öleceğimi sandım.I thought I was going to die last night.
Ne yazık ki ben senin olduğumu sandığın kişi değilim.I'm afraid I'm not who you think I am.
Golften hoşlandığını söylediğini sandım.I thought you said you enjoyed golf.
Tom'un Mary hakkında konuşacağını sandım.I thought Tom would talk about Mary.
Tom'un burada olmadığını söylediğini sandım.I thought you said Tom wasn't here.
Tom'un evli olduğunu söylediğini sandım.I thought you said Tom was married.
Bunu yine sevebileceğini sandım.I thought you might like this back.
Onu tanıdığımı sandım ama tanımadım.I thought I knew him, but I didn't.
Ben sadece iki içki içtiğini sandım.I thought you just had two drinks.
Gitarını getirdiğini sandım.I thought you brought your guitar.
Anahtarlarımı kaybettiğimi sandım.I thought that I had lost my keys.
Anahtarı Tom'a verdiğini sandım.I thought I had given Tom the key.
Senin sandığından daha fazla anlıyorum.I understand more than you think.
Tom Mary'nin geç kalacağını sandı.Tom assumed Mary would be late.
Senin çikolata sevdiğini sandım.I thought you loved chocolate.
Bunun bir hastane olduğunu sandım.I thought this was a hospital.
Cezalandırıldığını sandım.I thought you were grounded.
Cezalı olduğunu sandım.I thought you were grounded.
Ben Tom'la gittiğini sandım.I thought you left with Tom.
Ben silah atışı duyduğumu sandım.I thought I heard a gunshot.
Senin bir hayalet olduğunu sandım.I thought you were a ghost.
Bizim partner olduğumuzu sandım.I thought we were partners.
Tom'un atış yaptığını sandım.I thought Tom had a shot.
Bir düşme sesi duyduğumu sandım.I thought I heard a thud.
2.30 dediğini sandım.I thought you said 2:30.
Onu bildiğini sandım.I thought you knew that.
Planların olduğunu sandım.I thought you had plans.
Onu hayal ettiğimi sandım.I thought I dreamed it.
Sizin güvenilmez olduğunuzu sandık.We thought you were untrustworthy.
Tom'un aç olmadığını sandım.I thought Tom wasn't hungry.
Tom bir sorunumuz olabileceğini sandığını söyledi.Tom said he thought we might have a problem.
O zaman, gerçekten öleceğimi sandım.At that time, I thought that I was going to die for real.