Ben o sandığım bir fotoğraf bırakmak sahip; ve ben, sevgili Bay Sherlock kalır持っている、そして私の愛する、ミスターシャーロックのまま ホームズ
Berekya ile Elkana Antlaşma Sandığının bulunduğu yerin kapı nöbetçileriydi.A Berechiáš a Elkána boli vrátnymi pri truhle.
Berekya ile Elkana Antlaşma Sandığının bulunduğu yerin kapı nöbetçileriydi.Ale Bacharyjasz i Elkana byli odźwiernymi u skrzyni.
Berekya ile Elkana Antlaşma Sandığının bulunduğu yerin kapı nöbetçileriydi.Berechia ed Elkana facevano da portieri presso l'arca
Berekya ile Elkana Antlaşma Sandığının bulunduğu yerin kapı nöbetçileriydi.Berechia şi Elcana erau uşierii chivotului.
Berekya ile Elkana Antlaşma Sandığının bulunduğu yerin kapı nöbetçileriydi.Berechiáš pak a Elkána byli vrátní u truhly.
Berekya ile Elkana Antlaşma Sandığının bulunduğu yerin kapı nöbetçileriydi.Berechja en Elkana fungeerden als wachters bij de ark.
Berekya ile Elkana Antlaşma Sandığının bulunduğu yerin kapı nöbetçileriydi.Bérékia et Elkana étaient portiers de l`arche.
Berekya ile Elkana Antlaşma Sandığının bulunduğu yerin kapı nöbetçileriydi.Berekiás és Elkána a láda elõtt való ajtónállók valának:
Berekya ile Elkana Antlaşma Sandığının bulunduğu yerin kapı nöbetçileriydi.Berekja ja Elkana olivat arkin ovenvartijat.
Berekya ile Elkana Antlaşma Sandığının bulunduğu yerin kapı nöbetçileriydi.Berekja och Elkana skulle vara dörrvaktare vid arken.
Berekya ile Elkana Antlaşma Sandığının bulunduğu yerin kapı nöbetçileriydi.Berekja og Elkana skulde være Dørvogtere ved Arken;
Berekya ile Elkana Antlaşma Sandığının bulunduğu yerin kapı nöbetçileriydi.Berekja og Elkana var dørvoktere ved arken.
Berekya ile Elkana Antlaşma Sandığının bulunduğu yerin kapı nöbetçileriydi.Berequías y Elcana eran guardianes del arca
Berekya ile Elkana Antlaşma Sandığının bulunduğu yerin kapı nöbetçileriydi.còn Bê-rê-kia và Eân-ca-na giữ cửa trước hòm giao ước.
Berekya ile Elkana Antlaşma Sandığının bulunduğu yerin kapı nöbetçileriydi.còn Bê-rê-kia và Eân-ca-na giữ cửa trước hòm giao_ước .
Berekya ile Elkana Antlaşma Sandığının bulunduğu yerin kapı nöbetçileriydi.e Berequias e Elcana eram porteiros da arca;
Berekya ile Elkana Antlaşma Sandığının bulunduğu yerin kapı nöbetçileriydi.In Berekija in Elkana sta bila vratarja pri skrinji.
Berekya ile Elkana Antlaşma Sandığının bulunduğu yerin kapı nöbetçileriydi.베레갸와 엘가나는 궤 앞에서 문을 지키는 자요
Berekya ile Elkana Antlaşma Sandığının bulunduğu yerin kapı nöbetçileriydi.Und Berechja und Elkana waren Torhüter der Lade.
Berekya ile Elkana Antlaşma Sandığının bulunduğu yerin kapı nöbetçileriydi.Ο δε Βαραχιας και Ελκανα ησαν πυλωροι της κιβωτου.
Berekya ile Elkana Antlaşma Sandığının bulunduğu yerin kapı nöbetçileriydi.А Варахия и Елкана бяха вратари за ковчега.
Berekya ile Elkana Antlaşma Sandığının bulunduğu yerin kapı nöbetçileriydi.Верехия и Елкана были придверниками у ковчега.
Berekya ile Elkana Antlaşma Sandığının bulunduğu yerin kapı nöbetçileriydi.וברכיה ואלקנה שערים לארון׃
Berekya ile Elkana Antlaşma Sandığının bulunduğu yerin kapı nöbetçileriydi.وبرخيا والقانة بوابان للتابوت.
Berekya ile Elkana Antlaşma Sandığının bulunduğu yerin kapı nöbetçileriydi.比 利 家 、 以 利 加 拿 、 是 約 櫃 前 守 門 的
Berekya ile Elkana Antlaşma Sandığının bulunduğu yerin kapı nöbetçileriydi.比利家 、 以利 加拿 、 是約 櫃前 守門的
Besalel Antlaşma Sandığını akasya ağacından yaptı. Boyu iki buçuk, eni ve yüksekliği birer buçuk arşındı.Daarna bouwde Bezaleël de ark. Hij bestond uit acaciahout en was 1, 13 meter lang, 68 cm breed en 68 cm hoog.
Besalel Antlaşma Sandığını akasya ağacından yaptı. Boyu iki buçuk, eni ve yüksekliği birer buçuk arşındı.Derpå lavede Bezal'el Arken af Akacietræ, halvtredje Alen lang, halvanden Alen bred og halvanden Alen høj,
Besalel Antlaşma Sandığını akasya ağacından yaptı. Boyu iki buçuk, eni ve yüksekliği birer buçuk arşındı."브사렐이 조각목으로 궤를 만들었으니 장이 이 규빗 반, 광이 일 규빗 반, 고가 일 규빗 반이며"
Besalel Antlaşma Sandığını akasya ağacından yaptı. Boyu iki buçuk, eni ve yüksekliği birer buçuk arşındı.Og Besalel gjorde arken av akasietre, halvtredje alen lang og halvannen alen bred og halvannen alen høi.
Besalel Antlaşma Sandığını akasya ağacından yaptı. Boyu iki buçuk, eni ve yüksekliği birer buçuk arşındı.Und Bezaleel machte die Lade von Akazienholz, dritthalb Ellen lang, anderthalb Ellen breit und hoch,
Besalel Antlaşma Sandığını akasya ağacından yaptı. Boyu iki buçuk, eni ve yüksekliği birer buçuk arşındı.ויעש בצלאל את הארן עצי שטים אמתים וחצי ארכו ואמה וחצי רחבו ואמה וחצי קמתו׃
Besalel Antlaşma Sandığını akasya ağacından yaptı. Boyu iki buçuk, eni ve yüksekliği birer buçuk arşındı.وصنع بصلئيل التابوت من خشب السنط طوله ذراعان ونصف وعرضه ذراع ونصف وارتفاعه ذراع ونصف.
Besalel Antlaşma Sandığını akasya ağacından yaptı. Boyu iki buçuk, eni ve yüksekliği birer buçuk arşındı.比 撒 列 用 皂 莢 木 作 櫃 、 長 二 肘 半 、 寬 一 肘 半 、 高 一 肘 半
Besalel Antlaşma Sandığını akasya ağacından yaptı. Boyu iki buçuk, eni ve yüksekliği birer buçuk arşındı.比撒列 用 皂莢木 作櫃 、 長二肘半 、 寬一肘半 、 高一肘半
BF: Bizden vazgeçtin sandım. (Alkışlar) (Gülüşmeler)(Applaus) (Lachen)
BF: Bizden vazgeçtin sandım.BF : 우리는 아마 목록에 없을거야.
BF: Bizden vazgeçtin sandım.Cred că stăteam pe afară.
BF: Bizden vazgeçtin sandım.DH: よく分からない (拍手)
BF: Bizden vazgeçtin sandım.בארי: אני חושב שהיינו מחוץ לרשימה.
BF: Bizden vazgeçtin sandım.باري فريدمان : اعتقد انهم كانوا لن يدعونا اليوم
Bildiğimizi sandığımız zaman bile o ürkütücü yerlere gidebilmeliyiz.Dobbiamo riuscire ad addentrarci in posti spaventosi, dove potremmo... che pensiamo di conoscere.
Bildiğimizi sandığımız zaman bile o ürkütücü yerlere gidebilmeliyiz.Et nous devons aller dans des terrains dangereux où on pourrait, vous savez, nous pensons que nous savons.
Bildiğimizi sandığımız zaman bile o ürkütücü yerlere gidebilmeliyiz.I musimy być gotowi wyruszyć w każdej chwili do tych strasznych miejsc, rozumiecie, które myślimy, że znamy.
Bildiğimizi sandığımız zaman bile o ürkütücü yerlere gidebilmeliyiz.그리고 우리가 알고 있다고 생각하는 그 끔찍한 장소로 갈 수 있어야만 합니다.
Bildiğimizi sandığımız zaman bile o ürkütücü yerlere gidebilmeliyiz.Si trebuie sa mergem in locuri infricosatoare pe care credem ca le cunostem.
Bildiğimizi sandığımız zaman bile o ürkütücü yerlere gidebilmeliyiz.We moeten in staat zijn naar enge plekken te gaan, die we denken te kennen.
Bildiğimizi sandığımız zaman bile o ürkütücü yerlere gidebilmeliyiz.Wir müssen uns in beängstigende Situationen begeben können, die wir vielleicht zu kennen glauben.
Bildiğimizi sandığımız zaman bile o ürkütücü yerlere gidebilmeliyiz.Y tenemos que estar dispuestos a sentirnos incómodos.
Bildiğimizi sandığımız zaman bile o ürkütücü yerlere gidebilmeliyiz.И мы должны быть в состоянии заходить в пугающие области, о которых, как нам кажется, мы знаем все.
Bildiğimizi sandığımız zaman bile o ürkütücü yerlere gidebilmeliyiz.И трябва да сме в състояние да ходим на плашещи места, където може, разбирате ли, мислим, че познаваме.
Bildiğimizi sandığımız zaman bile o ürkütücü yerlere gidebilmeliyiz.ושנהיה מסוגלים להיכנס למקומות המפחידים שאנו חושבים שאנחנו מכירים.
Bildiğimizi sandığımız zaman bile o ürkütücü yerlere gidebilmeliyiz.وإننا نكون مستعدين أن نذهب إلي أماكن مخيفة حيث أنه من الممكن , تعرفون , نعتقد أننا نعرفها .
Bildiğimizi sandığımız zaman bile o ürkütücü yerlere gidebilmeliyiz.すでに解っていると思っていても そして少しだけでも心を開き 知識を高める
Bin <i>Sonunda bunu yaptın. >i>O zaman peki ya Bong Joon Gu? <i> Sandığımdan hızlı çıktın.<i>あんた とうとうやったのね <i>それじゃ ポン・ジュングは? <I>思ったより早かったのね いつかあなたが 自分の気持ちに 気づくとおもってたわ
Bin <i>Sonunda bunu yaptın. >i>O zaman peki ya Bong Joon Gu? <i> Sandığımdan hızlı çıktın.Sätt dig. Du har gjort det till sist. Vad händer med Bong Joon Gu då?
Bin <i>Sonunda bunu yaptın. >i>O zaman peki ya Bong Joon Gu? <i> Sandığımdan hızlı çıktın..כנסי .סוף סוף עשית את זה ?אז, מה עם בונג ג'ון גו
Bin <i>Sonunda bunu yaptın. >i>O zaman peki ya Bong Joon Gu? <i> Sandığımdan hızlı çıktın..اركبي .لقد فلعتها أخيرًا إذًا ماذا عن بونغ جون غو ؟
Bir anti-Sandinista gerillası, Komutan Zero Güney Nikaragua'ya saldırdığında ölümcül şekilde yaralanmıştı.Antisandinistinen sissi haavoittui kuolettavasti kun komentaja Zero hyökkäsi kaupunkiin Etelä-Nicaraguassa.