sandığı ile cümle

sandığı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Ama sonunda sandığımız kadar kolay olmayacağını gördük.Но се оказа, че нямаше да бъде толкова просто, в крайна сметка.
Ama sonunda sandığımız kadar kolay olmayacağını gördük.אבל התברר שזה לא יהיה כ"כ פשוט.
Ama sonunda sandığımız kadar kolay olmayacağını gördük.ولكنه تيبن بانه لن يكن الامر سهلا في النهاية.
Ama sonunda sandığımız kadar kolay olmayacağını gördük.そして3ヶ月分 後戻りすることになりました
Ancak bilinçaltımızda, kurtulduğumuzu sandığımız o zincirler hala duruyordu우리의 무 의식에서 우리가 생각 하는 그 모든 체인 했다 삼진 왔다 의식 하지 않고 아직 거기에 있었다
Ancak bilinçaltımızda, kurtulduğumuzu sandığımız o zincirler hala duruyorduOhne zu merken, dass in unserem Unterbewusstsein die Ketten die wir los zu sein glaubten, immer noch da waren.
Ancak bilinçaltımızda, kurtulduğumuzu sandığımız o zincirler hala duruyorduبدون إدراكنا أنه في عقلنا اللاواعي، كل هذه القيود والسلاسل التي اعتقدنا أنها قد تكسرت لازلت هناك
Ancak bilinçaltımızda, kurtulduğumuzu sandığımız o zincirler hala duruyordu我々を本当に奮い立たせるのは
Ancak Davut Tanrının Antlaşma Sandığını Kiryat-Yearimden getirip Yeruşalimde hazırladığı çadıra koymuştu.다윗이 전에 예루살렘에서 하나님의 궤를 위하여 장막을 쳤었으므로 그 궤는 다윗이 이미 기럇여아림에서 부터 위하여 예비한 곳으로 메어 올렸고
Ancak Davut Tanrının Antlaşma Sandığını Kiryat-Yearimden getirip Yeruşalimde hazırladığı çadıra koymuştu.(Truhlu pak Boží přivezl byl David z Kariatjeharim, připraviv jí místo; nebo byl rozbil jí stan v Jeruzalémě.)
Ancak Davut Tanrının Antlaşma Sandığını Kiryat-Yearimden getirip Yeruşalimde hazırladığı çadıra koymuştu.אבל ארון האלהים העלה דויד מקרית יערים בהכין לו דויד כי נטה לו אהל בירושלם׃
Ancak Davut Tanrının Antlaşma Sandığını Kiryat-Yearimden getirip Yeruşalimde hazırladığı çadıra koymuştu.واما تابوت الله فاصعده داود من قرية يعاريم عندما هيّأ له داود لانه نصب له خيمة في اورشليم.
Ancak Davut Tanrının Antlaşma Sandığını Kiryat-Yearimden getirip Yeruşalimde hazırladığı çadıra koymuştu.只 是 神 的 約 櫃 、 大 衛 已 經 從 基 列 耶 琳 搬 到 他 所 豫 備 的 地 方 、 因 他 曾 在 耶 路 撒 冷 為 約 櫃 支 搭 了 帳 幕
Ancak Davut Tanrının Antlaşma Sandığını Kiryat-Yearimden getirip Yeruşalimde hazırladığı çadıra koymuştu.只是 神 的 約櫃 、 大衛 已 經從 基列耶琳 搬到 他 所 豫備 的 地方 、 因 他 曾 在 耶路撒冷 為約 櫃支 搭 了 帳幕
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve "Dune" isimli bir roman hakkında konuşuyorlardı.Cô nàng đang ngồi với ai đó mà tôi đoán là mẹ của cô ấy, họ đang nói chuyện về cuốn "Xứ cát".
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve "Dune" isimli bir roman hakkında konuşuyorlardı.Ea stătea cu cineva, despre care am presupus că era mama ei, și vorbeau despre romanul "Dune."
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve "Dune" isimli bir roman hakkında konuşuyorlardı.Estaba sentada con alguien que presumo era su madre, y estaban hablando sobre la novela "Dune".
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve "Dune" isimli bir roman hakkında konuşuyorlardı.Estava sentada com alguém que presumo que fosse a mãe, e estavam a falar do livro, "Dune".
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve "Dune" isimli bir roman hakkında konuşuyorlardı.Hon satt med någon som jag förmodar var hennes mamma, och de talade om boken "Dune".
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve "Dune" isimli bir roman hakkında konuşuyorlardı.Seděla s někým, o kom předpokládám, že byla její matka a bavili se spolu o románu Duna.
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve "Dune" isimli bir roman hakkında konuşuyorlardı.Sedeva con qualcuno che presumo fosse sua madre, e parlavano del libro "Dune."
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve "Dune" isimli bir roman hakkında konuşuyorlardı.Siedziała chyba z matką, rozmawiały o powieści "Diuna".
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve "Dune" isimli bir roman hakkında konuşuyorlardı.Valakivel ült, aki gondolom az anyja lehetett, és a Dűne című regényről beszélgettek.
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve "Dune" isimli bir roman hakkında konuşuyorlardı.Ze zat naast iemand die wellicht haar moeder was, en ze praatten over de roman "Dune".
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve "Dune" isimli bir roman hakkında konuşuyorlardı.Καθόταν με μια γυναίκα η οποία υποθέτω πως ήταν η μητέρα της και συζητούσαν για το μυθιστόρημα "Dune".
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve "Dune" isimli bir roman hakkında konuşuyorlardı.Она была с кем-то ещё, предполагаю, что это была её мать, и они обсуждали роман "Дюна".
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve "Dune" isimli bir roman hakkında konuşuyorlardı.Тя седеше със някого, предполагам нейната майка, и те си говореха за романа, "Дюн."
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve그녀는 그녀의 엄마인 것 같은 사람과 같이 앉아 있었는데,
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu veהיא ישבה לצד מי שהנחתי שהיא אמא שלה,
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu veكانت تجلس مع من افترضت بأنها أمها
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve小説「デューン」について話していました
Antlaşmanın taş levhalarını sana vereceğim. Onları sandığın içine koy.A dáš do truhly svědectví, kteréž dám tobě.
Antlaşmanın taş levhalarını sana vereceğim. Onları sandığın içine koy.A dáš do truhly svedoctvo, ktoré ti dám.
Antlaşmanın taş levhalarını sana vereceğim. Onları sandığın içine koy.A włożysz w tę skrzynię świadectwo, któreć dam.
Antlaşmanın taş levhalarını sana vereceğim. Onları sandığın içine koy.E porás na arca o testemunho, que eu te darei.
Antlaşmanın taş levhalarını sana vereceğim. Onları sandığın içine koy.És a bizonyságot, a melyet néked adok, tedd a ládába.
Antlaşmanın taş levhalarını sana vereceğim. Onları sandığın içine koy.In de ark moeten de stenen plaquettes waar de wet op staat, komen te liggen.
Antlaşmanın taş levhalarını sana vereceğim. Onları sandığın içine koy.Ja pane arkkiin laki, jonka minä sinulle annan.
Antlaşmanın taş levhalarını sana vereceğim. Onları sandığın içine koy.내가 네게 줄 증거판을 궤 속에 둘지며
Antlaşmanın taş levhalarını sana vereceğim. Onları sandığın içine koy.Lalu di dalam peti itu harus kauletakkan kedua batu dengan perintah-perintah yang akan Kuberikan kepadamu
Antlaşmanın taş levhalarını sana vereceğim. Onları sandığın içine koy.Nell'arca collocherai la Testimonianza che io ti darò
Antlaşmanın taş levhalarını sana vereceğim. Onları sandığın içine koy.Ngươi hãy cất vào trong hòm bảng chứng mà ta sẽ ban cho .
Antlaşmanın taş levhalarını sana vereceğim. Onları sandığın içine koy.Ngươi hãy cất vào trong hòm bảng chứng mà ta sẽ ban cho.
Antlaşmanın taş levhalarını sana vereceğim. Onları sandığın içine koy.Och i arken skall du lägga vittnesbördet, som jag skall giva dig.
Antlaşmanın taş levhalarını sana vereceğim. Onları sandığın içine koy.Og i arken skal du legge vidnesbyrdet* som jeg vil gi dig. / {* se 2MO 16, 34.}
Antlaşmanın taş levhalarını sana vereceğim. Onları sandığın içine koy.Og i Arken skal du nedlægge Vidnesbyrdet, som jeg vil give dig.
Antlaşmanın taş levhalarını sana vereceğim. Onları sandığın içine koy.Pondrás en el arca el testimonio que yo te daré
Antlaşmanın taş levhalarını sana vereceğim. Onları sandığın içine koy.Să pui în chivot mărturia, pe care ţi -o voi da.
Antlaşmanın taş levhalarını sana vereceğim. Onları sandığın içine koy.Tu mettras dans l`arche le témoignage, que je te donnerai.
Antlaşmanın taş levhalarını sana vereceğim. Onları sandığın içine koy.Und sollst in die Lade das Zeugnis legen, das ich dir geben werde.
Antlaşmanın taş levhalarını sana vereceğim. Onları sandığın içine koy.V skrinjo pa deni pričevanje, ki ti ga dam.
Antlaşmanın taş levhalarını sana vereceğim. Onları sandığın içine koy.και θελεις θεσει εν τη κιβωτω τα μαρτυρια τα οποια θελω δωσει εις σε.
Antlaşmanın taş levhalarını sana vereceğim. Onları sandığın içine koy.И да вложиш в ковчега плочите на свидетелството, което ще ти дам.
Antlaşmanın taş levhalarını sana vereceğim. Onları sandığın içine koy.И положи в ковчег откровение, которое Я дам тебе.
Antlaşmanın taş levhalarını sana vereceğim. Onları sandığın içine koy.ונתת אל הארן את העדת אשר אתן אליך׃
Antlaşmanın taş levhalarını sana vereceğim. Onları sandığın içine koy.وتضع في التابوت الشهادة التي اعطيك.
Antlaşmanın taş levhalarını sana vereceğim. Onları sandığın içine koy.必 將 我 所 要 賜 給 你 的 法 版 、 放 在 櫃 裡
Antlaşmanın taş levhalarını sana vereceğim. Onları sandığın içine koy.必將 我 所 要 賜給 你 的 法版 、 放在 櫃裡
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.(131:6) Вот, мы слышали о нем в Ефрафе, нашли его на полях Иарима.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Aj, uslyšavše o ní, že byla v kraji Efratském, našli jsme ji na polích Jaharských.

İlgili Sayfalar