sandığı ile cümle
sandığı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
RAB Yeşuya, ‹‹Levha Sandığını taşıyan kâhinlerin Şeria Irmağından çıkmalarını buyur›› dedi.A Hospodin riekol Jozuovi:
RAB Yeşuya, ‹‹Levha Sandığını taşıyan kâhinlerin Şeria Irmağından çıkmalarını buyur›› dedi.Da sagde HERREN til Josua:
RAB Yeşuya, ‹‹Levha Sandığını taşıyan kâhinlerin Şeria Irmağından çıkmalarını buyur›› dedi.Depois falou o Senhor a Josué, dizendo:
RAB Yeşuya, ‹‹Levha Sandığını taşıyan kâhinlerin Şeria Irmağından çıkmalarını buyur›› dedi.Disse allora il Signore a Giosuè
RAB Yeşuya, ‹‹Levha Sandığını taşıyan kâhinlerin Şeria Irmağından çıkmalarını buyur›› dedi.Domnul a zis lui Iosua:
RAB Yeşuya, ‹‹Levha Sandığını taşıyan kâhinlerin Şeria Irmağından çıkmalarını buyur›› dedi.In GOSPOD reče Jozuetu:
RAB Yeşuya, ‹‹Levha Sandığını taşıyan kâhinlerin Şeria Irmağından çıkmalarını buyur›› dedi.Ja Herra puhui Joosualle sanoen:
RAB Yeşuya, ‹‹Levha Sandığını taşıyan kâhinlerin Şeria Irmağından çıkmalarını buyur›› dedi.Jehovah habló a Josué diciendo
RAB Yeşuya, ‹‹Levha Sandığını taşıyan kâhinlerin Şeria Irmağından çıkmalarını buyur›› dedi.Kemudian TUHAN menyuruh Yosu
RAB Yeşuya, ‹‹Levha Sandığını taşıyan kâhinlerin Şeria Irmağından çıkmalarını buyur›› dedi.여호와께서 여호수아에게 일러 가라사대
RAB Yeşuya, ‹‹Levha Sandığını taşıyan kâhinlerin Şeria Irmağından çıkmalarını buyur›› dedi.L`Éternel dit à Josué:
RAB Yeşuya, ‹‹Levha Sandığını taşıyan kâhinlerin Şeria Irmağından çıkmalarını buyur›› dedi.Mert szólt vala az Úr Józsuénak, mondván:
RAB Yeşuya, ‹‹Levha Sandığını taşıyan kâhinlerin Şeria Irmağından çıkmalarını buyur›› dedi.Mluvil pak Hospodin k Jozue, řka:
RAB Yeşuya, ‹‹Levha Sandığını taşıyan kâhinlerin Şeria Irmağından çıkmalarını buyur›› dedi.Och HERREN sade till Josua:
RAB Yeşuya, ‹‹Levha Sandığını taşıyan kâhinlerin Şeria Irmağından çıkmalarını buyur›› dedi.Og Herren sa til Josva:
RAB Yeşuya, ‹‹Levha Sandığını taşıyan kâhinlerin Şeria Irmağından çıkmalarını buyur›› dedi.Potem rzekł Pan do Jozuego, mówiąc:
RAB Yeşuya, ‹‹Levha Sandığını taşıyan kâhinlerin Şeria Irmağından çıkmalarını buyur›› dedi.Und der HERR sprach zu Josua:
RAB Yeşuya, ‹‹Levha Sandığını taşıyan kâhinlerin Şeria Irmağından çıkmalarını buyur›› dedi.Vả , Ðức_Giê - hô-va phán cùng Giô-suê rằng :
RAB Yeşuya, ‹‹Levha Sandığını taşıyan kâhinlerin Şeria Irmağından çıkmalarını buyur›› dedi.Vả, Ðức Giê-hô-va phán cùng Giô-suê rằng:
RAB Yeşuya, ‹‹Levha Sandığını taşıyan kâhinlerin Şeria Irmağından çıkmalarını buyur›› dedi.Και ειπε Κυριος προς τον Ιησουν λεγων,
RAB Yeşuya, ‹‹Levha Sandığını taşıyan kâhinlerin Şeria Irmağından çıkmalarını buyur›› dedi.И сказал Господь Иисусу, говоря:
RAB Yeşuya, ‹‹Levha Sandığını taşıyan kâhinlerin Şeria Irmağından çıkmalarını buyur›› dedi.Тогава Господ говори на Исуса, казвайки:
RAB Yeşuya, ‹‹Levha Sandığını taşıyan kâhinlerin Şeria Irmağından çıkmalarını buyur›› dedi.ויאמר יהוה אל יהושע לאמר׃
RAB Yeşuya, ‹‹Levha Sandığını taşıyan kâhinlerin Şeria Irmağından çıkmalarını buyur›› dedi.وكلم الرب يشوع قائلا
RAB Yeşuya, ‹‹Levha Sandığını taşıyan kâhinlerin Şeria Irmağından çıkmalarını buyur›› dedi.耶 和 華 曉 諭 約 書 亞 說
RAB Yeşuya, ‹‹Levha Sandığını taşıyan kâhinlerin Şeria Irmağından çıkmalarını buyur›› dedi.耶和華 曉諭 約書亞說
Renkle, evet, Cezanne'ın düşündüğünü sandığım bir şey.- Da, de culoare, ceva la care cred că se gândea și Cezanne.
Renkle, evet, Cezanne'ın düşündüğünü sandığım bir şey.Z barev, ano, myslím, že o tomhle přemýšlel i Cézanne.
Renkle, evet, Cezanne'ın düşündüğünü sandığım bir şey.Бет: Кольором, так, і я гадаю, що Сезанн також думав про це.
Sahip olduğumu sandığım hayatı bırakmayana dek beni bekleyen hayatı sahiplenemeyecektim.Dopiero gdy dałam spokój temu, kim powinnam być, mogłam rozpocząć życie, które na mnie czekało.
Sahip olduğumu sandığım hayatı bırakmayana dek beni bekleyen hayatı sahiplenemeyecektim.제 이전의 삶을 떠나보내고 나서야 새로운 삶을 받아들일 수 있었어요.
Sahip olduğumu sandığım hayatı bırakmayana dek beni bekleyen hayatı sahiplenemeyecektim.No fue hasta que solté la vida que pensé que tendría que fui capaz de abrazar la vida que me estaba esperando.
Sahip olduğumu sandığım hayatı bırakmayana dek beni bekleyen hayatı sahiplenemeyecektim.Pas toen ik het leven losliet dat ik dacht te moeten leiden, kon ik het leven omarmen dat op me wachtte.
Sahip olduğumu sandığım hayatı bırakmayana dek beni bekleyen hayatı sahiplenemeyecektim.Quando me libertei da vida que achava que devia ter fui capaz de aproveitar a vida que estava à minha espera.
Sahip olduğumu sandığım hayatı bırakmayana dek beni bekleyen hayatı sahiplenemeyecektim.Μόνο όταν άφησα τη ζωή που νόμιζα ότι θα έπρεπε να έχω κατάφερα να αποδεχτώ τη ζωή που με περίμενε.
Sahip olduğumu sandığım hayatı bırakmayana dek beni bekleyen hayatı sahiplenemeyecektim.הצלחתי ליצור חיים חדשים לחלוטין. זה לא קרה עד שוויתרתי על החיים שחשבתי שיהיו לי
Sahip olduğumu sandığım hayatı bırakmayana dek beni bekleyen hayatı sahiplenemeyecektim.عندما تخليت عن الحياة التي كنت اعتقد اني يجب ان امتلكها استطعت ان استقبل الحياة التي كانت بانتظاري.
Sahip olduğumu sandığım hayatı bırakmayana dek beni bekleyen hayatı sahiplenemeyecektim.待ち受けている新しい人生を 発見できたのです 私の本当の強さは
Samuel ise RABbin Tapınağında, Tanrının Sandığının bulunduğu yerde uyuyordu. Tanrının kandili daha sönmemişti.A lampa Boża jeszcze nie była zagaszona, Samuel też spał w kościele Pańskim, gdzie była skrzynia Boża,
Samuel ise RABbin Tapınağında, Tanrının Sandığının bulunduğu yerde uyuyordu. Tanrının kandili daha sönmemişti.a lampa Božia nebola ešte vyhasla, a keď ležal Samuel v chráme Hospodinovom, kde bola truhla Božia,
Samuel ise RABbin Tapınağında, Tanrının Sandığının bulunduğu yerde uyuyordu. Tanrının kandili daha sönmemişti.đèn của Ðức Chúa Trời chưa tắt, Sa-mu-ên nằm ngủ trong đền thờ của Ðức Giê-hô-va, là nơi có cái hòm thánh.
Samuel ise RABbin Tapınağında, Tanrının Sandığının bulunduğu yerde uyuyordu. Tanrının kandili daha sönmemişti.eikä Jumalan lamppu ollut vielä sammunut ja Samuel makasi Herran temppelissä, jossa Jumalan arkki oli,
Samuel ise RABbin Tapınağında, Tanrının Sandığının bulunduğu yerde uyuyordu. Tanrının kandili daha sönmemişti.하나님의 등불은 아직 꺼지지 아니하였으며 사무엘은 하나님의 궤 있는 여호와의 전 안에 누웠더니
Samuel ise RABbin Tapınağında, Tanrının Sandığının bulunduğu yerde uyuyordu. Tanrının kandili daha sönmemişti.og Guds Lampe endnu ikke var gået ud, og Samuel lå og sov i HERRENs Helligdom, hvor Guds Ark stod -
Samuel ise RABbin Tapınağında, Tanrının Sandığının bulunduğu yerde uyuyordu. Tanrının kandili daha sönmemişti.og Guds lampe var ennu ikke sluknet, og Samuel lå i Herrens helligdom, hvor Guds ark var -
Samuel ise RABbin Tapınağında, Tanrının Sandığının bulunduğu yerde uyuyordu. Tanrının kandili daha sönmemişti.Samuel také spal, a světlo Boží ještě zhašeno nebylo v chrámě Hospodinově, v němž byla truhla Boží,
Samuel ise RABbin Tapınağında, Tanrının Sandığının bulunduğu yerde uyuyordu. Tanrının kandili daha sönmemişti.ο δε Σαμουηλ εκοιτετο εν τω ναω του Κυριου, οπου ητο η κιβωτος του Θεου, πριν ο λυχνος του Θεου σβεσθη,
Samuel ise RABbin Tapınağında, Tanrının Sandığının bulunduğu yerde uyuyordu. Tanrının kandili daha sönmemişti.и Божият светилник не беше още изгаснал в Господния храм, гдето беше Божият ковчег, и Самуил си беше легнал,
Samuel ise RABbin Tapınağında, Tanrının Sandığının bulunduğu yerde uyuyordu. Tanrının kandili daha sönmemişti.и светильник Божий еще не погас, и Самуил лежал в храме Господнем, где ковчег Божий;
Samuel ise RABbin Tapınağında, Tanrının Sandığının bulunduğu yerde uyuyordu. Tanrının kandili daha sönmemişti.ונר אלהים טרם יכבה ושמואל שכב בהיכל יהוה אשר שם ארון אלהים׃
Samuel ise RABbin Tapınağında, Tanrının Sandığının bulunduğu yerde uyuyordu. Tanrının kandili daha sönmemişti.وقبل ان ينطفئ سراج الله وصموئيل مضطجع في هيكل الرب الذي فيه تابوت الله
Samuel ise RABbin Tapınağında, Tanrının Sandığının bulunduğu yerde uyuyordu. Tanrının kandili daha sönmemişti.神 的 燈 在 神 耶 和 華 殿 內 約 櫃 那 裡 、 還 沒 有 熄 滅 、 撒 母 耳 已 經 睡 了
Samuel ise RABbin Tapınağında, Tanrının Sandığının bulunduğu yerde uyuyordu. Tanrının kandili daha sönmemişti.神 的 燈在 神 耶和華 殿 內約 櫃那裡 、 還沒 有 熄滅 、 撒母耳 已 經 睡了
Sandığı, Buluşma Çadırını ve çadırdaki bütün kutsal eşyaları kâhinlerle Levililer tapınağa taşıdılar.con la tenda del convegno e con tutti gli arredi sacri che erano nella tenda
Sandığı, Buluşma Çadırını ve çadırdaki bütün kutsal eşyaları kâhinlerle Levililer tapınağa taşıdılar.dời đi luôn với Ðền tạm . Những thầy tế_lễ và người Lê-vi khiêng các đồ đó lên .
Sandığı, Buluşma Çadırını ve çadırdaki bütün kutsal eşyaları kâhinlerle Levililer tapınağa taşıdılar.dời đi luôn với Ðền tạm. Những thầy tế lễ và người Lê-vi khiêng các đồ đó lên.
Sandığı, Buluşma Çadırını ve çadırdaki bütün kutsal eşyaları kâhinlerle Levililer tapınağa taşıdılar.여호와의 궤와 회막과 성막 안의 모든 거룩한 기구들을 메고 올라가되 제사장과 레위 사람이 그것들을 메고 올라가매
Sandığı, Buluşma Çadırını ve çadırdaki bütün kutsal eşyaları kâhinlerle Levililer tapınağa taşıdılar.ויעלו את ארון יהוה ואת אהל מועד ואת כל כלי הקדש אשר באהל ויעלו אתם הכהנים והלוים׃
Sandığı, Buluşma Çadırını ve çadırdaki bütün kutsal eşyaları kâhinlerle Levililer tapınağa taşıdılar.واصعدوا تابوت الرب وخيمة الاجتماع مع جميع آنية القدس التي في الخيمة فاصعدها الكهنة واللاويون.
Sandığı, Buluşma Çadırını ve çadırdaki bütün kutsal eşyaları kâhinlerle Levililer tapınağa taşıdılar.祭 司 和 利 未 人 、 將 耶 和 華 的 約 櫃 運 上 來 、 又 將 會 幕 、 和 會 幕 的 一 切 聖 器 具 、 都 帶 上 來