sandığı ile cümle

sandığı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Levha Sandığını oraya getirip perdeyle gizle.把 法 櫃 安 放 在 裡 面 、 用 幔 子 將 櫃 遮 掩
Levha Sandığını oraya getirip perdeyle gizle.把 法櫃 安放 在 裡面 、 用 幔子 將櫃 遮掩
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.17:22 Und Mose legte die Stecken vor den HERRN in der Hütte des Zeugnisses.
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.A Mojžiš složil palice pred Hospodinom v stáne svedoctva.
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.Derpå lagde Moses Stavene hen foran HERRENs Åsyn i Vidnesbyrdets Telt.
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.E Moisés depositou as varas perante o Senhor na tenda do testemunho.
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.És letevé Mózes a vesszõket az Úr elé a bizonyság sátorában.
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.Hij plaatste de staven voor de HERE in het Heilige der Heiligen in de tabernakel
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.I zanechal Mojžíš prutů před Hospodinem v stánku svědectví.
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.Ja Mooses pani sauvat lain majaan, Herran eteen.
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.모세가 그 지팡이들을 증거의 장막 안 여호와 앞에 두었더라
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.Lalu Musa menempatkan tongkat-tongkat itu di dalam Kemah TUHAN di depan Peti Perjanjian
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.Luego Moisés puso las varas delante de Jehovah en el tabernáculo de reunión
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.Moise a pus toiegele înaintea Domnului, în cortul mărturiei.
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.Môi-se để những gậy đó trong Trại bảng chứng trước mặt Ðức Giê-hô-va.
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.Môi-se để những gậy đó trong Trại bảng chứng trước mặt Ðức_Giê - hô-va .
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.Moïse déposa les verges devant l`Éternel, dans la tente du témoignage.
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.Mojzes pa položi te palice pred GOSPODA v šator pričevanja.
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.Och Mose lade stavarna inför HERRENS ansikte i vittnesbördets tält.
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.Og Moses la stavene ned for Herrens åsyn i vidnesbyrdets telt.
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.Και απεθηκεν ο Μωυσης τας ραβδους ενωπιον του Κυριου εν τη σκηνη του μαρτυριου.
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.И Моисей положи жезлите пред Господа в шатъра за плочите на свидетелството.
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.И положил Моисей жезлы пред лицем Господа в скинии откровения.
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.וינח משה את המטת לפני יהוה באהל העדת׃
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.فوضع موسى العصيّ امام الرب في خيمة الشهادة.
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.摩 西 就 把 杖 存 在 法 櫃 的 帳 幕 內 、 在 耶 和 華 面 前
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.摩西 就 把 杖 存在 法櫃 的 帳幕內 、 在 耶和華 面前
Nakonun harman yerine vardıklarında öküzler tökezledi. Bu nedenle Uzza elini uzatıp Tanrının Sandığını tuttu.A když přišli k humnu Náchonovu, vztáhl ruku svou Uza k truhle Boží a pozdržel jí, nebo uchýlili se volové.
Nakonun harman yerine vardıklarında öküzler tökezledi. Bu nedenle Uzza elini uzatıp Tanrının Sandığını tuttu.Khi đến sân đạp lúc của Na-côn , U-xa giơ tay lên nắm hòm của Ðức_Chúa_Trời , bởi_vì những con bò vấp_ngã .
Nakonun harman yerine vardıklarında öküzler tökezledi. Bu nedenle Uzza elini uzatıp Tanrının Sandığını tuttu.Khi đến sân đạp lúc của Na-côn, U-xa giơ tay lên nắm hòm của Ðức Chúa Trời, bởi vì những con bò vấp ngã.
Nakonun harman yerine vardıklarında öküzler tökezledi. Bu nedenle Uzza elini uzatıp Tanrının Sandığını tuttu.저희가 나곤의 타작 마당에 이르러서는 소들이 뛰므로 웃사가 손을 들어 하나님의 궤를 붙들었더니
Nakonun harman yerine vardıklarında öküzler tökezledi. Bu nedenle Uzza elini uzatıp Tanrının Sandığını tuttu.Men da de kom til Nakons Tærskeplads, rakte Uzza Hånden ud og greb fat i Guds Ark, fordi Okserne snublede.
Nakonun harman yerine vardıklarında öküzler tökezledi. Bu nedenle Uzza elini uzatıp Tanrının Sandığını tuttu.Men när de kommo till Nakonslogen, räckte Ussa ut sin hand mot Guds ark och fattade i den, ty oxarna snavade.
Nakonun harman yerine vardıklarında öküzler tökezledi. Bu nedenle Uzza elini uzatıp Tanrının Sandığını tuttu.Quando chegaram � eira de Nacom, Uzá estendeu a mão � arca de Deus, e pegou nela, porque os bois tropeçaram.
Nakonun harman yerine vardıklarında öküzler tökezledi. Bu nedenle Uzza elini uzatıp Tanrının Sandığını tuttu.Und da sie kamen zu Tenne Nachons, griff Usa zu und hielt die Lade Gottes; denn die Rinder traten beiseit aus.
Nakonun harman yerine vardıklarında öküzler tökezledi. Bu nedenle Uzza elini uzatıp Tanrının Sandığını tuttu.ויבאו עד גרן נכון וישלח עזא אל ארון האלהים ויאחז בו כי שמטו הבקר׃
Nakonun harman yerine vardıklarında öküzler tökezledi. Bu nedenle Uzza elini uzatıp Tanrının Sandığını tuttu.ولما انتهوا الى بيدر ناخون مدّ عزّة يده الى تابوت الله وامسكه لان الثيران انشمصت.
Nakonun harman yerine vardıklarında öküzler tökezledi. Bu nedenle Uzza elini uzatıp Tanrının Sandığını tuttu.到 了 拿 艮 的 禾 場 、 因 為 牛 失 前 蹄 、 〔 或 作 驚 跳 〕 烏 撒 就 伸 手 扶 住 神 的 約 櫃
Nakonun harman yerine vardıklarında öküzler tökezledi. Bu nedenle Uzza elini uzatıp Tanrının Sandığını tuttu.到了 拿艮 的 禾場 、 因為 牛失 前蹄 、 〔 或 作驚跳 〕 烏撒 就 伸手 扶住 神 的 約櫃
Normalde giyeceğim tarzda bir kıyafet değildi ama sandığım gibi Michelin Adamı giysisine de benzemiyordu.제가 흔히 즐겨 입을만한 옷은 아니었지만, 제가 걱정했던 미쉐린맨 같은 옷은 아니었습니다.
Normalde giyeceğim tarzda bir kıyafet değildi ama sandığım gibi Michelin Adamı giysisine de benzemiyordu.Nebyl to oděv, jaký nosím obvykle, ale nevypadal ani jako kombinéza panáčka Michelina, kterou jsem očekávala.
Normalde giyeceğim tarzda bir kıyafet değildi ama sandığım gibi Michelin Adamı giysisine de benzemiyordu.Nem olyan ruha volt, amit általában viselek, de egyáltalán nem volt Michelin-es, ahogy vártam.
Normalde giyeceğim tarzda bir kıyafet değildi ama sandığım gibi Michelin Adamı giysisine de benzemiyordu.Δε θύμιζε το συνηθισμένο μου ντύσιμο, αλλά απείχε πολύ από το ανθρωπάκι της Μισελέν, που είχα προβλέψει.
Normalde giyeceğim tarzda bir kıyafet değildi ama sandığım gibi Michelin Adamı giysisine de benzemiyordu.Не бяха точно типа дрехи, който обикновено нося, но не беше и Мишелиновия екип, който си представях.
Normalde giyeceğim tarzda bir kıyafet değildi ama sandığım gibi Michelin Adamı giysisine de benzemiyordu.Это было не то, что я обычно ношу, но это также и не походило на костюм парня Мишлен, который я ожидала.
Normalde giyeceğim tarzda bir kıyafet değildi ama sandığım gibi Michelin Adamı giysisine de benzemiyordu.זו לא היתה התלבושת שאני רגילה ללבוש, אך זה גם לא דמה לחליפת הבובה של "מישלן"
Normalde giyeceğim tarzda bir kıyafet değildi ama sandığım gibi Michelin Adamı giysisine de benzemiyordu.وكان يشبه أغلب الملابس التي أرتديها عادةً وكان بعيداً جداً عن ملابس رجل الإطارات ميشيلن
Normalde giyeceğim tarzda bir kıyafet değildi ama sandığım gibi Michelin Adamı giysisine de benzemiyordu.私が懸念していたミシュランマンとは ほど遠く そこそこのものでした
Ona ne yaptığını sandığını sorardım." dedi."Gdyby był tu Dylan, o co byście go zapytali?"
Ona ne yaptığını sandığını sorardım." dedi.Je lui demanderais est-ce qu'il pensait à ce qu'il était en train de faire ?
Ona ne yaptığını sandığını sorardım." dedi."Keby tu bol teraz Dylan, viete, čo by ste sa ho chceli spýtať?"
Ona ne yaptığını sandığını sorardım." dedi.그에게 뭐를 물을지 감이 오시나요?"
Ona ne yaptığını sandığını sorardım." dedi.Me gustaría preguntarle qué demonios pensaba que estaba haciendo".
Ona ne yaptığını sandığını sorardım." dedi."Nếu Dylan ở đây, bà có thấy mình muốn hỏi anh ta điều gì không?"
Ona ne yaptığını sandığını sorardım." dedi.Sue a padlóra pillantott, és elgondolkodott egy percre.
Ona ne yaptığını sandığını sorardım." dedi. Sue yere baktı, ve biraz düşündü.Sue olhou para o chão e pensou durante um minuto.
Ona ne yaptığını sandığını sorardım." dedi. Sue yere baktı, ve biraz düşündü.Tijdens het eerste weekend bij hen, nam ik meer dan 20 uur aan gesprekken op.
Ona ne yaptığını sandığını sorardım." dedi."Если бы Дилан был сейчас здесь, как думаете, о чём бы вы его спросили?"
Ona ne yaptığını sandığını sorardım." dedi.יש לכם מושג מה הייתם רוצים לשאול אותו?"
Ona ne yaptığını sandığını sorardım." dedi.هل لديكم سؤال كنتم ستسألونه إياه؟

İlgili Sayfalar