New York şehrindeki Modern Sanatlar Müzesi MOMA'nın[фортепианная музыка]
New York şehrindeki Modern Sanatlar Müzesi MOMA'nın(фортепіанна музика)
New York'ta Modern Sanatlar Müzesindeyiz.Jsme v Muzeu moderního umění.
New York'ta Modern Sanatlar Müzesindeyiz.Ми - у Музеї сучасного мистецтва.
New York'ta MOMA'da, yani Modern Sanatlar Müzesi'nde solo sergi açmak üzere çalışıyor.Byl jen krok od toho mít samostatnou velkou výstavu v Muzeu moderního umění v New Yorku.
New York'ta MOMA'da, yani Modern Sanatlar Müzesi'nde solo sergi açmak üzere çalışıyor.Предстои му важна самостоятелна изложба в Музея на модерното изкуство в Ню Йорк.
New York'ta MOMA yani Modern Sanatlar Müzesi'ndeyiz.نحن نرى هنا لوحة من سلسة لوحات
Okullarda verilen güzel sanatlar eğitimi kalkıyor ve devletimiz(Gelach) Beeldend kunstonderwijs verdwijnt op scholen.
Okullarda verilen güzel sanatlar eğitimi kalkıyor ve devletimiz그리고 학교에서 미술과 교육은 사라지고 있고, 우리의 정부는
Okullarda verilen güzel sanatlar eğitimi kalkıyor ve devletimiz(RIres) Les beaux-arts et l'éducation sont en train de disparaître dans les écoles.
Okullarda verilen güzel sanatlar eğitimi kalkıyor ve devletimiz(Risas) Las bellas artes y la educación están desapareciendo en las escuelas.
Okullarda verilen güzel sanatlar eğitimi kalkıyor ve devletimiz(Śmiech) Sztuki piękne znikają z programów szkolnych.
Okullarda verilen güzel sanatlar eğitimi kalkıyor ve devletimiz(צחוק) והאמנות היפה והחינוך בבתי הספר נעלמים, ויש לנו
Okullarda verilen güzel sanatlar eğitimi kalkıyor ve devletimiz(ضحك) والفنون والتعليم في المدارس يختفي، ولدينا
Okullarda verilen güzel sanatlar eğitimi kalkıyor ve devletimiz消滅しつつあります 全米教育協会や他のプログラムを
Onların eski peyzajları ve edebiyatları, onların görsel sanatları, çeşitli kültürel etkinlikleri ...Sus paisajes históricos y literarios, sus manifestaciones artísticas, diversos acontecimientos culturales...
Orası el sanatlarına yönelmiş harika bir topluluk barındırıyor2008年9月にバリへ到着すると
Orası el sanatlarına yönelmiş harika bir topluluk barındırıyorBali sangat indah, sebuah masyarakat yang sangat berorientasi pada seni pekerjaan tangan.
Orası el sanatlarına yönelmiş harika bir topluluk barındırıyorBali thật tuyệt vời, một xã hội rất đặc sắc về thủ công mỹ nghệ
Orası el sanatlarına yönelmiş harika bir topluluk barındırıyorC'est une société merveilleuse très tournée vers l'artisanat.
Orası el sanatlarına yönelmiş harika bir topluluk barındırıyorDet är ett underbart hantverksinriktat samhälle.
Orası el sanatlarına yönelmiş harika bir topluluk barındırıyorE o societate minunată, foarte orientată către meşteşugărit.
Orası el sanatlarına yönelmiş harika bir topluluk barındırıyorEs ist eine wunderbare, sehr handwerklich orientierte Gesellschaft.
Orası el sanatlarına yönelmiş harika bir topluluk barındırıyorEs una sociedad maravillosa, muy artesanal.
Orası el sanatlarına yönelmiş harika bir topluluk barındırıyorÉ uma sociedade admirável e muito orientada para os ofícios.
Orası el sanatlarına yönelmiş harika bir topluluk barındırıyorÈ una società fantastica, tuttora basata perlopiù sull'artigianato.
Orası el sanatlarına yönelmiş harika bir topluluk barındırıyorEz egy csodálatos, nagyon kézmûves-beállítottságú társadalom.
Orası el sanatlarına yönelmiş harika bir topluluk barındırıyorHet is een prachtige maatschappij, erg ambachtelijk gericht.
Orası el sanatlarına yönelmiş harika bir topluluk barındırıyor발리는 환상적이고 매우 수공업 지향의 사회이죠.
Orası el sanatlarına yönelmiş harika bir topluluk barındırıyorSe on mahtava, suuresti käsityötaitoihin painottunut yhteiskunta.
Orası el sanatlarına yönelmiş harika bir topluluk barındırıyorTo cudowne, rzemieślnicze społeczeństwo.
Orası el sanatlarına yönelmiş harika bir topluluk barındırıyorТам живут чудесные люди, которые очень ценят ремёсла.
Orası el sanatlarına yönelmiş harika bir topluluk barındırıyorТова е чудесно, силно ориентирано към занаятите общество.
Orası el sanatlarına yönelmiş harika bir topluluk barındırıyorהנופים היפים ביותר שראיתי באסיה היו סרי לנקה ובאלי.
Orası el sanatlarına yönelmiş harika bir topluluk barındırıyorإنه مجتمع رائع جدّا يمتهن الحرف.
Örneğin Helsinki’deki Seurasaari ve Turku’daki El Sanatları Müzesi tanınmış Fin açık hava müzeleridir.Kända finska friluftsmuseer är till exempel Fölisön i Helsingfors och hantverksmuseet på Klosterbacken i Åbo.
Örneğin Helsinki’deki Seurasaari ve Turku’daki El Sanatları Müzesi tanınmış Fin açık hava müzeleridir.المتاحف الفنلندية المشهورة هي على سبيل المثال سيوراساري في هلسنكي ومتحف الأشغال اليدوية لوستارينماكي في توركو.
Patent kanunu ise " yararlı sanatların ilerlemesini desteklemek " şeklinde açıklanmıştır.Der "Patent Act" soll "das Weiterkommen der nützlichen Künste" fördern.
Patent kanunu ise " yararlı sanatların ilerlemesini desteklemek " şeklinde açıklanmıştır.Ustawa o ochronie patentowej: "ma wspierać rozwój dziedzin użytecznych"
Resim sanatlarıartes plásticas,
Resim sanatlarıbildkonst
Resim sanatlarıkuvataide
Resim sanatlarıles arts plastiques ;
Resim sanatlarıрисование
Resim sanatlarıفن التصوير.
Sahne sanatlarında konuştuğum insanların hepsinin kulaklarında저와 대화를 나눈 공연예술분야 종사자들은 모두
Sahne sanatlarında konuştuğum insanların hepsinin kulaklarındaבכל אחד שאני מדבר איתו באומנויות הבמה
Sahne sanatlarında konuştuğum insanların hepsinin kulaklarındaكل من أتحدث لهم في مجال الفنون
Sahne sanatlarında konuştuğum insanların hepsinin kulaklarındaアドリエンヌ・リッチの著作の
"Sanatlara pastanın üzerindeki bir kiraz olarak davrandılar... ...onun maya olması lazım.""Aţi tratat artele ca cireaşa de pe tort. Trebuie sǎ fie drojdia."
"Sanatlara pastanın üzerindeki bir kiraz olarak davrandılar... ...onun maya olması lazım.""Avete usato l'arte come ciliegina sulla torta. Invece deve essere il lievito."
"Sanatlara pastanın üzerindeki bir kiraz olarak davrandılar... ...onun maya olması lazım.""Habéis tratado las artes como la cereza en el pastel. Necesita ser la levadura".
"Sanatlara pastanın üzerindeki bir kiraz olarak davrandılar... ...onun maya olması lazım.""Ihr habt die Künste behandelt, wie die Kirsche auf dem Kuchen! Sie müssen der Bodenteig sein."
"Sanatlara pastanın üzerindeki bir kiraz olarak davrandılar... ...onun maya olması lazım.""Jullie hebben kunst behandeld als het glazuur op de taart. Het moet de gist zijn."
"Sanatlara pastanın üzerindeki bir kiraz olarak davrandılar... ...onun maya olması lazım.""당신들은 예술을 무슨 빵의 장식 정도로 취급하지만, 예술은 빵을 만드는 주재료가 되야만 합니다."
"Sanatlara pastanın üzerindeki bir kiraz olarak davrandılar... ...onun maya olması lazım."là, "Anh đã đối xử với nghệ thuật như với quả cherry trên cái bánh. Nó cần là men rượu cơ. "
"Sanatlara pastanın üzerindeki bir kiraz olarak davrandılar... ...onun maya olması lazım.""Traktowaliście sztukę jak wisienkę na torcie, a ona musi być drożdżami".
"Sanatlara pastanın üzerindeki bir kiraz olarak davrandılar... ...onun maya olması lazım.""Vous avez traité les arts comme une cerise sur le gâteau". Mais ça doit en être la levure".
"Sanatlara pastanın üzerindeki bir kiraz olarak davrandılar... ...onun maya olması lazım.""Αντιμετωπίζετε τις τέχνες ως το κερασάκι της τούρτας." "Αλλά χρειάζεται να τις δείτε ως ζύμη."
"Sanatlara pastanın üzerindeki bir kiraz olarak davrandılar... ...onun maya olması lazım.""Вие се отнасяте към изкуствата като към черешката на тортата. Тя трябва да бъде маята."