sanatı ile cümle

sanatı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
İşte bu gerçekten de sinema sanatıyla kucaklanması gereken bir şey!" diye düşündüm.وقلت في نفسي " واو .. هذا امر يجب ان يحتضنه .. الفن السينمائي "
İşte bu gerçekten de sinema sanatıyla kucaklanması gereken bir şey!" diye düşündüm.そう思いました そこで 次の作品「ターミネーター2」では
İstediğim sanatı yapabilmek için sadece farklı bir yaklaşıma ihtiyacım vardı.Chỉ cần tôi tìm ra một cách tiếp cận khác để làm thứ nghệ thuật mà tôi muốn.
İstediğim sanatı yapabilmek için sadece farklı bir yaklaşıma ihtiyacım vardı.Csak más megközelítést kellett találnom, hogy azt csináljam, amit szeretnék.
İstediğim sanatı yapabilmek için sadece farklı bir yaklaşıma ihtiyacım vardı.Dovevo solo trovare un approccio diverso per fare l'arte che volevo.
İstediğim sanatı yapabilmek için sadece farklı bir yaklaşıma ihtiyacım vardı.Ich musste nur an einem anderen Punkt ansetzen um die Kunst zu machen, die ich machen wollte.
İstediğim sanatı yapabilmek için sadece farklı bir yaklaşıma ihtiyacım vardı.Ik moest gewoon een andere aanpak vinden om de kunst te maken die ik wilde maken.
İstediğim sanatı yapabilmek için sadece farklı bir yaklaşıma ihtiyacım vardı.Il fallait simplement que je trouve une approche différente pour produire les œuvres que je voulais.
İstediğim sanatı yapabilmek için sadece farklı bir yaklaşıma ihtiyacım vardı.Jeg skulle bare finde en anden tilgang til at lave den kunst jeg gerne ville lave.
İstediğim sanatı yapabilmek için sadece farklı bir yaklaşıma ihtiyacım vardı.Jenom jsem musel najít jiný přístup, abych mohl dělat umění, které jsem chtěl.
İstediğim sanatı yapabilmek için sadece farklı bir yaklaşıma ihtiyacım vardı.단지 다른 점은, 내가 원하는 방식이 아니라 다른 방법으로 그림을 그려야 된다는 것 뿐이었어요.
İstediğim sanatı yapabilmek için sadece farklı bir yaklaşıma ihtiyacım vardı.Musiałem tylko znaleźć inne podejście do zamierzonego tworzenia.
İstediğim sanatı yapabilmek için sadece farklı bir yaklaşıma ihtiyacım vardı.Solo tenía que encontrar un enfoque diferente para hacer el arte que quería.
İstediğim sanatı yapabilmek için sadece farklı bir yaklaşıma ihtiyacım vardı.Só tinha de arranjar uma abordagem diferente para fazer a arte que queria.
İstediğim sanatı yapabilmek için sadece farklı bir yaklaşıma ihtiyacım vardı.Trebuia doar să găsesc o altă abordare ca să fac arta pe care o doream.
İstediğim sanatı yapabilmek için sadece farklı bir yaklaşıma ihtiyacım vardı.Έπρεπε απλά να βρω μια διαφορετική προσέγγιση για να κάνω την τέχνη που ήθελα.
İstediğim sanatı yapabilmek için sadece farklı bir yaklaşıma ihtiyacım vardı.Просто потрібно було знайти інший підхід до того, як займатися тим мистецтвом, що я хотів.
İstediğim sanatı yapabilmek için sadece farklı bir yaklaşıma ihtiyacım vardı.Просто трябваше да намеря различен подход към правенето на изкуството, което исках.
İstediğim sanatı yapabilmek için sadece farklı bir yaklaşıma ihtiyacım vardı.Я просто должен найти иной способ, чтобы создавать то искусство, которое я хотел.
İstediğim sanatı yapabilmek için sadece farklı bir yaklaşıma ihtiyacım vardı.הייתי פשוט צריך למצוא גישה אחרת ליצור את האמנות שרציתי ליצור.
İstediğim sanatı yapabilmek için sadece farklı bir yaklaşıma ihtiyacım vardı.فقط على أن أجد نهجاً مختلفاً لكي أصنع الفن الذي أردته.
İstediğim sanatı yapabilmek için sadece farklı bir yaklaşıma ihtiyacım vardı.違う方法を探すだけで よかったのです でも点描の断片性 つまり -
İtalya'da - özellikle de Milano'da - çağdaş sanatın yeri o kadar da önemli değil.En Italia -- particularmente, en Milán -- el arte contemporáneo realmente no tiene mucho espacio.
İtalya'da - özellikle de Milano'da - çağdaş sanatın yeri o kadar da önemli değil.In Italia -- a Milano, soprattutto -- l'arte contemporanea non ha tutta quella rilevanza.
İtalya'da - özellikle de Milano'da - çağdaş sanatın yeri o kadar da önemli değil.În Italia - Milano în special - arta contemporană nu prea își găsește locul.
İtalya'da - özellikle de Milano'da - çağdaş sanatın yeri o kadar da önemli değil.In Italië -- vooral in Milaan-- neemt eigentijdse kunst niet echt een belangrijke plaats in.
İtalya'da - özellikle de Milano'da - çağdaş sanatın yeri o kadar da önemli değil.이태리, 특히 밀라노에서는 현대 미술은 그다지 설 자리가 없답니다
İtalya'da - özellikle de Milano'da - çağdaş sanatın yeri o kadar da önemli değil.l'art contemporain n'a pas vraiment trouvé sa place.
İtalya'da - özellikle de Milano'da - çağdaş sanatın yeri o kadar da önemli değil.We Włoszech, szczególnie w Mediolanie, sztuce współczesnej nie poświęca się tyle uwagi.
İtalya'da - özellikle de Milano'da - çağdaş sanatın yeri o kadar da önemli değil.Στην Ιταλία -- στο Μιλάνο, ειδικά -- η σύγχρονη τέχνη δεν έχει τόσο πολύ θέση.
İtalya'da - özellikle de Milano'da - çağdaş sanatın yeri o kadar da önemli değil.В Италии и особенно в Милане современное искусство не играет большой роли.
İtalya'da - özellikle de Milano'da - çağdaş sanatın yeri o kadar da önemli değil.В Италия... особено в Милано... всъщност няма кой знае какво място за съвременно изкуство.
İtalya'da - özellikle de Milano'da - çağdaş sanatın yeri o kadar da önemli değil.באיטליה, בעיקר במילאנו, לאמנות מודרנית אין ממש מקום.
İtalya'da - özellikle de Milano'da - çağdaş sanatın yeri o kadar da önemli değil.في إيطاليا -- في ميلانو ، وخاصة -- الفن المعاصر لا يملك حيزاً كبيراً.
İtalya'da - özellikle de Milano'da - çağdaş sanatın yeri o kadar da önemli değil.近代アートは ほとんど居場所がありません でも デザインは...
Kalbimizdeki şeytanı uyutup sanatımıza başladığımızda düşmanlarımız dışarıda belirir.Kiedy uśpimy diabła w sercach i zaczniemy własną sztukę, wrogowie przyjdą z zewnątrz.
Kalbimizdeki şeytanı uyutup sanatımıza başladığımızda düşmanlarımız dışarıda belirir.자 이제 우리가 마음속의 악마를 잠재우고 자기 예술을 시작하려고 할 때, 이제 적들이 바깥에서 나타나기 시작합니다.
Kalbimizdeki şeytanı uyutup sanatımıza başladığımızda düşmanlarımız dışarıda belirir.Quando pomos o diabo a dormir no nosso coração e começamos a nossa arte, aparecem os inimigos do lado de fora.
Kalbimizdeki şeytanı uyutup sanatımıza başladığımızda düşmanlarımız dışarıda belirir.Коли ми заколисуємо диявола в нашому серці і починаємо наше власне мистецтво, вороги з'являються довкола нас.
Kalbimizdeki şeytanı uyutup sanatımıza başladığımızda düşmanlarımız dışarıda belirir.Начните творить, потому что вам это необходимо.
Kalbimizdeki şeytanı uyutup sanatımıza başladığımızda düşmanlarımız dışarıda belirir.כשאנחנו שמים את השד לישון בלבנו ומתחילים לעשות את האמנות שלנו, אויבים מופיעים מבחוץ.
Kalbimizdeki şeytanı uyutup sanatımıza başladığımızda düşmanlarımız dışarıda belirir.عندما نجعل الشرير الذي بداخلنا ينام ونبدأ بفننا، الأعداء يظهرون من الخارج.
Kalbimizdeki şeytanı uyutup sanatımıza başladığımızda düşmanlarımız dışarıda belirir.今度は外側からの攻撃にさらされる たいていの場合は 自分の両親だ(笑)
Kendimizi hayal kırıklığına uğratmamızın nedeni dinlerin sanatı ele alma biçimini iyi gözlemlemiyoruz.A dôvod, prečo sme to pokazili, je, že sme neštudovali, akým spôsobom vníma umenie náboženstvo.
Kendimizi hayal kırıklığına uğratmamızın nedeni dinlerin sanatı ele alma biçimini iyi gözlemlemiyoruz.A důvodem toho selhání je, že jsme neprozkoumali, jak s uměním zacházejí náboženství.
Kendimizi hayal kırıklığına uğratmamızın nedeni dinlerin sanatı ele alma biçimini iyi gözlemlemiyoruz.Cserbenhagyásunk oka pedig az, hogy nem tanulmányozzuk rendesen, hogy a vallások hogyan kezelik a művészetet.
Kendimizi hayal kırıklığına uğratmamızın nedeni dinlerin sanatı ele alma biçimini iyi gözlemlemiyoruz.Der Grund dafür ist der, dass wir nicht richtig untersuchen, wie Religionen mit Kunst umgehen.
Kendimizi hayal kırıklığına uğratmamızın nedeni dinlerin sanatı ele alma biçimini iyi gözlemlemiyoruz.우리가 실패하고 있는 이유는 종교가 어떻게 예술을 다루는지에 대해 제대로 연구하지 않기 때문입니다.
Kendimizi hayal kırıklığına uğratmamızın nedeni dinlerin sanatı ele alma biçimini iyi gözlemlemiyoruz.Razlog, da smo se razočarali, pa je, da ne študiramo na pravi način, kako religije rokujejo z umetnostjo.
Kendimizi hayal kırıklığına uğratmamızın nedeni dinlerin sanatı ele alma biçimini iyi gözlemlemiyoruz.Și am eşuat pentru că nu am studiat cu atenţie felul în care religiile tratează arta.
Kendimizi hayal kırıklığına uğratmamızın nedeni dinlerin sanatı ele alma biçimini iyi gözlemlemiyoruz.We hebben onszelf tekort gedaan omdat we niet genoeg bestuderen hoe religies kunst benutten.
Kendimizi hayal kırıklığına uğratmamızın nedeni dinlerin sanatı ele alma biçimini iyi gözlemlemiyoruz.Ο λόγος που συμβαίνει αυτό είναι επειδή δεν μελετάμε σωστά πώς οι θρησκείες χειρίζονται την τέχνη.
Kendimizi hayal kırıklığına uğratmamızın nedeni dinlerin sanatı ele alma biçimini iyi gözlemlemiyoruz.А подводим мы себя потому, что мы надлежащим образом не изучаем как религии используют искусство.
Kendimizi hayal kırıklığına uğratmamızın nedeni dinlerin sanatı ele alma biçimini iyi gözlemlemiyoruz.Втратили їх тому, що поверхнево вивчаємо ставлення релігій до мистецтва.
Kendimizi hayal kırıklığına uğratmamızın nedeni dinlerin sanatı ele alma biçimini iyi gözlemlemiyoruz.והסיבה לכך שאיכזבנו את עצמנו היא שאנו לא לומדים כראוי כיצד הדתות מתנהלות עם אמנות.
Kendimizi hayal kırıklığına uğratmamızın nedeni dinlerin sanatı ele alma biçimini iyi gözlemlemiyoruz.والسبب في ترك انفسنا نحبط اننا لا ندرس بصورة كافية كيف تتعامل الاديان مع الفن
Kendimizi hayal kırıklığına uğratmamızın nedeni dinlerin sanatı ele alma biçimini iyi gözlemlemiyoruz.宗教が芸術をどう扱っているか ちゃんと学んでいないからです 2つの非常に間違った考えが現代社会に漂っていて
Kendisi de bir bilimadami olan Doc Edgerton gibi.. Bilim bir sanata dönüştü. Ultra-hızlı fotoğrafçılık sanatı.Doc Edgerton, zelf een wetenschapper, maakte wetenschap tot kunst, de kunst van ultrasnelle fotografie.
Kendisi de bir bilimadami olan Doc Edgerton gibi.. Bilim bir sanata dönüştü. Ultra-hızlı fotoğrafçılık sanatı.La fel ca Doc Edgerton, el însuși om de știință, știința a devenit artă, o artă fotografică ultra rapidă.
Kendisi de bir bilimadami olan Doc Edgerton gibi.. Bilim bir sanata dönüştü. Ultra-hızlı fotoğrafçılık sanatı.Tak jak Doc Edgerton, naukowiec-artysta, nauka stała się sztuką, sztuką ultra-szybkiej fotografii.

İlgili Sayfalar