Başkan penceresine sırtını dönerek sandalyede oturuyordu.The president was sitting in the chair with his back to the window.
Bana yardım et. Bunu yaparsan, daha sonra sana içki ısmarlarım.Give me a hand. If you do, I'll buy you a drink later.
Sana yardım edeyim. Çantan ağır gözüküyor.Let me help you. Your bag looks very heavy.
Tüm yardımlarına teşekkür etmek amacıyla sana öğle yemeği ısmarlamak istiyorum.I'd like to treat you to lunch to thank you for all your help.
Sana yardım etmemi ister misin?Do you want me to give you a hand?
Sanırım onun bir ayara ihtiyacı var.I think it needs a tune-up.
Sanırım hafta sonu bir böcek yakaladım.I think I caught a bug over the weekend.
Teyzem bana sanki bir çocukmuşum gibi davranır.My aunt treats me as if I were a child.
Ödevime yardımcı olduğun için sana minnettarım.I'm thankful to you for your helping me with my homework.
Sana sunulanı yemek zorundasın.You must eat what you are served.
Küçük bir planlama ile, sanırım şirketimizi zirveye götürebiliriz.With a little planning, I think we can take our company to the top.
Sanırım bir süre uzanacağım.I think I'll lie down for a while.
Birkaç saatlik uyku sana iyi gelecektir.A few hours nap will do you good.
Sahip olduğum az parayı sana vereceğim.I will give you what little money I have.
Herhangi biri bizi sana tavsiye etti mi?Did anybody recommend us to you?
Şaka yaptığımı sanma.Don't think I'm joking.
Hakem, tenis kortunun yan tarafında yüksek bir sandalyede oturuyor.The umpire sits in a high chair at the side of the court.
Sana sempatim var.You have my sympathies.
Endişelenme. Sana öfkeli değilim.Don't worry. I'm not mad at you.
Yeni bir kalemim var. Onu sana ödünç vereceğim.I have a new pen; I'll lend it to you.
Sanırım gazetede ilan vereceğim.I think I will advertise in the paper.
Üzgünüm, sana birinci sınıfta bir yer alamadık.I'm sorry we couldn't get you a seat on first class.
Kobe'nin yıkımı sandığım kadar kötüydü.The devastation in Kobe was as terrible as I had imagined.
Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.A man is known by the company he keeps.
Herkes sanatçı olmak istemez.Not everybody wants to be an artist.
Herkes sanatçı olamaz.Not everybody can be an artist.
Her otuz dakikada doğum sancım var.I have labor pains every thirty minutes.
Su 0 santigrat derecede donar.Water freezes at 0 degrees Centigrade.
Su sıfır santigrat derecede donar.Water freezes at 0 degrees Centigrade.
Su 100 santigrat derecede kaynar.Water boils at 100 degrees Celsius.
Su, 100 santigrat derece sıcaklıkta kaynar.Water boils at a temperature of 100 degrees centigrade.
Sana bir bardak su getireyim mi?Shall I bring you a glass of water?
Sana biraz su getireyim mi?Shall I get you some water?
Sanırım birkaç gün buradan uzaklaşmalıyız.I think we should get away from here for a few days.
Sanayi devriminden beri dünya nüfusu üç kattan daha fazla arttı.Since the Industrial Revolution, the world population has more than tripled.
Hükümet, sanayinin gelişmesine yardımcı olmak için yeni bir program başlattı.The government started a program to promote industry.
Hükümet sanayiye daha çok para yatırmalı.The government should invest more money in industry.
Sanırım hava güneşli olacak.I think it will be sunny.
Ben, güneşli olacağını sanmıyorum.I don't suppose it's going to be sunny.
Dürüstlük, sanırım, en iyi politika.Honesty, I believe, is the best policy.
Sanırım öğrencilerin sınıflarını temizlemeleri güzeldir.I think it is good for students to clean their classroom.
Elimden geldiği kadar onu sana açıklamaya çalışacağım.I'll try to explain it to you to the best of my ability.
Ben sana manevi destek vereceğim.I'll give you moral support.
Sadece sessizce dinlersen sana söylerim.I would tell you if you would just listen quietly.
Bütün gün sandalyede oturdu, geçmiş olayları düşündü.She sat in the chair all day, thinking of past events.
Bu muhitte bir sanat müzesi vardı.There used to be an art museum in this neighborhood.
Petrol,Japon sanayinin gelişiminde önemli bir rol oynadı.Oil has played an important part in the progress of Japanese industry.
Sanırım biletimi kaybettim.I think I've lost my ticket.
Sen önden git. Ben yakında sana yetişirim.Go on ahead. I'll catch up with you soon.
Bir hafta önce sana 10,000 yen vermedim mi?Didn't I give you 10,000 yen a week ago?
Sana geçen hafta ödünç verdiğim kitabı bitirdin mi?Have you finished reading the book I lent you last week?
Yedi sanayi demokrasilerinin liderleri 2000 yılında Okinawa'da buluşacak.The leaders of seven industrial democracies will meet in Okinawa in 2000.
Öğretmen sandalyeye oturdu.The teacher sat on the chair.
Geçen gün sana ödünç verdiğim kitabı okumayı bitirdin mi?Have you finished reading the book I lent you the other day?
Geçen günkü tüm yardımın için sana teşekkür ederim.Thank you for all your help the other day.
Birkaç gün önce sana ödünç verdiğim kitabı iade etmeni istiyorum.I want you to return the book I lent you the other day.
O gemi bu akşam San Fransisco'ya varıyor.The ship is arriving in San Francisco this evening.
Sanırım sen oldukça haklısın.I think you're quite right.
Büyükbabam her zaman bu sandalyede oturur.My grandfather always sits in this chair.
Üzgünüm sana daha erken yazamadım.I'm sorry I couldn't write to you sooner.