Sana 3000 yen borçluyum.I owe you 3,000 yen.
Sana biraz ödünç para verebilirim.I don't mind lending some money to you.
Sana ne kadar borçluyum?How much do I owe you?
Bu hikayeyi sana daha önce anlatmış olabilirim.I may have told you this story before.
Sana bir dizüstü bilgisayar vereceğim.I will give you a notebook.
Sana bir defter vereceğim.I will give you a notebook.
Sana zarar vermek niyetinde değilim.I mean you no harm.
Her şeyi sana borçluyum.I owe everything to you.
Sana yardım etmek için elimden geleni yapacağım.I'll do whatever I can to help you.
Sanırım bunu düşünmek zorunda kalacağım.I guess I'll have to think it over.
Ben gitmek istediğimi sanmıyorum.I don't think I want to go.
Sanırım bu hafta bir tatil yapacağım.I think I will take a vacation this week.
Bu öğleden sonra bütün bu işi bitireceğimi sanmıyorum.I don't think I will get through all this work this afternoon.
Sanırım bu gece banyo yapacağım.I think I'll take a bath tonight.
Onun adını şu an benden başka hatırlayan olduğunu sanmıyorum.I doubt if anyone even remembers his name now, except for me.
Sana birkaç örnek verebilirim.I can give you several instances.
Sanırım Shintaro İngilizceyi iyi konuşur.I think that Shintaro speaks English well.
Yaşadığım sürece sana destek olacağım.I'll support you as long as I live.
Sana önceden bildireceğim.I will let you know in advance.
Ben öğle yemeği için bir sosisli sandviç yedim.I ate a hot dog for lunch.
Onun orada olduğunu sanıyordum.I assumed that she was there.
Onu sana sır olarak söyledim, öyleyse niçin Jane'e ondan bahsettin?I told you that in confidence, so why did you tell Jane about it?
Etli, peynirli ve domatesli sandviçleri severim.I like meat, cheese and tomato sandwiches.
Sanırım o onu yaptı.I think he has done it.
Sanırım o çok nazik bir insan.I think he is a very kind man.
Onun yakında geleceğini sandım.I thought he would come soon.
Sanırım o, zamanın en büyük sanatçısı.I think he is the greatest artist of the time.
Onun haklı olduğunu sanmıyorum.I don't think that he's right.
Sanırım o haklı.I think he is right.
Sanırım ona yardım etmemek daha iyi.I think it's better not to lend him a hand.
O konuşurken, sanırım ben dalgındım.While he was talking, I guess I was absent-minded.
Sanırım onlar geliyorlar.I suppose they are coming.
Onu Bay Brown sandım.I took him for Mr Brown.
Sanırım o kibardır.I think she is kind.
Ben ona sırrı anlatmak için sancı çekiyordum.I was aching to tell her the secret.
Onu tanımıyorum ve tanımak istediğimi sanmıyorum.I don't know her and I don't think I want to.
Onu Minako sandım. Onlar çok benziyor.I mistook her for Minako. They look so much alike.
Ben sanatla yürekten ilgiliyim.I am deeply interested in art.
Sanırım hiç arkadaş olmaması iç karartıcı.I think it's sad to have no friends.
Sanırım Yumi hasta.I think that Yumi is sick.
Gelecek yıl Sanda'da yaşamayacağım.I will not live in Sanda next year.
Sana benim kişisel görüşümü vereyim.Let me give you my personal opinion.
Oturmamız için yeterince sandalye yok.There are not enough chairs for us to sit on.
Sana yardımcı olamadığımız için üzgünüz.We are sorry we can't help you.
Bu sandalyeyi bedavaya aldık.We got this chair free.
Sanırım diş eti enfeksiyonum var.I think I have a gum infection.
Sanırım pantolon askısına ihtiyacım var.I think I need braces.
Aslında deniz bu yüzyılın başlangıcından beri on santimetre yükseldi bile.In fact, the sea has already risen 10 centimeters since the beginning of this century.
Eğer işler kontrolden çıkarsa beni dün sana verdiğim numaradan aramalısın.If things get out of hand, you should call me at the number I gave you yesterday.
Sanırım zaman sorunu çözecek.I think time will solve the problem.
Haklı olup olmadığını sana sadece zaman gösterecek.Only time will tell you if you're right.
Bazen sanki patronummuş gibi davranır.Sometimes he acts as if he were my boss.
Sana bu soruları soracağım.I'll ask you these questions.
Doğal gıda sana iyi gelecektir.Natural food will do you good.
Sana nasıl davranılmasını istiyorsan başkalarına aynı şekilde davran.Do unto others as you would have others do unto you.
Kendi giysilerini yaparsan, bu sana para kazandırır.If you make your own clothes, it will save you money.
Sana doğru görüneni yapmalısın.You must do what seems right to you.
Sana doğruyu söylemem gerekirse, ondan hoşlanmıyorum.To tell you the truth, I don't like him.
Sana açık söylemek gerekirse, Amerika'yı sevmiyorum.To tell you the truth, I don't care for America.
Fotoğrafçılık, şimdi sanatın yeni bir formu olarak kabul edilmektedir.Photography is now considered a new form of art.