Ana içeriğe geç
Sözlük

samimiyet ile cümle

samimiyet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Samimiyet ve gülümsemelerin dürüstlük ve içtenlik içerdiğini düşünürüz.Ми думаємо, що тепле ставлення та усмішки виражають чесність і щирість.
Samimiyet ve gülümsemelerin dürüstlük ve içtenlik içerdiğini düşünürüz.Мислим си, че топлината и усмивките са израз на честност, откровеност.
Samimiyet ve gülümsemelerin dürüstlük ve içtenlik içerdiğini düşünürüz.Мы думаем, что сердечность и улыбки собеседника выражают честность и искренность.
Samimiyet ve gülümsemelerin dürüstlük ve içtenlik içerdiğini düşünürüz.אנחנו חושבים שחום וחיוכים מביעים כנות, יושר.
Samimiyet ve gülümsemelerin dürüstlük ve içtenlik içerdiğini düşünürüz.نعتقد أن حرارة الاستقبال والابتسامات تعبر عن الصدق، والاخلاص.
Samimiyet ve gülümsemelerin dürüstlük ve içtenlik içerdiğini düşünürüz.親密さをあらわすと思われていますが 訓練された嘘発見人は偽の微笑みを
Sana yalvarıyorum! Prenses'in sana samimiyetle yalvarıyor!اتوسل اليك, اميرتك تتوسل اليك
Şimdi, diğer taraftan, samimiyeti destekleyen her şey sağaltıcıdır.Auf der anderen Seite ist alles, was Intimität fördernd, heilkräftig ist.
Şimdi, diğer taraftan, samimiyeti destekleyen her şey sağaltıcıdır.Bovendien is het zo dat alles dat intimiteit bevordert genezend werkt.
Şimdi, diğer taraftan, samimiyeti destekleyen her şey sağaltıcıdır.친밀감은 치유와 아주 밀접한 관계를 갖고 있습니다.
Şimdi, diğer taraftan, samimiyeti destekleyen her şey sağaltıcıdır.Maintenant, d'un autre côté, tout ce qui incite à l'intimité est cicatrisant.
Şimdi, diğer taraftan, samimiyeti destekleyen her şey sağaltıcıdır.Mặt khác, bất kì điều gì khơi gợi sự gần gũi đều có khả năng làm hồi phục.
Şimdi, diğer taraftan, samimiyeti destekleyen her şey sağaltıcıdır.Men, på den anden side, alt der fremmer nærvær er helende.
Şimdi, diğer taraftan, samimiyeti destekleyen her şey sağaltıcıdır.Ora, d'altra parte, ogni cosa che promuova l'intimità è guarigione.
Şimdi, diğer taraftan, samimiyeti destekleyen her şey sağaltıcıdır.Pe de alta parte, orice are de a face cu intimitatea are proprietati de vindecare.
Şimdi, diğer taraftan, samimiyeti destekleyen her şey sağaltıcıdır.Por otro lado, lo que fomenta la intimidad es curativo.
Şimdi, diğer taraftan, samimiyeti destekleyen her şey sağaltıcıdır.Z drugiej strony wszystko co promuje intymność leczy.
Şimdi, diğer taraftan, samimiyeti destekleyen her şey sağaltıcıdır.Τώρα, από την άλλη, οτιδήποτε προωθεί την οικειότητα μπορεί να είναι θεραπευτικό.
Şimdi, diğer taraftan, samimiyeti destekleyen her şey sağaltıcıdır.От друга страна всичко, което дава интимност лекува.
Şimdi, diğer taraftan, samimiyeti destekleyen her şey sağaltıcıdır.С другой стороны, все, что связано с близостью, лечит.
Şimdi, diğer taraftan, samimiyeti destekleyen her şey sağaltıcıdır.לעומת זאת, כל מה שתורם לאינטימיות הוא מרפא.
Şimdi, diğer taraftan, samimiyeti destekleyen her şey sağaltıcıdır.الأن, ومن ناحية أخرى, أي شيء يعزز الألفة والعلاقات يعزز الشفاء.
Şimdi, diğer taraftan, samimiyeti destekleyen her şey sağaltıcıdır.肉体的な親交も含めて
[teslimiyet mi?] [samimiyet mi?] [aşk mı?](přijetí) (intimitu) (lásku) (padající talíře se tříští)
[teslimiyet mi?] [samimiyet mi?] [aşk mı?]Wonach suchst Du? ...Anerkennung / Annahme... ...Intimität... ...Liebe... (...)
[teslimiyet mi?] [samimiyet mi?][Penerimaan lain]
[teslimiyet mi?] [samimiyet mi?]Waar ben je naar op zoek? acceptatie intimiteit
Tüm samimiyetimle rica ediyorum, lütfen bana yardım edin.Je vous le demande sincèrement, aidez-moi, s'il vous plaît.
Tüm samimiyetimle rica ediyorum, lütfen bana yardım edin.Őszintén kérem, segítsen nekem.
Tüm samimiyetimle rica ediyorum, lütfen bana yardım edin.Σας ζητάω αυτήν την χάρη. Σας παρακαλώ βοηθήστε με.
Tüm samimiyetimle rica ediyorum, lütfen bana yardım edin.انا اطلب منك معروفا من فضلك ساعدني
Ve bir şeylerin daha olduğunu görüyorum ben buna bir çeşit "samimiyetin demokratikleştirilmesi" demek isterim.Emellett még valamit tapasztalok, amit leginkább úgy neveznék, hogy a "magánélet demokratizálódása".
Ve bir şeylerin daha olduğunu görüyorum ben buna bir çeşit "samimiyetin demokratikleştirilmesi" demek isterim.E qualcosa che sto vedendo succedere è qualcosa che chiamerei una specie di "democratizzazione dell'intimità."
Ve bir şeylerin daha olduğunu görüyorum ben buna bir çeşit "samimiyetin demokratikleştirilmesi" demek isterim.Y algo que veo suceder es algo que me gustaría llamar una especie de "democratización de la intimidad."
Ve bir şeylerin daha olduğunu görüyorum ben buna bir çeşit "samimiyetin demokratikleştirilmesi" demek isterim.Zjawisko, które zaobserwowałam mogę nazwać czymś w rodzaju "demokratyzacji intymności"
Ve bir şeylerin daha olduğunu görüyorum ben buna bir çeşit "samimiyetin demokratikleştirilmesi" demek isterim.Αυτό το οποίο βλέπω να συμβαίνει είναι κάτι που θα αποκαλούσα ένα είδος "εκδημοκρατισμού της οικειότητας".
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.Eerlijk gezegd was ik al blij geweest als hij niet boos op me zou zijn.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.E sarò onesta, tutto quello che volevo era che non si arrabbiasse con me.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.Et je vais être honnête, tout ce je voulais était qu'il ne soit pas en colère contre moi.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.Ich will ehrlich sein, alles, was ich von ihm wollte, war, dass er nicht böse auf mich sein würde.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.솔직히 말하자면, 전 그가 저한테 화를 안내기만을 바랬어요.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.Og jeg skal være ærlig, det eneste jeg ønskede, var at han ikke blev sur på mig.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.Őszinte leszek, csak annyit akartam, hogy ne legyen mérges rám.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.Przyznam się, że chciałam tylko, żeby nie był na mnie zły.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.Và tôi sẽ thành thật tất cả những điều tôi đã muốn là khiến ông ấy đừng nổi giận với tôi.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.Voi fi sinceră, tot ce voiam era ca el să nu fie supărat pe mine.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.Y seré honesta, todo lo que quería era que no se enojara conmigo.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.Και θα είμαι ειλικρινής, γιατί το μόνο που ήθελα ήταν να μη θυμώσει μαζί μου.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.Сказать по правде, всё, чего я хотела, — чтобы он не злился на меня.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.Ще бъда откровена, всичко, което исках от него е да не ми се сърди.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.ואני היה כנה, כל מה שרציתי הוא שהוא לא יכעס עלי.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.وسأكون صادقة، كل ما اردته هو أن لا يكون غاضبا علي.
Ve bütün samimiyetimle söylüyorum ki, bütün istediğim onun bana kızmaması idi.怒らないでほしいと ただそれだけを思っていました でも彼はこう言ったのです
Ve doğrusu engellemeye çalıştıkları, belli anlamda, daha büyük bir yakınlaşma, samimiyet eylemi olasılığıdır.Ei încearcă de fapt să blocheze această dezvoltare a intimității.
Ve doğrusu engellemeye çalıştıkları, belli anlamda, daha büyük bir yakınlaşma, samimiyet eylemi olasılığıdır.E stanno cercando di bloccare, in un certo senso, questo spostamento verso maggiori possibilità di intimità.
Ve doğrusu engellemeye çalıştıkları, belli anlamda, daha büyük bir yakınlaşma, samimiyet eylemi olasılığıdır.Ils essaient en fait de bloquer, dans un sens, ce mouvement vers une plus grande possibilité d'intimité.
Ve doğrusu engellemeye çalıştıkları, belli anlamda, daha büyük bir yakınlaşma, samimiyet eylemi olasılığıdır.어떤 면에서는, 그들은 실제로 막으려고 시도하고 있습니다. 이 친밀함의 거대한 가능성의 이 순간에서도 말이죠.
Ve doğrusu engellemeye çalıştıkları, belli anlamda, daha büyük bir yakınlaşma, samimiyet eylemi olasılığıdır.Próbują blokować, w pewnym sensie, ten ruch szerszych granic prywatności.
Ve doğrusu engellemeye çalıştıkları, belli anlamda, daha büyük bir yakınlaşma, samimiyet eylemi olasılığıdır.Và họ đang cố ngăn chặn xu hướng phát triển liên hệ cá nhân này.
Ve doğrusu engellemeye çalıştıkları, belli anlamda, daha büyük bir yakınlaşma, samimiyet eylemi olasılığıdır.Wat ze proberen te blokkeren, in zekere zin, is deze beweging naar meer kans op intimiteit.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
samimiyet ile cümle - Sayfa 7 - samimiyet kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App