samimi ile cümle

samimi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Karşılıklı bir samimiyet ve bakış açımız olmalı.يجب أن يكون لدينا ألفة مشتركة, رؤية مشتركة
Karşılıklı bir samimiyet ve bakış açımız olmalı.家族のように働かなくてはならない
Kucak ve sahibi arasındaki ilişki doğrudan ve samimidir.De relatie tussen de schoot en zijn eigenaar is direct en intiem.
Kucak ve sahibi arasındaki ilişki doğrudan ve samimidir.Die Verbindung zwischen einem Schoß und seinem Besitzer ist direkt und intim.
Kucak ve sahibi arasındaki ilişki doğrudan ve samimidir.Hubungan antara pangkuan dan pemiliknya langsung dan sangat erat.
Kucak ve sahibi arasındaki ilişki doğrudan ve samimidir.Il rapporto tra il grembo e il suo proprietario è diretto e intimo.
Kucak ve sahibi arasındaki ilişki doğrudan ve samimidir.허벅지와 그의 주인과의 관계는 매우 직접적이고 사적입니다.
Kucak ve sahibi arasındaki ilişki doğrudan ve samimidir.La relación entre un regazo y su dueño es íntima y directa.
Kucak ve sahibi arasındaki ilişki doğrudan ve samimidir.Mối liên hệ giữa cái đùi và người chủ là trực tiếp và mật thiết.
Kucak ve sahibi arasındaki ilişki doğrudan ve samimidir.Relaţia dintre poala şi stapanul ei este directă şi intimă.
Kucak ve sahibi arasındaki ilişki doğrudan ve samimidir.Une relation directe et intime relie un propriétaire à ses genoux.
Kucak ve sahibi arasındaki ilişki doğrudan ve samimidir.Vztah mezi klínem a jeho vlastníkem je přímý a důvěrný.
Kucak ve sahibi arasındaki ilişki doğrudan ve samimidir.Η σχέση μεταξύ των γονάτων και του ιδιοκτήτη τους είναι άμεση και στενή.
Kucak ve sahibi arasındaki ilişki doğrudan ve samimidir.Връзката между скута и неговия притежател е пряка и интимна.
Kucak ve sahibi arasındaki ilişki doğrudan ve samimidir.Связь между коленями и их владельцем прямая и очень близкая.
Kucak ve sahibi arasındaki ilişki doğrudan ve samimidir.מערכת היחסים בין הירכיים ובעליהן הינה ישירה ואינטימית.
Kucak ve sahibi arasındaki ilişki doğrudan ve samimidir.فالعلاقة بين " حضن " الشخص وصاحبه هي مباشرة وحميمية جدا
Kucak ve sahibi arasındaki ilişki doğrudan ve samimidir.直接的で親密なもの 私は36階建て、450戸の
Künt samimiyetle ne düşündüklerini söylemek Yorkshire alışkanlıktır, eski ve BenC'est une habitude Yorkshire de dire ce que vous pensez en toute franchise brutale, et le vieux Ben
Künt samimiyetle ne düşündüklerini söylemek Yorkshire alışkanlıktır, eski ve BenDet är en Yorkshire vana att säga vad du tycker med trubbig uppriktighet, och gamla Ben
Künt samimiyetle ne düşündüklerini söylemek Yorkshire alışkanlıktır, eski ve BenDet er en Yorkshire vane at sige, hvad du mener med stumpe oprigtighed, og gamle Ben
Künt samimiyetle ne düşündüklerini söylemek Yorkshire alışkanlıktır, eski ve BenEs ist ein Yorkshire Gewohnheit zu sagen, was du mit stumpfen Offenheit zu denken und alte Ben
Künt samimiyetle ne düşündüklerini söylemek Yorkshire alışkanlıktır, eski ve BenEste un obicei Yorkshire a spune ceea ce crezi cu sinceritate bont, şi vechi Ben
Künt samimiyetle ne düşündüklerini söylemek Yorkshire alışkanlıktır, eski ve BenEs un hábito de Yorkshire a decir lo que piensa con franqueza contundente, y Ben edad
Künt samimiyetle ne düşündüklerini söylemek Yorkshire alışkanlıktır, eski ve BenÉ um hábito Yorkshire para dizer o que pensa com uma franqueza rude, e velho Ben
Künt samimiyetle ne düşündüklerini söylemek Yorkshire alışkanlıktır, eski ve BenE 'un abitudine Yorkshire per dire quello che pensi con franchezza ottuso, e il vecchio Ben
Künt samimiyetle ne düşündüklerini söylemek Yorkshire alışkanlıktır, eski ve BenEz egy Yorkshire szokás mondani, hogy mit gondol a tompa őszinteséggel, és a régi Ben
Künt samimiyetle ne düşündüklerini söylemek Yorkshire alışkanlıktır, eski ve BenHet is een Yorkshire gewoonte om te zeggen wat je denkt met stompe openhartigheid, en oude Ben
Künt samimiyetle ne düşündüklerini söylemek Yorkshire alışkanlıktır, eski ve BenIni adalah kebiasaan Yorkshire untuk mengatakan apa yang Anda berpikir dengan keterbukaan tumpul, dan lama Ben
Künt samimiyetle ne düşündüklerini söylemek Yorkshire alışkanlıktır, eski ve BenJest to zwyczaj Yorkshire powiedzieć, co myślisz o tępych szczerość, a stare Ben
Künt samimiyetle ne düşündüklerini söylemek Yorkshire alışkanlıktır, eski ve BenJe to zvyk, Yorkshire povedať, čo si myslíte, že s tupými úprimne, a starý Ben
Künt samimiyetle ne düşündüklerini söylemek Yorkshire alışkanlıktır, eski ve BenJe to zvyk, Yorkshire říci, co si myslíte, že s tupými upřímně, a starý Ben
Künt samimiyetle ne düşündüklerini söylemek Yorkshire alışkanlıktır, eski ve Ben그것은 당신이 무딘 솔직한 생각과 함께 무슨 말을해야할지 요크셔 습관이며, 오래된 벤
Künt samimiyetle ne düşündüklerini söylemek Yorkshire alışkanlıktır, eski ve BenNó là một thói quen Yorkshire để nói những gì bạn nghĩ rằng với sự thẳng thắn thẳng thừng, và cũ Ben
Künt samimiyetle ne düşündüklerini söylemek Yorkshire alışkanlıktır, eski ve BenOn Yorkshire tapana sanoa, mitä luulet kanssa tylppä avoimesti sekä vanha Ben
Künt samimiyetle ne düşündüklerini söylemek Yorkshire alışkanlıktır, eski ve BenTo je navada, Yorkshire reči, kaj misliš s topim odkritosti, in stari Ben
Künt samimiyetle ne düşündüklerini söylemek Yorkshire alışkanlıktır, eski ve BenWeatherstaffは、ヨークシャーのムーア人だった。 "股関節"私は似てよいビットですが、"彼
Künt samimiyetle ne düşündüklerini söylemek Yorkshire alışkanlıktır, eski ve BenΕίναι μια συνήθεια Yorkshire να πει ό, τι νομίζετε με ωμή ειλικρίνεια, και παλιά Ben
Künt samimiyetle ne düşündüklerini söylemek Yorkshire alışkanlıktır, eski ve BenТова е навик, Йоркшир да се каже какво мислите, че с тъп откровеност и стари Бен
Künt samimiyetle ne düşündüklerini söylemek Yorkshire alışkanlıktır, eski ve BenЦе звичка Йоркшир сказати, що ви думаєте, з тупими відвертість, і старий Бен
Künt samimiyetle ne düşündüklerini söylemek Yorkshire alışkanlıktır, eski ve BenЭто привычка Йоркшир сказать, что вы думаете, с тупыми откровенность, и старый Бен
Künt samimiyetle ne düşündüklerini söylemek Yorkshire alışkanlıktır, eski ve Benזה הרגל יורקשייר להגיד מה אתה חושב בכנות בוטה, וזקנים בן
Künt samimiyetle ne düşündüklerini söylemek Yorkshire alışkanlıktır, eski ve Benفمن عادة يوركشاير أن أقول ما هو رأيك بكل صراحة غير حذق ، وبن القديمة
Manastırdan ayrıldıktan sonra, samimi olarak, dinle işimi bitirmiştim.Après avoir quitté mon couvent, j'en avais fini avec la religion, franchement.
Manastırdan ayrıldıktan sonra, samimi olarak, dinle işimi bitirmiştim.Depois de sair do convento, digo francamente, cortei com a religião.
Manastırdan ayrıldıktan sonra, samimi olarak, dinle işimi bitirmiştim.Dopo aver lasciato il convento, avevo veramente chiuso con la religione.
Manastırdan ayrıldıktan sonra, samimi olarak, dinle işimi bitirmiştim.După ce am părăsit mănăstirea, terminasem cu religia, sincer.
Manastırdan ayrıldıktan sonra, samimi olarak, dinle işimi bitirmiştim.Eerlijk gezegd was ik, na mijn vertrek uit het klooster, klaar met religie.
Manastırdan ayrıldıktan sonra, samimi olarak, dinle işimi bitirmiştim.솔직히 말해서 저는 수녀원을 나온 뒤에 종교와는 끝을 봤다고 생각했습니다.
Manastırdan ayrıldıktan sonra, samimi olarak, dinle işimi bitirmiştim.Miután kiléptem a zárdából, végeztem a vallással, ezt őszintén mondom.
Manastırdan ayrıldıktan sonra, samimi olarak, dinle işimi bitirmiştim.Nachdem ich mein Kloster verlassen hatte, hatte ich, ehrlich gesagt, mit Religion abgeschlossen.
Manastırdan ayrıldıktan sonra, samimi olarak, dinle işimi bitirmiştim.Opuszczając zakon, szczerze mówiąc, skończyłam z religią.
Manastırdan ayrıldıktan sonra, samimi olarak, dinle işimi bitirmiştim.Potom, ako som opustila kláštor, som skončila s náboženstvom, úprimne.
Manastırdan ayrıldıktan sonra, samimi olarak, dinle işimi bitirmiştim.Setelah keluar dari biara, sebenarnya saya tak mau lagi berhubungan dengan agama.
Manastırdan ayrıldıktan sonra, samimi olarak, dinle işimi bitirmiştim.Tras dejar el convento, terminé con la religión, la verdad.
Manastırdan ayrıldıktan sonra, samimi olarak, dinle işimi bitirmiştim.Από τότε που άφησα το μοναστήρι, τελείωσα είναι η αλήθεια, με τη θρησκεία.
Manastırdan ayrıldıktan sonra, samimi olarak, dinle işimi bitirmiştim.След като напуснах манастира, приключих с религията, честно казано.
Manastırdan ayrıldıktan sonra, samimi olarak, dinle işimi bitirmiştim.Честно говоря, отучившись в монастыре, я решила покончить с религией.
Manastırdan ayrıldıktan sonra, samimi olarak, dinle işimi bitirmiştim.אחרי שעזבתי את המנזר שלי, סיימתי עם דת, באמת.
Manastırdan ayrıldıktan sonra, samimi olarak, dinle işimi bitirmiştim.إذ بعد مغادرتي الدير فإنني وبكل صراحة خلصت من الدين.¥

İlgili Sayfalar