Sami, Leyla'dan hiç hoşlanmıyordu.Sami didn't like Layla at all.
Leyla, Sami'yi hatırlıyor.Layla remembers Sami.
Sami kendini Leyla'ya derinden borçlu hissetti.Sami felt deeply indebted to Layla.
Sami bir treni daha kaçırdı.Sami missed another train.
Sami'nin yaşayabileceği herhangi bir yeri yoktu.Sami didn't have any place to live.
Sami kendini arkadaşlarından biraz üstün hissetti.Sami felt a little bit superior to his friends.
Sami kontroldeydi.Sami was in control.
Leyla, Sami'yi memnun etmek için her şeyi yapabilirdi.Layla might do anything to please Sami.
Sami memnun etmek için her şeyi yapabilir.Sami might do anything to please.
Sami bir kediye ateş etti.Sami shot at a cat.
Sami bir ördeğe ateş etti.Sami shot a duck.
Sami nasıl ateş edileceğini öğrenmek istiyordu.Sami wanted to learn how to shoot.
Sami ve Leyla yöresel küçük bir lokantada takıldılar.Sami and Layla hung out at the local diner.
Sami hayatında ne yapmak istediğini bilmiyordu.Sami didn't know what he wanted to do in his life.
Sami, Leyla'nın yaşam tarzını kıskanıyordu.Sami envied Layla's lifestyle.
Sami ve Leyla bir kart oyunu oynadılar.Sami and Layla played a card game.
Sami kendinden tam olarak emin değildi.Sami wasn't entirely sure.
Sami kartları dağıttı.Sami dealt the cards.
Sami mükemmel planı hazırlıyordu.Sami hatched the perfect plan.
Sami, Leyla'yı öldürmek için mükemmel bir plan hazırladı ya da öyle düşündü.Sami hatched the perfect plan to murder Layla, or so he thought.
Sami hepsine sahip olmak istiyordu.Sami wanted to have it all.
Sami eve girdi.Sami entered the house.
Sami acil durum hizmetlerini aradı.Sami called the emergency services.
Sami polise DNA örnekleri sağladı.Sami provided DNA samples to the police.
Sami'nin saçı suç mahallinde bulundu.Sami's hair was found at the scene of the crime.
Sami itiraf etti ve polisi Leyla'ya götürdü.Sami confessed and led the police to Layla.
Sami üç gün sonra tutuklandı.Sami was arrested three days later.
Sami, Leyla'dan kurtulmak istedi.Sami wanted to get rid of Layla.
Sami, Leyla'dan kurtulmak istiyordu.Sami wanted to get rid of Layla.
Sami bir milyon dolarlık bir hayat sigortası poliçesine sahipti.Sami had a million-dollar life-insurance policy.
Sami'nin Leyla'dan kurtulması gerekiyordu.Sami needed to get rid of Layla.
Sami, mirasını Leyla ile paylaşmak istemedi.Sami didn't want to share his inheritance with Layla.
Sami suçlu bulundu.Sami was found guilty.
Sami annesini öldürmeye yardım etti.Sami helped kill his mother.
Sami durumu çok farklı görüyor.Sami sees things very differently.
Sami yaptığını söylediği şeyden dolayı masumdur.Sami is innocent of what he said he did.
Sami yaptığını söylediği şeyden dolayı suçsuzdur.Sami is innocent of what he said he did.
Sami anne ve babasını seviyor.Sami loves his parents.
Sami daha önce bize yalan söyledi.Sami has lied to us before.
Sami neler olduğunu biliyordu.Sami knew what was going on.
Sami yakın mesafeden vuruldu.Sami was shot at close range.
Sami yüzükoyun yatıyordu.Sami was lying face down.
Sami yüzüstü yatıyordu.Sami was lying face down.
Sami'nin tabancası bir kuyunun içinde bulundu.Sami's gun was found in a well.
Sami'nin silahı bir kuyuda bulundu.Sami's gun was found in a well.
Sami bugün hareket ediyor.Sami is moving today.
Sami bugün taşınıyor.Sami is moving today.
Sami bir silah sesi duydu.Sami heard a shot.
Sami korkunç bir patlama duydu.Sami heard an awful blast.
Sami odaya giremeyecek kadar korkuyordu.Sami was too afraid to go into the room.
Sami işte sorunlar yaşıyordu.Sami was having problems at work.
Şartlar Sami için zordu.Things were hard for Sami.
Sami ve Leyla'nın mutlu bir ilişkisi vardı.Sami and Layla had a happy relationship.
Sami seyahat etmekten hoşlandı.Sami liked to travel.
Sami, Leyla ile yaşamaya gitti.Sami went to live with Layla.
Sami, Leyla'yı gerçekten beğeniyordu.Sami really liked Layla.
Sami yine hareket ediyor.Sami is moving again.
Sami yine taşınıyor.Sami is moving again.
Sami çok çalıştığı için biraz kızgındı.Sami was a little resentful because he worked so much.
Sami yepyeni bir minibüse sahipti.Sami had a brand-new van.